Google Play Store
App Store

'Fikri Sağlar Kitabı' ülke siyasetini temiz tutmaya direnen bir devlet adamının, siyasi yaşamının yanı sıra 1980 darbesi sonrası ülkenin siyasi portresini, sol cenahdaki siyasi çekişmeleri, suikastların ve katliamların perde arkasını anlatıyor.

Bir dönemin perde arkası

Merve Küçüksarp

Usta gazeteci Nazım Alpman ve akademisyen yazar Ekin Kadir Selçuk’un kaleme aldıkları “Mücadelenin Onurlu Yolu: Fikri Sağlar Kitabı” Kırmızı Kedi Yayınları tarafından yayımlandı. Kitap, Kültür Eski Bakanı Fikri Sağlar’la gerçekleştirilen nehir söyleşi ekseninde Sağlar’ın siyasi hayatının yanı sıra Türkiye’nin 1980 darbesinden günümüze kadar olan döneminin geniş bir panoramasını ihtiva ediyor.

Fikri Sağlar, siyasi hayatımızın en çok tanınan simalarından biri. Kırk seneyi doldurmuş siyasi yaşamında temiz ismini koruyabilmiş nadir siyasetçilerden… Faili meçhul cinayetlerin ayyuka çıktığı, ülkenin en karanlık dönemi olarak addedilen 1990lı yıllarda yaptığı çeşitli görevler sebebiyle siyaset mafya ilişkisiyle de mücadele etmiş bir isim aynı zamanda. Kitapta, Sağlar, genç yaşından beri içinde olduğu siyaset hayatı hakkında Nazım Alpman ve Ekin Kadir Selçuk’un sordukları sorulara tüm samimiyetiyle yanıt veriyor, anılarını, ülkeye damgasını vurmuş siyasetçilerin bilinmeyen yönlerini, ülkedeki karanlık hizipleri ve görevi sırasında şahit olduklarını anlatıyor.

Fikri Sağlar’ın anıları 1983 yılında meclisin 12 Eylül darbesi sonrası ilk defa açılması ile başlar. Sağlar o zamanlar 30 yaşında, Mersin’den gelmiş genç bir milletvekili. Siyaset meclislerinde yıllarca pişmiş nice isim yanında gençliği ile dikkat çekmektedir. Onun siyaset birikimi ise onlarca yıllık bir aile mazisine dayanır. Ailesindeki her ferdinin yolu bir şekilde CHP’den geçmiş Sağlar’ın dedesi Süleyman Fikri Bey, Kuvayi Milliye’de hatırı sayılır görevler almış, dayısı Kaya Mutlu da iki dönem vekillik ve Mersin Belediye Reisliği yapmış zatlardır. Bu siyasi mirasla yola çıkan Sağlar kısa zamanda etrafındakileri şaşırtan cesur bir duruş sergiler. 12 Eylül dönemi yapılan işkencelerin hesabını sormaya yönelik adımları ve Kenan Evren’i istifaya davet ettiği konuşmaları ile darbeci kadronun öfkesini üzerinde toplar. Öyle ki Evren’in bir konuşmasında Sağlar’ı hedef göstermesinin ardından Sağlar ölüm tehditlerine maruz kalır, tehditlerin arkası kesilmez. Nitekim Sağlar,1988’de CHP kurultayı sırasında Arif Sağ ve kendisine düzenlenen bir suikasttan, tetikçinin son anda türkülerini severek dinlediği Sağ’ı tanıması sebebiyle şans eseri kurtulur.

BAKANLIK GÜNLERİ

1985 yılında Erdal İnönü, SHP (Sosyaldemokrat Halkçı Parti)’yi kurduğunda Fikri Sağlar partinin genel sekreterliği görevini üstlenir. SHP’nin, -Sağlar’ın da etkisi aşikar olan- halkçı politikalarıyla 1989 yılı yerel seçimlerinde büyük başarı göstermesinden sonra Sağlar’ın yıldızı daha da parlar. 1991 yılında DYP ve SHP koalisyon hükümetinde Kültür Bakanı olarak görev alır. 1995 seçimlerinden sonra koalisyon görüşmelerinde ANAP ve Refah Partisi arasında Maliye Bakanlığı ve Kültür Bakanlığının paylaşılması hususunda anlaşmazlık çıktığı, üstelik göreve gelen her iktidarın kültür politikalarını kendi ideolojisine göre düzenlemeye çalıştığı düşünülürse, Sağlar’ın görevinin ne kadar kritik olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Sağlar’ın bakanlığı sırasında kültür ve sanat alanında önemli işler gerçekleştirilir. Keza 12 Eylül’de yasaklanan kitaplar serbest bırakılır, “Devlet Nazım Hikmet’ten özür diliyor” sloganıyla şairin eşyaları Moskova’dan getirtilir, dünyanın dört bir yanına kaçırılmış tarihi eserlerin, büyük mücadeleler sonucunda ülkemize iadesini sağlanır.

