Bilal’in koltuğu kasımda hazır
Erdoğan, seçim öncesi kabine değişikliği ile yetinmeyip genel başkanlığa düşündüğü Bilal Erdoğan’a uygun parti düzeni kuracak. İktidarın “siyasi dizayn” hamlelerinden muhalefet de nasibini alacak.

Ülke siyasetinde “esasa” dokunmadan her gün yeni bir gündem oluşturuluyor. Bakanlar değişiyor, muhalefet partisinden belediye başkanları istifa ediyor, belediye başkanları ile genel başkanın konuşmaları ortalıkta dolaşıyor, ittifaklar kuruluyor, veliahtlar tayin ediliyor. Aksiyon bitmiyor.
Suriye'de savaş çıktı çıkacak derken antlaşma imzalandı. Ülkede “Terörsüz Türkiye” ismi verilen süreç, hiçbir şey yaşanmamış gibi devam ediyor. DEM Parti İmralı Heyeti, dün Erdoğan'la bir görüşme gerçekleştirdi. Bu kadar kötü yönetilen, halkın öfkeden deliye döndüğü ülkede siyasetin gündeminin bu çerçeveye sıkışması gerçekten hayret verici. Hiç kuşkusuz bu, aynı zamanda bir iktidar başarısı.
PARTİ BİLAL’E EMANET
Erdoğan'ın ortağı Bahçeli ile birlikte seçim takvimini başlattığını görebiliyoruz. Seçim öncesi yapması gerekenler aciliyet sırasına göre düzenlendi. Son günlerde netleştiği gibi Bilal Erdoğan da “yapılacaklar listesi” içine dahil oldu. Geçen süre içinde Bilal Erdoğan için düşünülen koltuk konusu artık açıklığa kavuştu. Bilal Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi AKP Genel Başkanı olması konusunda büyük oranda uzlaşmaya varıldı. Uzlaşma arayışının parti içinden çok iktidar ortağıyla yapıldığını söylemeye bile gerek yok.
AKP, Bilal Erdoğan kararıyla birkaç meseleyi çözmüş oldu:
Birincisi: Ailenin "Erdoğan sonrası"na dair dayatmasına pozitif yanıt verilmiş oldu.
İkincisi: Erdoğan sonrasına dair parti ve ittifak içinde başlayan kavgayı soğutmak ve ötelemek için zaman kazanılmış oldu.
Üçüncüsü: Rejimin işleyişinde “cumhurbaşkanının bazı yetkilerinden feragat etmesi” şeklinde formüle edilen değişikliği karşılamak için adım atılmış olacak.
AKP, Bilal Erdoğan'ın başkanlık takvimini erken seçim tercihine bağlı olarak belirleyecek. Parti içinden aldığımız duyumlar, “Kasım 2026” itibarıyla Erdoğan'ın genel başkanlığı bırakacağı yönünde.
Kulislere göre Bilal Erdoğan'ın parti başkanlığına ne AKP'den ne MHP'den yüksek sesle itiraz eden oldu. Ama endişe beyan edenlerin sayısı az değil. Parti içi dengeler, alışkanlıklar ve "saltanat" çağrıştırma ihtimali gibi nedenlerden dolayı seçim öncesi bunun “riskli olacağı” endişesini duyanlar da var. Bu endişelere rağmen Bilal Erdoğan tercihinin hayata geçmesine kesin gözüyle bakılıyor. Parti örgütü büyük oranda Bilal Erdoğan'a göre düzenlenmişti. Son rötuşun olağanüstü kongrede yapılması bekleniyor.
İKİ İTTİFAK GELİYOR
AKP'de bunlar yaşanırken milliyetçi-muhafazakâr cenahtan iki ittifak filizleniyor. Birincisi; Erbakan'ın "Milli Görüş'ün devamı" diye nitelediği YRP, SP, Gelecek ve DEVA'nın oluşturduğu yapı. Bu ittifakı parti tabanları istiyor; ama Davutoğlu, Erbakan ve Babacan'ın egoları hâlâ ciddi bir engel olarak duruyor. Parti kaynaklarından aldığımız bilgiye göre ittifakın ana meselesi cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak. Barajı geçmek ilk hedef olarak belirleniyor. AKP'den uzaklaşan ama başka bir partiye gitmeyen seçmen, birincil hedef kitlesi.
“Neden cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci plan?” diye sorduğumuzda, “Erdoğan'la kavga ederek o tabana seslenemeyiz” yanıtı geliyor.
Benzer bir çalışmanın Zafer Partisi ve Anahtar Parti arasında devam ettiğini bilmeyen yok. Ama bu ittifakın kaderini biraz İYİ Parti, biraz da CHP'nin adayının kim olacağı belirleyecek gibi duruyor. İki ittifakın siyasete etkisini bugünden kestirmek mümkün değil. İktidara mı yoksa muhalefete mi yarar sorusunun kestirme bir yanıtı da yok. Erdoğan’ın kendine yenebileceği rakip ararken tüm bu ittifak senaryolarını da dikkate alacağı kesin.
SEÇİME HAZIR MI?
Erdoğan'ın son birkaç aydır izlediği eylem hattına baktığımızda, bu yıl içinde bir seçimin sürpriz sayılmayacağını söylemek mümkün. Erdoğan, Meclis muhalefetini bölme konusunda önemli mesafe aldığını düşünüyor. DEVA, Gelecek ve YRP liderlerinin açıklamaları ile Özdağ'ın yaklaşımı Erdoğan'ı haklı çıkarır cinsten.
Suriye'de yaşanan gelişmeler ve çözüm süreci üzerinden Kürt siyasetini de yedeklediği, en azından muhalefet blokundan kopardığı konusunda AKP'de yaygın bir kanaat var. Bu tablonun üzerine Merkez Bankası'nda biriktirilen rezervler, planlanan sosyal yardımlar ve emeklilere dair atılacağı ifade edilen adımlar eklenince seçim atmosferi kendini tüm ağırlığıyla hissettiriyor.
İTİRAZ KAZANACAK
Tüm bunlara rağmen siyaseti bir miras devri ya da masa başı mühendisliği olarak görenler, Türkiye’nin o kestirilemez dinamizmini her zaman hafife aldılar. Erdoğan’ın Bilal Erdoğan hamlesi, sadece bir 'veliaht' tayini değil; aynı zamanda iktidarın kendi iç krizini dondurma ve ömrünü uzatma çabasıdır. Ancak sarayda koltuklar yeniden döşenirken, halkın öfkesi sokakta her geçen gün daha yüksek sesle yankılanıyor.
Muhalefet için asıl tehlike, iktidarın belirlediği bu 'yeni oyun kuralları' içinde kendine yer aramaktır. Oysa mesele o masada yer kapmak değil, masayı tamamen devirecek toplumsal bir itirazı örgütlemektir. Unutulmamalı ki; Anadolu'nun siyasi tarihi, kağıt üzerinde kusursuz görünen ama halkın gerçekliğine çarptığında tuzla buz olan 'dizayn' hamleleriyle doludur. Düğümü, Bilal Erdoğan’ın koltuğu ya da liderlerin egoları değil; iktidarın belirlediği çemberden çıkmayı göze alanların örgütlü cesareti çözecek.


