Google Play Store
App Store

Taslak, toplumsal cinsiyet kalıplarına aykırı yaşayan herkesin kamusal ve özel alanda varoluşlarını cezalandırma amacını taşıyor. Giderek meşruiyetini kaybeden hükümet, iktidarını korumak uğruna baskının dozunu artıyor.

Bedeni ve kimliği disipline etme girişimi
Fotoğraf: Depo Photos

Dr. Dilek BULUT - Akademisyen

Haziran ayındaki ayrımcı, hukuku yok sayan, Hüda Par’ın teklifini içeren 10. Yargı paketinin üzerinden 5 ay geçmeden sızdırılan 11. Yargı paketi taslağı, ruhu açısından bir önceki gibi hukuku, insan haklarını yok sayan, nefret tonunun yanında LGBTİ+ bireylerin varoluşlarına sahip çıkmaları, varlıklarını ifade etmelerini ve bunları teşvik edenleri, özendirenleri de cezalandırılmalarını içeriyor. Doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve “genel ahlâka aykırı tutum ve davranışta bulunma” gibi muğlak bir tanımla, 1 ila 3 yıl hapis cezası öngörüyor.

GENEL AHLAK TORBASI

Manifest grubunun şovları ve kıyafetleri genel ahlaka aykırı bulunmuştu. Mabel Matiz’in şarkı sözleri müstehcendi. Sahne şovlarında kullanılan kıyafetler, sanat eserlerinde yer alan cümleler bu muğlak tanımın içine rahatlıkla sokulabiliyor. Özgürlüğü, insan haklarını, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunanların, “erkek gibi giyinen”, “kız gibi konuşanların”, “gökkuşağı şemsiye taşıyanların”, herkesin suçlu tanımın içine atılabileceği bir torba bu.

Öneri ile cinsiyet değiştirme yaşı 18’den 25’e çıkarılıyor, ameliyat koşulları ağırlaştırılıyor. Hukuksal yaş sınırları ile oynanıyor. 18 yaşındaki bir birey dünyadaki hukuk sistemlerinde reşit sayılırken neye, kime göre olduğu belli olmayan gerekçelerle, cinsiyet değiştirme yaş sınırı 25’e çekiliyor. Gerekçe çok tanıdık, “Aile kurumunun korunması, toplumun genel ahlak ve değerlerine yapılan saldırıların önlenmesi, tek tipleştirme ve cinsiyetsizleştirme akımlarıyla daha etkin mücadele edilmesi amacıyla toplumsal yapımızı tahkim eden ve insan onurunu koruyan düzenlemeler” LGBTİ+ varlığı, varoluşu yasalarla, cezalarla aile yılında ahlakçı nedenlerle inkâr ediyorlar. Oysa “Onur yasa tanımaz, isyandan doğar!”

ÇOCUKLAR DA HEDEFTE

Paketin içine tıkıştırtılan maddelerden biri de suça sürüklenen çocuklarla ilgili. Orada da hukuksal yaş sınırları ile oynanarak 15-18 yaş aralığındaki çocukların birer erişkin gibi yargılanması ve kapalı ceza infaz kurumlarına kapatılmasını öngörüyor. Ülkede son dönemde MESEM projelerinden, zorunlu eğitim süresinin kısaltılması girişimlerinden, tüm bu yaşananlar bağımsız bir bütünün parçası.. Muhafazakar Neoliberal sistem hayatı sermayenin ve ataerkinin ihtiyaçları üzerinden şekillendiriyor. Çocukların 15-18 yaş arasının yetişkin olarak değerlendirilmesini ile ilgili açılan hukuk dışı parantezin sonuçlarının nereye varacağını tahmin etmek zor değil. UNICEF içinde bulunduğumuz dönemi “çocukluk çağının yitimi, çocuklar için karanlık yüzyıl” diye tanımlıyor. 11. Yargı paketi “çocuk işçilik, erken yaşta zorla evlendirmeler ve çocuk istismarı açısından” değerlendirildiğinde, çağın karanlığının çocuklar üzerine düşen gölgesini görmek ürkütücü.

