Casusluk iddianamesi fos çıktı
Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın tutuklandığı casusluk suçlamasının iddianamesinde tek delil yok. Sadece niyet okuma, delilsiz suçlamalar ve yargının hayali suçlamaları var.

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün siyasal casuslukla suçlandığı soruşturma tamamlandı. Bir iddianame hazırlandı. ‘Siyasal casusluk’ suçlarından 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezaları istendi.
Gerçekten bir ülkenin buna alışmasına inanamıyorum.
16 milyon nüfuslu Türkiye’nin en büyük, dünyanın en büyük şehirlerinden İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı casuslukla suçlanıp tutuklanıyor. Bu akıl almaz bir itham, korkunç bir suçlama. Ama ülkede yeterince gündem bile olmuyor.
Bu iddianameye giden süreci inceledim. Sorgu tutanaklarını okudum, İBB iddianamesine konulan bölümünü de inceledim. Ve iddianameye yeni neler ekleyebileceklerini tahmin etmeye çalıştım.
İddianameyi okuyunca hiçbir yeni bilgi ve tespitin eklenmediğini görüyoruz.
İSTANBUL SENİN BAĞLANAMADI
En merak ettiğim soru şuydu: 2019’da ibb.gov.tr verilerinin sızdırıldığı iddiasıyla Kasım 2021 tarihinde uygulamaya konulan ‘İstanbul Senin’ uygulaması üzerinden yapılan suçlamaları nasıl birleştirecekler?
İddianameyi okuyunca hayret ettim; çünkü birleştirmemişlerdi. İddianamede İstanbul Senin uygulaması sadece bir kez, o da başka bir soruşturmanın konusu olarak geçiyor. İstanbul Senin uygulaması ile ilgili İBB davası ana iddianamesinde ‘kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme’ suçlaması yöneltilmişti.
Oysa yandaş medyada günlerce ibb.gov.tr verileri ile İstanbul Senin uygulamasındaki verilerin yurt dışına aktarıldığı anlatılmış, büyük puntolarla casusluk manşetleri atılmıştı. Şimdi bunlar unutuldu, o manşetler için özür dilenmeyecek.
SİYASİ İDDİANAME İTİRAFI
Çünkü haberler de casusluk iddianamesi de tamamen siyasal iktidarın ihtiyaçları için yazıldı. Hatta casusluk suçlamasına dair hiçbir delilin bulunmadığı iddianamede siyasi motivasyonun kabak gibi delili var.
İddianamede aynen şöyle yazıldı:
“Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında Siyasal Casusluk suçunun, özellikle 20219 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasını sağlanarak başta İstanbul olmak üzere, ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır.”
Aynı İBB ana iddianamesinde olduğu gibi savcılık tarafından siyaset yapmak, siyasette söz sahibi olmak istemek bir suç gibi gösteriliyor. Bu durumda ayrımsız tüm siyasetçilerin hapse atılması istenebilir.
112’YE İHBARLA BAŞLADI
Şimdi casusluk gibi bir suçlamayı duyunca ajanlık faaliyetlerinin istihbarat çalışmaları sonucunda tespit edildiğini zannedebilirsin.
Öyle olmadı. Aksine 112’ye yapılan bir ihbarla başladı. Yurt dışında bilişim şirketleri olan İngiltere vatandaşı Hüseyin Gün, manevi annem dediği iş insanı Seher Alaçam’ın evinde bir dönem kalmıştı. Seher Alaçam’ın ölümünden sonra oğlu Ümit Deniz Alaçam ile aralarında husumet şiddetlendi. Ümit Deniz Alaçam, ihbar yaparak Hüseyin Gün’ün ajan olduğunu, pek çok ülkedeki darbeleri organize ettiğini öne sürdü. Büyük çoğunluğu komplo teorisinin zirvesine tırmanan bu açıklama üzerine Hüseyin Gün Temmuz 2025’te tutuklanmıştı. Onun İngiltere ve dünyanın çeşitli ülkelerindeki bağlantıları arasında istihbaratçılar vardı. Bu sayede İBB’ye uzanacak casusluk gizemi yaratıldı. İddianamenin önemli bir bölümünü de Ümit Deniz Alaçam’ın komplo teorilerini anlattığı ifadesi oluşturuyor.
SUÇLAMANIN ÖZETİ
Peki; 162 sayfalık ‘Siyasal Casusluk’ iddianamesinde ana suçlama ne? O kadar boş bir suçlama ki; özetlemek çok kolay:
“İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan, ibb.gov.tr’deki verileri Hüseyin Gün’e verdi. Hüseyin Gün ise bunu ABD’deki şirketindeki ortağı eski CIA elemanı Aaron Barr’a göndererek yurt dışına çıkardı. Bu verileri kullanarak İmamoğlu’nun 2019 yerel seçimini kazanmasını sağladılar.”
Normal olarak zannedeceksiniz ki; savcılığa göre; bu aylar, yıllar süren seçim kazandıracak bir istihbarat faaliyetinin sonucu…
Hayır değil.
