Google Play Store
App Store

Aşkın “sonsuza dek birlikte” vaadi, Michael Shanks’in yönettiği “Birlikte” (Together) filminde, ilişkilerdeki en gizli tahakküm biçimlerinden biri olarak teşhir ediliyor. Film; kırsala yerleşen ve ilişkilerini kurtarmaya çalışan bir çiftin, Alison Brie (Lucy) ve Dave Franco (Evan), bu kaçış ile bedensel ve ruhsal bir çözülüşe geçişlerinin ve birbirini tüketme kabusunun kapılarına dayanıyor. Ve ısrarla bu kapıyı açmaya çalışıyor.

Filmin en çarpıcı gücü performanslardan geliyor. Gerçek hayatta on yılı aşkın süredir birlikte olan bir çift olmaları; Alison Brie ve Dave Franco’nun ekrana taşıdıkları yakınlıkta sıra dışı bir samimiyet yakalamalarına alan açmış gözüküyor.

Ancak yönetmen Shanks ve oyuncular el birliğiyle, bu gerçek hayat kimyasını romantik bir unsur olarak sunmak yerine, bilinçli bir risk alanına dönüştürüyorlar.

Bu iki insanın birbirini ne kadar iyi tanıdığını her bakış, her suskunlukta hissederken, aynı zamanda bu aşinalığın nasıl bir silaha dönüşebileceğine de tanık oluyor. Brie ve Franco’nun performanslarındaki ustalıkla, bir ilişki klişesi portresi çıkartmakla yetinmiyor ve kurban ile zalim pozisyonlarına sıkışıp kalmıyorlar.

EMPATİNİN YIKIMI

Filmin en sevdiğim yönü, empatinin sürekli olarak odak değiştirmesi oldu. Şöyle ki; film, izleyiciyi empatisini sahne sahne, bazen diyalog diyalog yeniden dağıtmak zorunda bırakıyor. Örneğin; Lucy’nin kırılgan bir anında ona sarılan Evan, bir sonraki sahnede onun sınırlarını görmezden gelen bir ısrarın taşıyıcısına dönüşüyor. Bu sayede seyircinin yaşadığı empati kayması, ilişkideki güç dinamiklerinin ne kadar akışkan ve bir o kadar da zehirli olabileceğini mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Birbirini sevme arzusu yavaş yavaş, karşıdakini kontrol etme ve sabit bir kalıpta tutma arzusuna evriliyor. Ve film bunu; yani aşkın, sevginin, daha doğrusu o 'tek kişi', 'ruh eşi', 'mutlak öteki' veya 'ideal eş' mitinin bu dönüşümünü; doğaüstü veya grotesk unsurlara başvurmadan önce, insani bir trajedi, bir drama olarak sunmayı başarıyor.

MELEZ TON

“Birlikte” geleneksel bir beden korkusu (body horror) filmi değil. Dramını, inşasında sağlam kurduğu için film; bu türün araçlarını, psikolojik gerilimi somutlaştırmak adına kullanıyor. Korkunun kaynağı olarak ilişkinin kendisinin bedene işlemesini; çatlakların fiziksel deformasyonlara dönüşmesini gösteriyor. Michael Shanks’in ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi olan film; boğucu bir karanlıktan ziyade, grotesk bir mizah ile duygusal bir samimiyet arasında gidip gelmesiyle dikkat çekiyor. Shanks, korku ile komediyi birbirini baltalamadan harmanlamayı; yani izleyiciyi bir sahnede güldürürken bir sonraki sahnede fiziksel bir rahatsızlık hissiyle baş başa bırakmayı çok iyi başarıyor. Bağımlı ilişkilerin yarattığı kimlik kaybını sadece bir metafor olarak bırakmayan yönetmen; kütürdeme ve vıcık vıcık ses efektleriyle örülü, etkileyici bir ses tasarımı kullanıyor. Ve bunu yaparken soğuk ve boğucu bir dil kurmak yerine, eğlenceli ve dinamik bir yol izliyor. Klasik korku filmi klişelerinin aksine; canlı renkler, yüksek kontrastlı çekimler ve 80’lerin beden korkusu (body horror) klasiklerini andıran ruhuyla, izleyiciyi bir yandan da eğlendirmeyi biliyor.

TANIDIK BİR ÇIKMAZ

“Birlikte” kusursuz bir film değil. Özellikle ikinci yarıda devreye giren mağara mitolojisi ve kült benzeri gizemli unsurlar, başlangıçtaki psikolojik derinlikle tam anlamıyla bütünleşemiyor ve biraz yüzeysel kalıyor. Bu unsurlar, ilişkinin evrensel ve tarih ötesi boyutuna dair ilginç imalar taşısa da karakter odaklı anlatıdan bir kopuş yaratma riski devreye giriyor. Ayrıca, hikâyenin belirli dönemeçlerinin fazla tahmin edilebilir hale gelmesi, gerilimin bir miktar azalmasına neden olabiliyor. Ancak bu eksiklikler filmin temel mesajını ve izlenme keyfini zayıflatmıyor; aksine, onun asıl derdinin bir lanet veya virüs gibi dışsal bir açıklama sunmak olmadığını hatırlatıyor. Filmin derdi; izleyiciyi tıpkı Lucy ve Evan’ın sıkıştığı gibi bu ilişkinin içine hapsetmek, çözüm üretmek yerine bu çıkmazın nasıl hissettirdiğini deneyimletmek. Bu anlamda mitolojik eksiklikler bile, korkunun kaynağının aslında o kadar da egzotik olmadığı, tanıdık ilişki dinamiklerimizin derinliklerinde yattığı gerçeğini pekiştiriyor. Ses, beden ve ilişkiyi aynı anda düşünen bu ilk filmi radarınıza alın derim.