Bu ülkede grev var!

Yaren ÇOLAK
Dünya Moskova'yı hep dışarıdan izliyor. Kurulan ittifaklar, cepheler, enerji hatları, diplomasi… Ama bu hafta ülkede gündem ne savaş, ne de diplomasi.
Sovyetlerin dağılmasından sonra emek mücadelesini bıçak gibi kesen anayasalar, baskılar süreci de başlamış oldu. Liberal dönüşüm, özelleştirmeler ve oligark kapitalizmi, işçi sınıfını hızla sessizliğe itti. 2000’li yıllarda yürürlüğe giren İş Kanunu’yla grev hakkı fiilen sınırlandı; dayanışma grevleri yasaklandı, toplu sözleşme süreçleri daraltıldı.
Hukuken var olan sendikal hakların, fiiliyatta kullanılamadığı bir dönem başladı. Rusya Federasyonu’nun hatırlanan en güçlü emek mücadelesi, 2007’deki Ford Vsevolozhsk fabrikası grevi oldu. O dönem Leningrad bölgesindeki fabrikada çalışan işçiler, düşük ücretleri ve kötü çalışma koşullarını protesto ederek üretimi durdurdu. Grev, “post-Sovyet dönemin ilk başarılı işçi grevi” olarak anıldı. İşçiler, yüzde 11’lik bir ücret artışı ve çalışma saatlerinde iyileştirme elde etti. Ancak bu kazanım, uzun vadeli bir sendikal dayanışmanın başlangıcı olamadı.
Bu hafta ise kışın yüzünü gösterdiği Rusya’da, sol ve emek için umut yeşerdi. 5 kasım günü gazeteler, gelişmeyi manşetten verdi: Dimitrovgrad Grevi başladı.
PUTİN: “DEVRİM NİTELİĞİNDE”
Rusya’nın nükleer enerji alanındaki en iddialı yatırımlarından biri olarak gösterilen Dimitrovgrad’daki MBIR (Çok Amaçlı Hızlı Araştırma Reaktörü) projesi, devlet nükleer kurumu Rosatom’un himayesinde yürütülüyor. Toplam sözleşme bedeli yaklaşık 33,4 milyar ruble olan dev proje, Devlet Araştırma Merkezi – Atom Reaktörleri Araştırma Enstitüsü’ne (NIIAR) bağlı. 30 Haziran 2027’de tamamlanması planlanlanan tesisin yüklenici firması ise Orgenergostroy Enstitüsü A.Ş.
Kremlin, projeyi ‘Rus bilim ve sanayisinin geleceğine yatırım’ ve ülkenin 'enerji bağımsızlığı’ hedefinin bir sembolü olarak tanıttı. Öyle ki Kremlin’in büyük önem verdiği projeye ilişkin Putin, eylül ayında yaptığı açıklamada “devrim niteliğinde” ifadelerini kullanmaktan kaçınmadı.
Ve Putin haklı çıktı. Proje devrim niteliğinde oldu. Emek mücadelesindeki uzun sessizlik bozuldu. Orgenenergostroy Enstitüsü’nün yüzlerce çalışanı 5 Kasım günü iş bıraktı. Ücretlerin 15 günden fazla gecikmesi durumunda işin durdurulmasına ve ortalama ücretlerin korunmasına olanak tanıyan İş Kanunu'nun 142’nci maddesi uyarınca, çalışanlar yaklaşık 300 imza toplayarak iş durdurma talebinde bulundu.
Gazeteler de uzun yıllardır süregelen sessizliği bozan bu gelişmeyi yine Putin sözleriyle duyurdu. “Devrim niteliğinde projede grev” manşetleri atıldı.
Şantiye önünde biraraya gelen 300 sendikasız işçi, çektikleri video ile greve çıktıklarını kamuoyuna duyurdu. İşçiler, Eylül ayından beri maaşlarının, Mayıs-Haziran aylarından beri yol paralarının ve Ağustos ayından beri tatil ücretlerinin ödenmediğini açıkladı. Öğle yemekleri ve ulaşım ücretlerinin iptal edildiğini, vardiyalı çalışanların haksız yere işten çıkarıldığını ve işten çıkarılan arkadaşlarının son maaşlarını alamadıklarını duyurdu.
Putin’in övgülerle söz ettiği proje nedeniyle iflas ettilerini, biriken borçlarının katlandığını ve şantiyedeki çalışma koşullarının dayanılmaz bir hal aldığını belirten işçiler, kararlı olduklarını haykırdı. Anayasal haklarını kullanacaklarını açıklayan işçiler, tüm borçları ödenene kadar işe dönmeyeceklerini vurguladı.
Yıllardır sessizliğe gömülmüş emek mücadelesi, kimsenin beklemediği bir anda, üstelik devletin ‘en prestijli projelerinden birinde’ yeniden hayat buldu. Ülke gündemini derinden sallayan bu gelişme, hükümet yetkililerini alarma geçirdi. Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Alexander Bastrykin, maaşların ödenmemesiyle ilgili kapsamlı bir rapor hazırlanmasını emretti. Ulyanovsk Bölgesi Soruşturma Müdürlüğü, Ceza Kanunu’nun “ücretlerin kasten ödenmemesi” başlıklı 145.1. maddesi kapsamında soruşturma başlattı. Aynı anda savcılık ve bölgesel yönetim de devreye girdi. Ulyanovsk Valisi Aleksey Russkikh, işçilere hukuki destek sağlanması talimatı verirken, eski vali ve Duma milletvekili Sergey Morozov da devreye girerek durumu doğrudan Kremlin’e bildirdi.
SESSİZLİK SIRASI KREMLİN’DE
Kommersant gazetesi, yalnızca Ekim ayında şirket hakkında açılmış 40’tan fazla dava bulunduğunu, yöneticisi Elguja Kokosadze’nin ise daha önce yolsuzluk suçlamasıyla sekiz yıl hapse mahkûm edildiğini yazdı.
Projeye övgüler düzmekten geri durmayan Kremlin’de şimdi ise büyük bir sessizlik hakim. Adeta hükümet sözcülüğünü üstlenen Rusya Bağımsız Sendikalar Federasyonu (FNPR) ise yaptığı açıklamayla süreci ‘bireysel aksaklık’ olarak niteledi. Buna karşın Kremlin tarafından ‘marjinal’, ‘aşırılıkçı’ olarak tanımlanan bağımsız sol sendikalar; örneğin Zashchita Truda (EmekSavunması), Novoprof ve Konfederatsiya Truda Rossii (KTR); sahada dayanışma açıklamaları yaparak MBIR işçilerine destek verdi.
UYANIŞ ŞANTİYEDE BAŞLADI
Siyaset bilimci Sergey Erofeev’in dediği gibi, Rusya’da devletin dili ‘istikrar’, ama sahadaki gerçek ‘tahammül’. Dimitrovgrad’daki grev ise bu tahammülün son sınırı. Orgenergostroy grevi, yıllardır bastırılan öfkenin yüzeye çıkışı. Ve belki de bu yüzden, Dimitrovgrad’daki o küçük şantiye, bugün Rusya’nın en politik yeri.