Hüseyin Gün ile Necati Özkan, iptal edilen 31 Mart 2019 seçimlerinin yenilendiği 23 Haziran 2019 tarihinde sadece 10 gün önce tanışıyor. İddianame de bunu açıkça anlatıyor.
Bu iddiadaki ajan gizemine de inanabilirsin?
Ama Aaron Barr denilen eski CIA çalışanı, özel şirkete geçtikten sonra uluslararası bilgisayar korsanları Anonymous’un yöneticilerini tespit ettiğini öne sürerek ABD medyasına konu olmuş. Daha sonra verdiği isimlerin Anonymous ile ilgisinin olmadığı ortaya çıkınca rezil olmuştu.
CASUSLUK İTİRAFI YOK
Yine geçmişteki yandaş medya haberlerine baktıysan zannedeceksiniz ki; Hüseyin Gün, etkin pişmanlıktan faydalanarak casus olduğunu ve İBB’de görevli sanıklarla casusluk yaptıklarını itiraf etti.
Hayır böyle bir itirafı yok. Ne casus olduğunu itiraf ediyor ne de iddianamedeki diğer sanıkların casusluk yaptığına dair bir iddiası var. Aksine casus olmadıklarını anlatıyor.
Hüseyin Gün’e itirafçı denilince kendisine talimat veren istihbarat örgütlerini itiraf ettiğini mi zannettiniz.
Hayır… Manevi annesi, iş insanı Seher Alaçam’ın isteği üzerine Necati Özkan ile görüştüğünü ve seçim kampanyasına destek olmayı teklif ettiğini anlattı.
HÜSEYİN GÜN NE ANLATTI?
Peki Hüseyin Gün’ün casusluk konusunda itirafları yoksa neyi anlattı?
Sadece ibb.gov.tr’deki verileri aldıklarını ve şirketine ait bir yazılımla bu verileri analiz ederek Necati Özkan’a gönderdiklerini söylüyor.
‘Casusluk’ gibi büyük bir suçlamayı duyunca zannedersiniz ki; ibb.gov.tr’deki verileri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ya da danışmanı Necati Özkan’ın Hüseyin Gün’e gönderdiği kanıtlandı.
Hayır bu da doğru değil. Hatta itirafçı olduğu söylenen Hüseyin Gün’ün bile böyle bir iddiası yok. Aksine Hüseyin Gün, ibb.gov.tr verilerini istediğini ve Necati Özkan’ın ise “Açık bir kaynak olan OSTİN’e baktınız mı?” diye sorduğunu anlatıyor. Kendi şirketinin OSTİN’e bakarak bu verileri bulduğunu anlatan Hüseyin Gün, “Bu verileri Necati Özkan mı yükledi yoksa bilgisayar korsanları mı çalıp buraya koydu bilmiyorum” diyor. Nitekim OSTİN’de sadece İBB’nin değil pek çok şirketin, kurumun mail bilgileri yer alıyor. Çünkü bilgisayar korsanları elde ettikleri bu verileri bu platformda satıyor. Bu bilişime hakim olan herkesin bildiği bir gerçek. Hatta burada bulanan veriler arasında 2015 yılında İBB’de çalışanların mail adresleri bile yer alıyor, bu İmamoğlu’nun seçimi kazanmasından yıllar önce verilerin buraya konulduğu ihtimalini güçlendiriyor.
Ama savcılık tamamen delilsiz bir şekilde şu tespiti yapıyor:
Necati Özkan, Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla ibb.gov.tr’deki verileri OSTİN’e yükledi. Delil mi? Yok. Artık savcıların delil olmadan suçlama yapabildiği bir yargıya sahibiz.
BİRAZ GİZEM BİRAZ KURGU
Yandaş medyaya ve iddianameye bakarsanız Hüseyin Gün’ün çok gizli Wickr isimli casus yazılımı üzerinden Necati Özkan’a gönderdiğini zannedersiniz.
Bu da doğru değil. Wickr’ı sanal mağazalardan telefonunuza indirmek birkaç dakika sürüyor ve herkesin kullanımına açık.
Wickr üzerinden Necati Özkan’a seçim kazandıracak çok önemli raporların gönderildiğini mi zannettiniz?
Yine yanıldınız.
İddianamede Hüseyin Gün’ün Necati Özkan’ın kullandığı öne sürülen Wickr hesabına gönderdiği iddia edilen mesajların ekran resimleri var.
Bu raporların büyük çoğunluğu Ekrem İmamoğlu bir mahalle kahvesine gitse orada kendisine yapılacak önerilerden oluşuyor. Hüseyin Gün’ün ABD’deki şirketinin yazılımı sayesinde hazırladığını öne sürdüğü raporlar sadece güldürüyor. Ama iddianamede bu raporların Ekrem İmamoğlu’na seçimi kazandırdığı iddia ediliyor. Sadece bu mesajların okunması bile iddianameyi çürütmek için yeterli. Üstelik bu saçma mesajların ekran görüntülerini iddianameye koyan savcı, hiçbir dayanak olmadan bunları ‘Hüseyin Gün’ün Necati Özkan’a talimatı’ diyerek yorumluyor.
