Google Play Store
App Store

Bobo, Brezilya Milli Takımı'nın İrlanda ile yapacağı özel maçın kadrosuna çağırılınca Beşiktaşlılar haklı olarak bir gurur yaşadılar. Dünya futbolunun 1 numarasına...

Bobo, Brezilya Milli Takımı'nın İrlanda ile yapacağı özel maçın kadrosuna çağırılınca Beşiktaşlılar haklı olarak bir gurur yaşadılar. Dünya futbolunun 1 numarasına oyuncu göndermek kolay mı? Brezilya formasını bir iki maç giyip memleketimize gelenler bile el üstünde tutulurken, bu topraklardan geçerek ilk kez Brezilya forması giymenin kıymet-i harbi-yesi ölçülemez herhalde. Üstelik medyanın elinin altında "Ve Alex Brezilya Milli Takı-mı'nda" manşetleri hazır duruyorken, Dun-ga'nın attığı Bobo çalımı, daha çok keyiflendirdi siyah-beyazlıları.

Ne var ki Dunga, bu ilk çağrıda Bobo'yıı yedek kulübesinde oturtarak bu gurur ve sevinci kursaklarda bıraktı. Uzatma dakikalarında bile olsa, insan Bobo'yıı sahaya sürmez mi be kardeşim:

Diyeceksiniz ki "eloğlunda popülizm olmaz; sistem-mistem işler oralarda..." Muhtemeldir. Ama bizde popülizm gırla değil mi? Elbette. Bobo'nun "millilik davası"nın diğer yüzünde Beşiktaş yönetiminin yaklaşımları var. Yöneticiler, "iyi bir teklife sezon sonu satabiliriz" yollu açıklamalar yapıp durdular hafta boyunca... Bunlar içinde benim nazar-ı dikkatimi çeken ise "Bobo'nun Brezilya Milli Takımı'na çağrılması transfer politikamızın doğruluğunu gösteriyor" şeklindeki açıklamaydı. Bu açıklama insanların artık hafızasızlaştığı inancının yönetenlerde ne kadar yer ettiğinin tezahürü olsa gerek.

Yıldırım Demirören yönetiminin 2004 yılından bu yana aldığı oyuncuların listesini yapmaya kalkayım mı? Yok yok, korkmayın böyle bir şey yapmayacağım. Sadece bu "başarılı transfer" politikasından birkaç örnek vereceğim; hafızaları tazelemek için. Bobo'nun Brezilya formasına aday olması iyi güzel de şu ataklara da karşılık versin yöneticiler: Tayfun Korkut, Okan Buruk, Mustafa Doğan, Gökhan Güleç, Juanfran ve Ailton nerede? Bu transferler başarılı mıydı? Uzağa gitmeye ne hacet; yakınlara gelelim. İbrahim Akın ve geçen sezonun en flaş ismi Burak Yılmaz'a ne oldu peki? Havaalanındaki görkemli karşılamadan ötürü fena halde gaza gelip "Türkiye'nin Marado-nası olacağım" diyen Higuen'i sormaya gerek var mı?

Bütün bunlar ve daha adını sayamadığım bir çok futbolcudan sahada doğru düzgün verim alınamadığı gibi, birçoğuna da büyük paralar ödendi. Bu yönetimin teknik direktörlerde sağladığı başarı ise malum olduğu üzere evlere şenlik!

Son haftalarda form durumu pek iyi olmayan Bobo'nun yedeğe çekilmesi konuşuluyordu. Kimbilir belki yönetim Bobo'yu sezon sonunda satmayı planlıyordu fakat "işimize yaramıyor" diyerekten!...

Bobo faslını burada kapatıp bir ara top yapayım: Federasyon seçimleri bir aksilik olmazsa önümüzdeki hafta içinde gerçekleştirilecek. Ve seçimlerde AK Parti iktidarının futboldaki hükümranlığının ilanı olacak. Futbola ilişkin çeşitli düzenlemeleri koz olarak kullanan iktidar, kulüpleri kendi sevdiği adamı seçtirmek üzere ortak karar aldırdı. Öne çıkan isim Hasan Doğan. Başbakanın "yakini" sıfatını taşıyan Doğan aynı zamanda Beşiktaş kongre üyesi. Bu Beşiktaş için hayır mı şer mi? Bana göre şer. Zira Demirören'in akrabası olan Haluk Ulusoy döneminde Beşiktaş sadece 100. yılında şampiyonluk gördü. O da iyi bir takım kurduğu ve 100. yıl motivasyonunu kullandığı için. Hasılı akrabalıktan ötürü sırtı sıvazlanmadığı gibi en çok dayağı da Beşiktaş yedi; "nazım sana geçiyor" hesabına.

Affan Keçeci deki gibi yönetim Beşiktaşlı olduğu için Hasan Doğan'dan da beklentiler içine girerse daha da kötü sonuçlar yaşanabilir... O yüzden Beşiktaşlıların başkan olduğu günden itibaren Doğan'ın tuttuğu renkleri unutmalarında fayda vardır... Hısım akrabalıktan hep kaybetti Beşiktaş çünkü...