Google Play Store
App Store

Tiyatro dünyasının kalbi İstanbul’da atıyor. Kimi yerleşik, kimi göçebe tiyatro toplulukları kentin dört bir yanında perde açıyor. 400’e yakın oyun arasında bağımsız tiyatroların sahnelediği nitelikli oyunlar öne çıkıyor.

İstanbul’un özel tiyatrolarının bir yıl içinde sergilediği oyunların tümünü izleyebilen bir babayiğit olduğunu sanmıyorum. Bir mevsim içinde sergilenen dört yüze yakın oyundan bir kısmı geçen mevsimden kalanlar olsa da, üretimin dünya metropollerinden aşağı kalmadığını söyleyebilirim. Gerek büyük bütçeli prodüksiyonlarda, gerekse bağımsız tiyatroların yapımlarında sinemada ya da dizilerde çalışan oyuncuların başarısı öne çıkıyor. Bu oyuncuların -ayda birkaç kez de olsa- tiyatrolarda görev alması oyunların kapalı gişe oynamasına neden oluyor. Bazı oyuncuların tiyatromuzda yazar ya da yönetmen olarak da çalıştığını, güzel işlere imza attıklarını görüyoruz. Kimi de yeni mekânlar açarak tiyatro dünyamıza katkıda bulunuyor. Giderek zorlaşan ekonomik koşullar sinema endüstrisini çıkmaza sokarken, tiyatro sahnesi oyuncularımızın nefes aldığı bir ortama dönüşüyor. Sinema adına üzücü, tiyatro adına sevindirici bir gelişme… Öyleyse, gelin İstanbul sahnelerinde bir gezintiye çıkalım; 17 Ağustos 2025 tarihli ‘Bağımsız Tiyatrolar Güçlü Yapımlar’ başlıklı yazıda değinemediğim önemli oyunları birkaç sözcükle de olsa tanıtmaya çalışalım.

BÜYÜK PRODÜKSİYONLAR, YILDIZ OYUNCULAR

İstanbul’un en imkânlı sahnelerinden Zorlu PSM çok sayıda yapımı dönüşümlü olarak sergiliyor. ‘Afife’, ‘İnsanlar Mekânlar Nesneler’ gibi yapımlarda Demet Evgar, Merve Dizdar gibi sinemamızın (ve ekranların) yıldızları başrollerde. Aynı mekânda, Sadri Alışık Tiyatrosu’nun PSM ortaklığı ile gerçekleştirdiği, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği ‘Don Quihote’ (Don Kişot) müzikalinde Selçuk Yöntem, Cengiz Bozkurt ve Zuhal Olcay başrollerde. Hale Sürel ile Cihat Süvarioğlu’nun da aralarında olduğu genç ve dinamik bir kadronun sergilediği Dolkun Prodüksiyon yapımı ‘Linçler ve Dudaklar’, Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği ‘Palamut Zamanı’ da PSM’de sergilenen oyunlar arasında. Bu oyunlar oldukça yüklü bilet fiyatlarına karşın dolu salonlara oynanıyor. Son olarak, şair-tiyatro yönetmeni Onur Ünlü’nün ‘Güneşin Oğlu’ adlı ilk filminin sahne uyarlaması olan kara mizah içerikli fantastik yapımı izledim bu mekânda. Ünlü’nün Nagihan Gürkan’la birlikte yönettiği oyun, başarılı performanslar, işlevsel bir sahne ve ışık düzeniyle seyirciyi etkiliyor.

Aralarında AKM’nin de olduğu farklı sahnelerde oynanan ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ ve ‘Cimri’de Serkan Keskin’in, Oyun Atölyesi’nde ‘Baba’da Haluk Bilginer’in virtüöz oyunculuklarını kaçırmamanızı dilerim. Müjdat Gezen’in ‘7 Kocalı Hürmüz’, Hayko Cepkin’in ‘Jekyll & Hyde’ müzikallerinin yanı sıra bağımsız tiyatroların oyunları da seyirciden ciddi bir ilgi görüyor. Mert Fırat ile Binnur Kaya ‘İki Kişilik Oyun’la seyircinin karşısına çıkıyor. Das Das’ta izlenebilecek bir başka oyun da, Fırat’ın İlksen Başarır’la birlikte yönettiği ‘Dünya Yerinden Oynar’. Engin Hepileri’nin kurduğu Tiyatro In’in yeni oyunu ‘Elma Labrador Çimen’ Moda Sahnesi, CKM, Sahne Dragos gibi mekânlarda sergileniyor. Onur Ünsal’ın yönettiği, Engin Hepileri -Akciğer’den sonra- bir kez daha Nergis Öztürk’le sahneyi paylaşıyor. Mam’Art Tiyatro'nun sahnelediği ‘Hırsızlar’da Murat Kılıç ile Feri Baycu Güler sahne alıyor.

