Google Play Store
App Store

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: İsmail “haber yapma suçundan” tutuklandı.

Mevzunun özü bu, detaylara ayrıca bakalım:

İsmail Arı, yıllardır gazeteci. Genç ve başarılı bir gazeteci. BirGün’de haberleri yayımlanıyor, BirGün TV’de haberlerini anlattığı videoları… Şimdi Sincan Cezaevi’nde.

Memlekette sıradan bir gazeteci öyküsü diyebilirsiniz ve haklı da olursunuz. Yine de sebeplerini irdeleyelim, belki bizim anlamadığımız, bilmediğimiz bir “suçu” vardır?

Bayram ziyareti için gittiği Tokat Turhal’da 21 Mart’ta gözaltına alındı, zaten yaşadığı yer olan Ankara’ya getirildi. Gözaltındayken yöneltilen suçlama, “halka yanıltıcı bilgiyi alelen yayma”.

Emniyet sorgusundaki ifadesinde, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye her çağrıldığımda gittim, bu kez de çağrılsam yine giderdim” dedi. Onun yerine bir “operasyon” düzenlendi, nezarete konuldu.

Sorguda kendisine ilk olarak vakıflarla ilgili haberi soruldu, “Haberde yanıltıcı bilgi olmadığını, zaten haberdeki bilgilerin açık kaynaklardan, yani bahsi geçen vakıfların internet sitesinden edindiğini, ayrıca kamu kaynaklarının Erdoğan ailesi için seferber edildiğine dair de yıllardır haber yaptığını” söyledi.

Soruda, haberin hangi kısmının “yanıltıcı olduğu”, yani suç unsuru bulundurduğu bilgisi yer almadı. Kısaca, şüpheliye neyle suçlandığının bilgisi verilmemiş oldu ama bir yanıt istendi. Avukatları da suç unsurunun belirsizliğini pek çok kez dile getirdi.

DEZENFORMASYONLA MÜCADELE

Zaten sorgulanan bu haberlerinin hiçbirine daha önce soruşturma açılmamıştı. Ta ki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi basın açıklaması yapana dek… İsmail Arı’ya, tarihi yapılarla ilgili haberine dair Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin “yalanlama” yayımladığı hatırlatıldı. (Tutuklama kararında da bu açıklamaya atıf yapıldı.)

Bu noktada bizim de sorularımız olacak: Savcılık, soruşturmasını, Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin verdiği bilgilere göre mi şekillendiriyor? Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, yargı kurumu mu? Bir olayın gerçeği mi önemli, yoksa bu merkezin olayla ilgili açıklaması mı? En önemlisi: Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin sosyal medyadan yayımladığı basın bildirisi, resmi belge niteliği mi taşıyor?

HANGİSİ SUÇ?

Başka bir soruda da hakim ve savcıların mesleğe seçilirken girdikleri mülakata dair haberi soruldu. İsmail Arı “Hakim ve savcıların seçildiği mülakata AKP’den 5 dönem milletvekilliği yapan Ramazan Can’ın girmesi normal de benim bunu yazmam suç mu oluyor?” cevabını verdi.

Yargının siyasallaştığına dair bu haberinde de suç unsuru bulunmadığını söyledi. Başta söylediğim bu sorular için de geçerli: Haberin hangi kısmının ya da haberdeki hangi ifadenin “suç” niteliği taşıdığı bilgisi dosyada bulunmuyor.

ESAS KONU NE?

Yunus Emre Vakfı’yla ilgili haberinde de haberdeki ciddi yolsuzluk iddiaları bir yana bırakılarak, Kültür Bakanı’na hakaret edip etmediği soruldu… Çünkü haber fotoğrafında, vakıfların bağlı olduğu bakanlığın yöneticisi yer alıyordu.

İsmail Arı yanıtında, “Yunus Emre Vakfı soygunu ile ilgili devletin bana teşekkür madalyası takması gerekirken bu meselenin bir soruşturmaya konu edinmesi karşısında oldukça şaşkınım. Çünkü kamu vakfı statüsündeki Yunus Emre Vakfı’nın naylon faturalarla soyulduğunu Türkiye benim haberimden öğrendi” dedi.

İsmail’in haberinden sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Ardından Ankara İl Emniyet müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürlüğü operasyon düzenledi. Ve konuyla ilgili 2 ayrı iddianame düzenlenip dava açıldı. Yani haberin ardından yargıya yansımış bir suç isnadı var ortada. Tüm bu önemli konular bir yana, İsmail’in sorgulandığı kısım ise haberde Bakanlığın fotoğrafının kullanılması… Şaka değil.

‘HABER YAPMIŞSIN’

İsmail Arı’nın Emniyet ve hakimlik ifadelerinde söylediği, yargı ve siyasetin bu denli iç içe girdiği durumda son 1 yılda yaptığı haberlerin bazı bürokrat ve siyasetçileri rahatsız ettiği tespiti yerli yerine oturuyor. Sorgu işlemlerinde İsmail’e soru sorulmadı, “Bu haberleri yapmışsın” dendi. İsmail de “Evet, yaptım” yanıtını verdi. Tutanaklar bundan ibaret. Dosyada, haberlerinin hangisinin hatalı ifade olduğuna dair somut bir bilgi yok. Hangi haber, hangi bilgi yanıltıcı? Bu soruların cevabı soruşturma dosyasında yok.

Dolayısıyla tek tek haberlerinin ya da yazdıklarının, söylediklerinin değil de bütün olarak haberciliğinin yargılandığını en büyük kanıtı dosyanın kendisi.

Birbirimizi kandırmayalım, İsmail “halka aydınlatıcı bilgi vermekten” hapishanede.