Yazar, şair ve yayımcılara çeşitli yollardan destek olunur, köylerde okuma odaları yaptırılır, gezici kütüphane uygulaması hayata geçirilir. Başta Aspendos Opera ve Bale Günleri olmak üzere çeşitli festivaller düzenlenmeye başlanır, uzun zamandır atıl kalmış olan Türk sinemasını canlandırmak için teşvik ve girişimler yapılır. Devlet tiyatroları ve özel tiyatrolara destek olunur.

SUİKASTLAR, FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER

Demirel’den sonra başbakanlığa gelen Tansu Çiller dönemi ülkenin siyasetinde karanlık bir dönem olarak bilinir. Bilhassa 1993 yılı faili meçhul cinayetlerin, katliamlar ve suikastların yılı olur. Derin devlet mefhumu kamuoyunun gündemine oturur. Kitapta, Sağlar bu konuda detaylı bilgiler verir. Uğur Mumcu suikastını araştıran askeri savcı Ülkü Coşku’nun Mumcu’nun eşi Gürdal Mumcu’ya söylediği “Kocanızı devlet öldürdü, ama bunu benim ağzımdan söylerseniz inkar ederim,” sözü ekseninde Mumcu suikastını değerlendirir.

Sağlar’ın, bahsini ettiği bir diğer olay ise 1993’te bindiği uçağın düşmesi sonucunda hayatını yitiren Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in ölümüdür. Sağlar, bilirkişi heyetinin raporuna göre uçağın buzlanmada arıza yapmış olamayacağını, Bitlis’in ölüm sebebinin şaibeli olduğunu belirtir. Sağlar, her iki olayın az bilinen ayrıntılarının yanı sıra 1993 yılına damga vuran Sivas Katliamını ve o sırada devletin nasıl felç olduğunu da anlatır.

1994 yılında, Fikri Sağlar, Tansu Çiller’in kendisi ile ilgili akçeli meselelerde gelen iddialara ikna edici yanıtlar verememesi sonucu o esnada yürüttüğü bakanlık görevinden ve SHP genel sekreterliğinden ayrılır. SHP ve CHP’nin birleşmesinden sonra 1995 yılında kurulan DYP -CHP hükümetinde, Kültür Bakanı olarak yeniden göreve dönen Sağlar 1996 yılında koalisyonun sona ermesiyle bakanlık koltuğunu bırakır. Ancak sahip olduğu temiz siyaset anlayışı ve devlet -mafya ilişkisine dair yürüttüğü mücadele ile siyasetin her daim içinde yer alır.

Uzun yıllar mafya devlet ilişkileri veya suikastlar hakkında televizyon ekranlarında bir konu konuşulacağı zaman Fikri Sağlar ilk aranan isim olur.

Baykal’ın parti kadrolarını demokratik metotlardan uzak kendi tarafına toplamasıyla CHP’den uzaklaşan Sağlar, Kılıçdaroğlu’nun partinin başına geçmesiyle önce parti meclisi üyesi, sonra milletvekili olarak göreve yeniden döner. Ne var ki Kılıçdaroğlu’nun partide -Sağlar’ın deyişiyle- yeniden kimlik siyasetini gütmeye başlamasıyla birlikte Sağlar saf dışı kalır.

Kültür Eski Bakanı Fikri Sağlar ile yapılan uzun görüşmelerle, tarih ve gazete taramalarıyla yayıma hazırlanan “Mücadelenin Onurlu Yolu: Fikri Sağlar Kitabı” ülke siyasetini temiz tutmaya direnen bir devlet adamının, siyasi yaşamının yanı sıra 1980 darbesi sonrası ülkenin siyasi portresini, bu minvalde ülkenin sol cenahında yaşanan siyasi çekişmeleri, ülke gündemine bomba gibi düşen suikastların ve katliamların perde arkasını akıcı bir dille anlatıyor.