Bir milyon doların kovulması: 2
Bir önceki yazımda bazı kovulmalardan bahsedilmişti. Devam edelim.
Matematik Dünyası dergisinin 2003 Kış sayısında şu satırları yazmıştım: “Aşağıdaki kare içindeki soruyu ilk yanıtlayana 1.000.000 TL (yazı ile 1 milyon Türk Lirası) vereceğimi ilan ve taahhüt ederim. Kare içindeki soru: E, toplanabilir dizilerin uzayı olmak üzere, E’den E’ye giden her pozitif doğrusal dönüşümün sıfır ve E’den farklı kapalı ve değişmez alt uzayı var mıdır?”
Bu yazıyı kaleme almamın ilham kaynağı, aynı sayıda yer alan “Bir Milyon Dolarlık Soru” başlıklı bir yazıydı. Yazıya göre, ABD’de Clay adlı bir şahıs tarafından kurulan Clay Matematik Enstitüsü, yedi problem seçmiş ve bu problemlerden herhangi birini ilk çözene 1 milyon dolar ödül koymuştu. Sayın Clay’ın bu zarif davranışı beni derinden etkiledi. Bu nedenle, ben de yukarıdaki soruya 1 milyon TL ödül koyuyorum. Amacım, elbette Sayın Clay’ın amacıyla aynıdır: Matematiğin gelişimine katkıda bulunmak.
İhdas ettiğim bu “Ercan Ödülü”nün, dünyadaki tüm matematikçilere duyurulması için seminerlerde, konferanslarda, kongrelerde ve panellerde bahsedilmesi; iletişim araçlarıyla yaygınlaştırılması matematiğe önemli bir katkı olacaktır. Yukarıda da belirttiğim üzere, amacım tamamen matematiğe hizmet etmektir. Her ne kadar istemesem de yukarıda sunduğum problem artık “Ercan Problemi” olarak anılacaksa bu benim kontrolüm dışında bir durumdur.
(8 Mart 2003 tarihli Radikal gazetesinde yayımlanan Cem Yıldırım röportajında, “Yedi Clay Problemi” ifadesi kullanılmış ve örneğin, Riemann Sanısı, bu yedi problemden biri olarak anılmıştır.)
Bazı matematikçiler, problem başına bir milyon dolar ödül konmasının matematiğin halk nezdindeki itibarını artıracağını düşünüp bundan mutluluk duyabilir. Ancak daha derinlemesine bakıldığında, matematiğin değerinin parayla ölçülmesine üzülmelidirler. Matematik, dünyanın tüm dolar ve altınlarından daha kutsal ve değerlidir.
Son olarak, ödülsüz veya ödülü bir soru: “Bu hep böyle mi olacak?”
Bu yazımda geçen “Bir Milyon Dolarlık Soru” başlığındaki yazı, “Poincaré Sanısı”nı ele alıyordu ve bu soruyu ilk çözene bir milyon dolar verileceği belirtiliyordu. Bu sanı, yukarıdaki yazının yayımlanmasından birkaç yıl sonra Perelman tarafından çözüldü. Perelman’ın, Dünya Matematik Kongresi’nin “Gel, bir milyon dolarını verelim.” çağrısına yanıtı ise şu oldu: “Sirkte oynatılacak bir maymun değilim.”
Bu yanıtla birlikte, Perelman bir milyon doları da “kovmuştu.”
İDAM SEHPASINDA FAŞİZMİN KOVULMASI
8 Şubat 1943 yılında, henüz 17 yaşında, idam sehpasında bir komünist Lepa Radic, haykırıyordu: “Yaşasın Komünist Parti ve Partizanlar.”
Lepa, Nazilerin, yoldaşlarının ismini söylediği taktirde idamın olmayacağı teklifini "Onlar benim intikamımı almaya geldiklerinde isimlerini söylerler" diyerek reddetti.
İdam sehbasında faşizmi ancak ve ancak komünistler kovabilir.
‘KÖPEĞİN OLURUM’ ÖDÜLÜ’NÜN HENÜZ KOVULAMAMASI
Bu ara başlığın akademik-sosyolojik bir dil olmadığı açık. Hazfızalarda kalması açısından böyle proveke edici bir dil kullanıldı. Bu ara başlık daha sonra bir genel başlığa terfi edecek.
Koçların fabrikasında işçi, konutlarında hizmetçi, arabasında şöför, üniversitesinde profesör, hastanesinde doktor ya da köpeklerinin veterner hekimi olabilirsiniz. Hatta hatta Koçların kiralık katili bile olabilirsiniz.
Yüz binlerce yurtsever devrimciyi işkence hanelerden geçiren 12 Eylül faşizminin lideri Kenan Evren’e Vehbi Koç, yazdığı mektupta, ‘solcuların ipini çekin, sol sendikaları kapatın’ diyor ve mektubunu ‘köpeğin olurum’ (emrinize amadeyim) diye bitiriyordu. Kenan Evren’e köpeğin olurum diyen biri adına verilen bir ödül nasıl kabul edilebilir? Vehbi Koç Ödülü’nü kovan henüz olmadı!
Edebiyatla Ahmaklaştırma ve Felsefeyle Çökertme kitap serilerinden öğrendiğim kadarıyla Rosa Luxemburg’un katillerinin kurmuş oldukları vakıf aracılığıyla Rosa Luxemburg adına ödül veriliyor. Bu tür ödülle Vehbi Koç Ödülü ya da benzer sermaye gruplarının vermiş olduğu ödüllerin amaçları birbirlerini bütünleyen parçalardır. Korkunçluğu anlamak için az bir düşünmek yeterli olacaktır.
Faşist, gerici ve emek düşmanı sermaye sınıfının ve diktatörlerin kovulması ve sarayların duvarlarına, ‘Fabrikalar Tarlalar Siyasi İktidar Her Şey Emeğin Olacak’ sloganlarının yazılacak olması insanlığın ödülü olacaktır. Bu uğurda savaşan halk savaşcılarına bin selam olsun. Selam olsun 19 Şubat 1972 yılında katledilen -asıl siz halk savaşcılarına teslim olun- diye haykıran devrimci Ulaş’a.


