Bolu’ya dikilen bozkurt
Merih Demiral’ın iki eliyle bozkurt işareti yapan heykeli 4 Ekim’de Bolu’ya dikildi. Demiral, attığı gol sonrası sevincini bozkurt işaretiyle paylaşmasaydı bu heykel dikilmeyecekti. Dolayısıyla Bolu’da dikilen heykel, öznesi olan Merih Demiral’ın değil, O’nun vücudu üzerinden bozkurt işaretinin heykelidir.
Bu işaretin Türk dünyasında kullanımının yaygın olduğu ileri sürülmekteyse de Türkiye’de ilk kullanımı 1992 yılında Alparslan Türkeş tarafından başlatılmış olması da birçok açıdan manidardır.
Bir şehrin kent planlamasına sunulacak olan heykeller, o kentin karakteristik özelliğini ortaya koyan ve hafızasını canlı tutacak sanatsal figürlerle donatılarak ve belirli yerlere verilecek isimlendirmelerle dikilebilir. Örneğin: Kırşehir’e Neşet Ertaş’ın heykeli dikilebilir. Sinop’a “gölgemden defol” diyerek Büyük İskender’e sadece meydan okumakla kalmayıp aynı zamanda ders veren Sinoplu Diyojen’in yaşadığı kulübeyi/fıçıyı temsil edecek bir ev yapılabilir. Maraş’ta, 1978 yılında yüzlerce insanın katledişini anlatan bir anıt yapılabilir, Aristo’nun büstü Samos’a dikilebilir, Samos’ta bir sokağa Pisagor’un adı verilebilir. İskenderiye’de 415 yılında “dinsizlik ve şeytanlık” suçlamasıyla bir grup dinci yobaz tarafından katledilen kadın filozof ve matematikçi Hypatia’nın büstü, İskenderiye’ye dikilebilir.
Buna karşın, bir kentle hiçbir alakası olmayan “söz verdim” gerekçesiyle bir heykelin dikilmesinin yasal olamayacağı gibi ne anlama da gelebileceği Ender Helvacıoğlu’nun Bilim ve Gelecek dergisinde yayımlanan aşağıdaki yazısı üzerinden ifade edilebilir:
“Yavşaklık: Elle yapılan kurt işaretinin ne eski Türklerle ne de günümüz Türk ulusuyla bir ilgisi vardır. Bu işaret, binlerce devrimci gencin kanına girmiş, yüzlerce yurtsever aydını katletmiş, Maraş-Çorum gibi kitle katliamlarında başı çekmiş, başından itibaren CIA’nın aparatı olmuş, Kontrgerillanın arpalığı haline gelmiş, günümüzde ek olarak mafya ile iç içe bir siyasal hareketin -MHP ve o kökenden gelenler- simgesidir. Kısacası, her zaman emperyalizmin maşası olmuş etnik Türk milliyetçiliğinin ve Türk faşizminin simgesidir... Midemi asıl bulandıran tavır, bazı “solcu”ların “ulusalcılık” adına yenilen haltı hoş göstermeye ve bu işareti bazı mitolojik ve tarihsel uydurmalarla bütün ulusa mal etmeye çalışmasıdır. Eminim hepsinin bu işareti simge edinenler tarafından katledilmiş bir yakını ve arkadaşı vardır. Döneksiniz anladık ama bu kadar yavşaklığın da alemi yok!..”
VELİ SAÇILIK’IN ELİNİ KUZU KUZU SIKAN TANJU ÖZCAN
Tanju Özcan, “ben aslan gibi verdiğim sözü tutarım” diyerek kendisini, çok affedersiniz, bazı hayvanlar üzerinden tanıtmasına karşın kendisini “kuzu”ya benzetmemekte ancak köylü kurnazlığı ile hareket etmektedir. Bırakın DEM Partililerle işbirliği yapmayı onlarla aynı kaldırımda bile yürümem, diyecek kadar da basitleşen ve alçalan Tanju Özcan’ın, Anka Kitabevinde düzenlenen “Türkiye’nin Göç Politikası” başlıklı etkinlikte konuşmacı olarak yer alan Ercüment Akdeniz ve DEM Parti Bolu Belediye Başkan Adayı Veli Saçılık’ın yanına giderek el sıkışmasına ne demeli?.. Ayrıca Tanju Özcan, kendi kendine almış olduğu kararın uygulanması durumunda, yürüyecek kaldırım bulamayacak olması da bizleri üzecektir(!)
“SÖZ VERDİM” HEYKELLERİ
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yine kendi kendine “Erdoğan kazanırsa söz veriyorum, heykelini dikeceğim” diyebiliyor. Bir kente heykel dikmek bu kadar gelişigüzel olabilir mi? Dikilen her heykelin, kentin dokusuna uygun olması gerekmez mi? Ne demek, söz verdim?..
KURT İŞARETİNDEKİ PARMAKLAR FARKLI BİÇİMLERDE DE OKUNABİLİR
Alparslan Türkeş, Osman Bölükbaşı’na Kurt işaretini şöyle anlatıyor: “Bak ağabey, şu serçe parmak Türktür, şu işaret parmağı da İslam’dır. Şu bozkurt işareti yaptığımız işaretin arada kalan boşluğu ise cihandır. Son olarak kalan 3 parmağın birleştiği nokta ise mühürdür. Yani ağabey, işaret ederek gösterir isek şu çıkar: Türk İslam Mührünü dünyaya vuracağız.”
Yani, Başbuğ’a göre Türk’ün işareti kurt işareti değil, serçe parmağı oluyor. Hemen hemen her çocuğa anlatılan ve iyi bilinen bir hikâyede, her parmağın bir anlamı vardır. Bu oyundaki parmakların görevlerini kurt işareti altında gösterilebilir.
Tanju Özcan, bu şekil üzerinde çalışarak “esas milliyetçi biziz” tezini daha bilimsel bir zemin üzerinde savunabilecektir.
Bu yazı sonrası Tanju Özcan, şahsıma dava açmak için fırsat kollayacaktır. Bence açmasın!.. Açarsa, kendisine “sünnet çantalı icra avukat” ya da “öğrencilik döneminde öğrenci kantinine gidemediği için hukuk öğrenememiş” gibi seviyelere de geçebilirim. Ayrıca, “davayı kaybedersem Zafer Ercan’ın Pisagor Teorem işaretli heykelini dikeceğim” sözü vermiş olacağından -adam söz vermeye alışmış- heykelimi aslanlar gibi dikme durumunda kalabilir!
Sonuç olarak, Merih Demiral’ın kişiliğinden tamamen bağımsız olarak bu heykel Bolu’nun şehir dokusunu bozmuş ve kenti kirletmiştir. Heykelin acilen kaldırılması gerekmektedir. Aksi takdirde, Şehir Plancıları Odası ve ilgili kurumlar hukuki süreci başlatmalı ve bu konuda taraf olmalıdır.