Tiyatromuzun güçlü oyuncuları Sumru Yavrucuk ve Yeşim Koçak ‘Tatavla’da Son Dans’ta, Merve Polat ‘Yan Rol’deki performansları ile seyirciyi etkiliyor. Bu oyunların hepsi de göçebe oyunlar; yani sahneden sahneye taşınıyor. Ama, Şevket Çoruh gibi tiyatromuza sahne kazandırmayı başaranlar kendi oyunlarını o mekânda oynadıkları gibi, başka topluluklara da kiraya vererek kamu kurumlarından beklenmesi gereken bir işlevi üstleniyorlar. Tülin Özen ile Tansu Biçer’in kurduğu Bahçe Galata bunlardan biri… Sırası gelmişken tiyatromuzun ve sinemamızın bu usta oyuncusunun rol aldığı yeni bir oyunun (Ballı Süt) önümüzdeki salı akşamı İzmir İstinyePark’ta sergileneceğini duyurayım. Sinemamızın ve televizyonun yıldızlarından Salih Bademci’nin başrolü üstlendiği, Mehmet Birkiye’nin yönettiği ‘Sesler’i de bu hafta İzmir’de izleme şansına kavuşacağız. Sinema ile tiyatro arasındaki geçişkenliğin bir başka örneği de, Berlin’den Gümüş Ayı Ödülü ile dönen Emin Alper’in yönettiği ‘Öteki’. En kısa zamanda izlemek istediğim bir oyun…

YENİ MEKÂNLAR, ETKİLEYİCİ OYUNLAR

Son günlerde İstanbul’da izlediğim ‘Tebdil’ oyunu da dikkate değer yapımlar arasında. Ahmet Sami Özbudak’ın yazdığı ve yönettiği oyunda Burak Üzen, Erkan Akbulut, Fehmi Karaaslan, Özge Borak ve Gülşah Fırıncıoğlu’nun performansları dört dörtlük. Oyunun en ilginç yanı da mekân kullanımı. Fener’deki Perispri Sanat Galerisi’nde sergilenen oyunu izlemenizi öneririm. Cihangir Atölye Sahnesi’ni (CAS) kuran Muhammet Uzuner, mekânı bir okul gibi değerlendiriyor ve öğrencileri ile başarılı yapımlara imza atıyor. ‘Saloz’un Mavalı’ beğeni ile izlediğim oyunları arasında. Gürol Tonbul da 4. Levent’te açtığı ‘Claphall’ adlı mekânda farklı toplulukların oyunlarına olanak yaratıyor, bir yandan da atölyeler gerçekleştiriyor. Geçen hafta Kemal Başar’ın yönettiği Aziz Nesin oyunu ‘Tut Elimden Rovni’yi izledim bu mekânda.

Bir başka mekân da, Okan Bayülgen’in Şişli’de açtığı Dada Salon Kabaret. Ülkemizde -şu günlerde- başka örneği olmayan, içkinizi içip oyun seyredebileceğiniz bir mekân. Bayülgen‘in yönettiği ‘Kanlı Kabare’de Derya Alabora, Sema Moritz gibi iki ustanın yanında genç bir kadro var. Bir meyhane/gece kulübünde geçen, polisiye ile müzikali buluşturan keyifli bir yapım. İstanbul’un yeni tiyatro mekânlarından biri de Kadıköy’de açılan Paribu Sanat Merkezi. Bu mekânda izlediğim ‘Sürüklenmiş’ de yılın iddialı yapımları arasında. Bu oyunda da iki yıldız oyuncu var: Rıza Kocaoğlu ile Tuğrul Tülek. Ekonomik ama etkileyici sahne-ışık tasarımı ve İbrahim Çiçek’in yalın mizansenin de katkısıyla yılın oyunlarından biri olmaya aday. Şimdilik bu kadar… Bol tiyatrolu, savaşsız günler dileği ile…