Beşiktaş’ın sorunu tamamen psikolojik
Sayın Başbakan’ın memlekete yaptığı hizmetler saymakla bitmiyor. Dalga dalga büyüttüğü “Ergenekon” sevdasından tutun da, uzman doktor edasıyda koyduğu teşhislere...
İçlerinden en çok neyi beğendin diye sorarsanız eğer “Hamdolsun, teğet geçti” saptamasını tek geçerim. Ama hakkını vermek gerekiyor, diğerleri de hiç fena sayılmazdı. Örneğin, krizin Türkiye ayağını tespit ederken “Tamamen psikolojik” şeklinde ahkam kesmesi, Sayın Başbakan’ın bilmediğimiz bir yönünü daha öğrenmemize vesile oldu.
Meğer koltuğunun altındaki karpuzlardan birisi de “Ruhbilimcilikmiş.”
Binlerce işçi işinden olmuş, yüzlerce irili ufaklı işletme kepenk indirmek zorunda kalmış ama bunların hepsi psikolojikmiş!
Bak sen Allah’ın işine.
Dahası kendisi verdiği bu tip dersler sayesinde ufkumuzu da açıyor.
Başbakan, önderlikte de bir numara yani. Fazla uzatmadan konuyu bağlayayım. Zaman zaman Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün içinde bulunduğu sıkıntıları dilim döndükçe sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Hatta sırf bu yüzden kimi okurların “taciz” kokan eleştirilerine bile alıştım diyebilirim.
Ancak kulüple ilgili duyduğum her şey öyle negatif ki; istesem de pek olumlu yazılar yazamıyorum. Sezon başı yaşanan terliksi kaptanların olayı, İbrahim Kaş’ın elden uçması, Gordon Schildenfeld ve akabinde yapılan Anthony Seriç transferleri, Ertuğrul Sağlam’ın yollanıp Mustafa Denizli ile anlaşılması, Sinan Engin’in varlığı, Fulya Projesi’ndeki usulsüzlükler, Yusuf Şimşek transferi için izlenilen yol (Koray Avcı, Burak Yılmaz ve Fahri Tatan’ın köle ticareti yaparcasına yollanılması henüz unutulmamışken şimdi de Aydın Karabulut ve Ayhan Tuna Üzümcü için aynı yolun izlenmesi) ve en son olarak da Matias Delgado’nun sponsor firmadaki haklarının uçuk sayılacak bir para karşılığında geri alınması!
Bakın, bu saydıklarımın hepsi 2008-2009 futbol sezonu içerisinde gerçekleşti. Son 10 sezonda sadece bir şampiyonluk yaşayan (100. yıl da) bu koca camianın uyanışa geçmesi için başına daha ne gelmesi gerekiyor?
Israrla kötü yönetilen Beşiktaş’ın haklarını korumak için artık Beşiktaşlıların bir şey yapabileceğine ilişkin inancım tamamen yok oldu. Medya içinde Beşiktaşlı olmayan insanlar dahi artık “Yıldırım Demirören gitmeli” cümlesini yüksek sesle söylerken, gerçek Beşiktaşlıların çoğunun 3 maymunu oynamaları sizce de garip değil mi?
Tüm bu yaşananlara rağmen kendisinden başka herkesi suçlayan Başkan Demirören’in büyük resme bir kere daha bakmasını istiyorum. Ve ona şöyle sesleniyorum; “Eğer söylediğiniz gibi bu ülkede iki takımlı bir lig yaratılmak isteniyorsa, bunun tek müsebbibi sizsiniz Sayın Başkan! Suçu kendinizde aramanızın zamanı geldi de geçiyor.”
Aksi takdirde geriye kalan tek yolu kabul etmek zorunda kalacağız ki; (Başbakan’ın kulakları çınlasın) o da Beşiktaş’ın sorununun tamamen psikolojik olduğudur.