10. yargı paketi teklifinde KAOSGL “hepimiz tehlikedeyiz” diyerek bu yasakçı, ahlakçı, hukuksuz ve cezalandırıcı zihniyete daha bütünlüklü bakmamızın uyarısını yapmıştı. Hepimizin hayatı her geçen gün genelgeler, yasalar, yasaklar, ahlakçı söylemlerle ve saldırılarla kuşatılıyor. Kocaman bir ağ atıp üzerimize nefessiz bırakmak istiyorlar hepimizi.

Topluma Siyasal İslamcı yaşam biçimini, heteroseksist, otoriter, tek tipçi anlayışlarını zorla dayatmaya çalışıyorlar. Toplumu ayrıştırma, kendileri gibi olmayanları ötekileştirip düşman ilan ederek bekasını bunun üzerinden sağlayan gerici ittifak yeni taslak ile bunu yasallaştırmayı ahlak kisvesi altında yapıyor. Üstelik Rojin’in bedeninde kime ait olduğu belli olmayan cinsel saldırı izlerini bir yıldan beri saklarken, failleri bulmak için uğraşmazken ahlak bekçiliğine soyunuyor.

VAROLUŞA MÜDAHALE

Taslak, aileci politikalar söylemi içinde kadınların kaç çocuk doğuracağına, kürtaj hakkına, cinsel sağlık hizmetlerine erişimi fiili olarak engelleyen iktidarın, LGBTİ+ bireylerle ilgili yalnızca hukuki düzenleme değil, bedeni ve kimliği disipline etme girişimini gösteriyor. Bu taslaktaki öneriler toplumsal cinsiyet kalıplarına aykırı yaşayan herkesin hem kamusalda hem özel alanda varoluşlarını cezalandırma amacını taşıyor. Siyasi ve ekonomik krizin etkisi ile giderek meşruiyetini kaybeden hükümet iktidarını korumak uğruna baskının dozunu artıyor.

İktidarın muhafazakâr, otoriter, heteroseksist aileci politikalarının tutması için LGBTİ+’ları ve toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını toplumun yıkıcı unsuru olarak işaretledi. Aile politikalarının sivil örgütlenmesi “Büyük Aile Platformu” (BAP) Kuruluş manifestosunda toplumsal cinsiyet kavramını ideolojik dayatma ve neslin varoluşuna tehdit olarak tanımlayan bu oluşum, aileci politikalara karşı çıkanlara, toplumsal cinsiyet kavramına ve LGBTİ+’lara karşı savaş açmış durumda. BAP’ın kurucuları arasında, TÜGVA’dan MÜSİAD’a kadar bir dizi siyasal İslamcı vakıf/dernekler yer alıyor. Pek çok ilde düzenledikleri büyük aile mitinglerinde LGBTİ+’ları hedef alıyorlar ve ailenin en büyük tehdidi olarak gösteriyorlar. Oysa hedef topyekûn muhaliflerin bireysel hak ve özgürlükleri kısıtlamak. Bu yasa teklifin asla meclise gelmemesi, müzakere dahi edilmemesi gerekiyor.

Iona Kuçuradi “İnsan onuru sizin başınıza gelen değil, başkasının başına gelen bir olay karşısında sizin nasıl bir tutum sergilediğinizle ilgilidir. Biz insan onurunu uğradıklarımızla değil eylemlerimizle koruruz”. Cümlesi hatırlatarak “hepimiz tehlikedeyiz söylemin etrafında bir mücadeleyi örmek bu tasarının meclise gelmesini engellemek için bu baskıcı, otoriter, hukuk tanımayanlara karşı ortak mücadelede birleşmekten başka çaremiz var mı?

Sorun sadece LGBTİ+ meselesi değil hepimizin özgürlüğü.