Google Play Store
App Store
Britanya’da kurulmadan bölünen yeni sol parti

Emre Eren Korkmaz - Dr., Oxford Üniversitesi

Britanya’da İşçi Partisi (Labour) içinde her zaman sol bir kanat olmuştur. Bu kanat zaman zaman parti yönetimine gelmeyi başarmış, bazen parti yönetiminde bazı pozisyonları almış, bazen geri çekilmiş, belirli bölgelerden çıkardığı vekillerle ve sendikalardan aldıkları güçle sol, sosyalist hareket içinde aktif şekilde yer almıştır. Corbyn de 80’lerden bu yana bu kanadın önemli bir figürü. Parti başkanlığı döneminde de partiden atıldıktan sonra da bu çizgiye uygun hareket etti.

Starmer’in partinin başına gelmesinin ardından parti içindeki bu geleneksel sol muhalefet tasfiye edildi. Anti-semitizm iddiasıyla başladı, sonrasında parti disiplini altında devam etti. İşçi Partisi iktidara geldikten sonra aktif ve tereddütsüz şekilde İsrail’i savunması, içeride ise emeklilerin ve engellilerin sosyal haklarını kırpması gibi politikalarla kısa sürede en sevilmeyen, en az popüler hükümet haline gelmeyi başardı.

Labour’dan duyulan hayal kırıklığından yararlanan ise aşırı sağ Reform Partisi oldu. Farage etrafında toplanan ve henüz doğru dürüst bir kadrosu ve teşkilatı olmayan parti bu sorunu Muhafazakar Partiden gelenlerle çözüm bulmaya çalışıyor ama anketlerde açık ara mecliste çoğunlukla hükümet kurabileceği tahmin ediliyor. Bu partinin gördüğü ilgiden faydalanan, daha sağdaki, açıktan ırkçı figürler de kampanyalar yapıyorlar, mültecilerin kaldığı otellerin önünde eylemler yapıyorlar ve her yere İngiliz bayrağı asıyorlar. Geçen hafta da Londra’da kitlesel bir yürüyüş yaptılar. Faşist, ırkçı hareketlerin güç kazanması ve hükümet kuracak güce ulaşması da ayrı bir kaygı uyandırıyor.

Bu gelişmeler karşısında Labour solunda konumlanan Jeremy Corbyn, Zarah Sultana ve toplumsal hareketlerin temsilcileri ayrı bir parti kuruluşu için harekete geçtiler. Yoksa seçimlerde seslerini duyurmaları, mevcut hareketliliği bir araya getirmeleri ve müdahil olmaları mümkün olmayacaktı. Bunu taban demokrasisi ile “her şeyi birlikte belirliyoruz” diyerek başlattılar, partinin ismi dahi belirlenmedi, “Senin Partin” (Your Party) olarak adlandırıldı. Bu çağrıya 800 bin kişi email listesine katılarak cevap verdi, yerel toplantılar başladı, birçok ankette Labour ve Yeşiller aleyhine oy topladıkları anlaşıldı, karşılıklı verilen olumlu mesajlarla seçimlerde Yeşillerle ittifak yapılacağı, ortak aday çıkarılacağı yaklaşımı benimsendi ve sendikalardan sol sosyalist partilere ve aydınlara kadar destek buldu.

“Herşeyi hep beraber, birlikte düşünüp karar veriyoruz” konusu uygulamada sıkıntılı bir konu. Burada vurgulanan elbette bolca tartışma ile hazırlanan belgelerin benimsenmesi ama 18 Eylül’de kamuoyunun önünde yaşanan kavga ile partinin daha kurulmadan bölünmesi ve dağılması tehlikesi tüm bu iddiaları boşa çıkardı.

Aslında sürecin en başında, duyuru aşamasında sorunlar başladı. Son dönemde toplumsal eylemlerde öne çıkan ve etkili konuşmaları ile dikkat çeken Coventry vekili Zarah Sultana Corbyn’le parti kurmaya karar verdiklerini ve eş başkan olacaklarını sosyal medyada duyurdu. Ama bu coşkulu ve ses getiren duyuruya Corbyn cevap vermeyince garip bir durum oldu. Sonra Corbyn’e yakın çevreler, Corbyn değil, Corbyn’in bundan hoşlanmadığını, erken bulduğunu ve eş başkanlık konusunda kararın verilmediğini basına bildirdiler. Ancak birkaç hafta sonra Corbyn ve Sultana ortak açıklama yapıp Your Party inisiyatifini başlattı. Yukarıda dediğim gibi önemli bir ilgi gördü, 800 bin kişi kayıt oldu, kongre tarihi belirlendi, isim için anketler yapıldı ve tüm ülkede toplantılar başladı.

18 Eylül sabahı hepimiz eposta aldık. Artık kongre kararı da alındığına göre email listesi üyeliğinden çıkıp partiye üye olmak için davet içeren bir mektuptu. Tabii bunun karşılığı 55 pound aidatı ödemekti. Sultana’nın dediğine göre 2 saat içinde 20 bin kişi kayıt oldu, yani 1 milyon pound toplandı. 2 saat sonra aynı partiden ikinci bir email geldi ve Corbyn de aynı anda sosyal medyada Zarah harici diğer vekillerin imzası ile paylaşım yapıp bu çağrının izin verilmiş, onaylanmış bir eposta olmadığı belirtildi. Hatta paranızı geri alın, düzenli ödeme talimatını iptal edin dendi. İnsanlar ilk başta partiye rağmen bir dolandırıcılık zannetse de çağrı Zarah’tan gelmişti. Buna Zarah sert bir yazıyla cevap verdi. Kararın verildiğini ama Corbyn ekibinin sürekli ertelediğini, kendisine oy hakkı verilmediğini, cinsiyetçi erkekler kulübü gibi hareket edildiğini söyleyip inisiyatif aldığını belirtti ve Corbyn’in kampanyalarını yapan birkaç kişiyi de ismini vererek suçladı. Buna Corbyn halen cevap vermedi, partinin resmi sayfasından iddiaları reddeden bir açıklama yapıldı. 19’unda da tüm gün üye inisiyatifleri, aydınlar, Galler gibi bazı bölgelerdeki sendikacılar ve eski vekiller mektuplar yazarak taraflara anlaşma çağrısı yaptı. Taraflar anlaşsa dahi ileride birlikte hareket etmenin zor olacağına dair yorumlar paylaşıldı, birçok insan daha partiyi kurmadan bölünen sola dair eleştirilerini paylaştı, birçok insan da kızıp Yeşillere üye oldu. Yeşillerin yeni lideri de sevilen biri, kısa sürede üye sayısı 70 binden 78 bine çıktı.

İşçi Partisi hükümeti ve ekonomide işçi sınıfına çıkardığı ağır reçete ile İsrail’e verdiği tereddütsüz destek ve yükselen aşırı sağ ve göçmen karşıtlığı sebebiyle Labour’un solunda, Yeşiller ile koordineli çalışan, işçilerin oy vereceği kitlesel bir sol parti fikrinin bir temeli var. Ama yarın taraflar anlaşsa dahi ciddi bir güven ve hayal kırıklığı yarattığı açık. Taban inisiyatifi üzerine edilen onca lafa karşın bırakalım geniş sayıda grubun birbiriyle yarışmasını, birkaç kişinin dahi her şeyi kontrol etmek için birbiriyle anlaşamadığının ortaya çıkması da cabası. Bundan sonra sürecin nasıl ilerleyeceği de merak konusu.