İMAMOĞLU’NUN TEPKİSİ
Ayrıca şöyle bir anekdot var. Hüseyin Gün iddianamede ekran görüntüsü olan mesajlarda Ekrem İmamoğlu’nun dini hassasiyeti olan seçmenleri göz önünde bulundurmasını söylüyor. Bu mesaj sorulan Ekrem İmamoğlu ifadesinde şöyle diyor:
“Ben 6 yaşından itibaren Kuran-ı Kerim okumaya başladım. İstihbarat çalışanı olduğu iddia edilen bir kişi mi bana muhafazakar kesime nasıl davranmam gerektiğini öğretecek. Bu mantığa aykırıdır.”
Savcılık bu mesajlarla 2019’daki İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin manipüle edildiğini öne sürüyor. Bu mesajlarla seçim sonucu değiştirilebiliyorsa dünyanın en kolay işi seçim kazanmak olmalı.
İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ YOK
Casusluk gibi ağır bir suçlama yöneltildiğine göre; devletin gizli bilgilerinin, çok önemli verilerin yurt dışındaki istihbarat örgütlerine aktarıldığını zannetmeniz de normal.
Ama böyle bir tespit de yok. İddianamede devletin hiçbir gizli belge ya da bilgisinden bahsedilmiyor. Sadece ibb.gov.tr verilerine dair dayanaksız iddialar var.
Tabii; ‘İBB’yi yöneten Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan’ın Hüseyin Gün ile para trafiği devletin gözünden kaçmamıştır’ diye düşünebilirsiniz.
Para trafiği de yok. Hatta Hüseyin Gün de hiç para almadığını net şekilde ifade ediyor. MASAK raporunda da böyle bir tespit yok.
Ayrıca Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün ifade tutanaklarında seçimden sonra da casusluk faaliyetinin devam ettiği, hatta Hüseyin Gün ile bu konuda 20 Ağustos 2019 tarihinde bir toplantı yapıldığı iddia ediliyordu.
SOSYAL YARDIM TOPLANTISI ÇIKTI
Yandaş medyada bu konudaki manşet haberleri görüp savcılık casusluk delili bulmuş zannedebilirsin.
Ama bu iddianın fos çıktığı da iddianamede yer alıyor. Çünkü tam aksini gösteren delil iddianameye bile konulmuş.
Hüseyin Gün, casusluk itirafı olmayan etkin pişmanlık ifadesinde zaten bu toplantının İBB’nin sosyal yardımlarının tespiti ve organize edilmesiyle ilgili olduğunu söylemişti. Hüseyin Gün’ün iddianameye konulan notlarında bu toplantının konusunun sosyal yardımlar olduğu açıkça yazılmış. Hüseyin Gün, sunumunda kendi sosyal medya analiz programı sayesinde hangi bölgelerde hangi sosyal yardımlara ihtiyaç duyulduğunun tespit edilebileceğini savunmuştu.
‘SÜLÜK GİBİ’ İDDİANAMEYE KONULMADI
Necati Özkan ise ifadesinde bu sunumla ilgili şunu söylemişti:
“Sunum Türkiye’de aynı sektörde çalışan şirketlerden bile aşağıdaydı. Türkiye’de bu işi yapan şirketler 400-500 dolar talep ederken Hüseyin Gün 3-4 milyon dolar istedi. Bu nedenle teklifi reddettik.”
Bu soruşturmada ifade veren diğer İBB’nin bilişim yöneticileri de Necati Özkan’ın Hüseyin Gün için “Sülük gibi yapıştı, dinleyip gönderelim” dediğini anlatmıştı. Hatta bunu kanıtlayan mesajlar dosyaya girdi. Ama bu kısımlara iddianamede yer verilmedi.
MERDAN YANARDAĞ’A İFTİRA
İddianamedeki gazeteci Merdan Yanardağ bölümü ise saç baş yolduruyor. Hüseyin Gün’ün annesi Seher Alaçam, Merdan Yanardağ’ın genel yayın yönetmeni olduğu Tele1’e bağış yapıyor. Bu nedenle Merdan Yanardağ ile görüşüyorlar. Hüseyin Gün ifadesinde Seher Alaçam’ın ölümünden sonra Merdan Yanardağ’ı annesinin emaneti olarak gördüğünü ve Tele1’e bağış yaptığını anlatıyor. İddianameye konulan Hüseyin Gün ile Merdan Yanardağ’ın mesajlaşmalarından nasıl bir casusluk suçlaması çıkarıldığını anlamak mümkün değil. Bunlar; Merdan Yanardağ ile Hüseyin Gün’ün siyasi analiz yaptıkları, gelecek öngörülerini paylaştıkları, hatta çoğu zaman CHP’yi eleştirdikleri mesajlardan ibaret. Merdan Yanardağ bu mesajlarda gazetecilik mesafesini çok net ortaya koymasına karşın savcılık, Hüseyin Gün’ün yılların gazetecisine talimat verdiğini iddia edebilmiş. Bu ülkenin tam bağımsızlığı için mücadele ederek ömrünü geçirmiş, bu konuda çok sayıda kitap yazmış Merdan Yanardağ’a tamamen delilsiz ve dayanaksız şekilde casusluk suçlaması yöneltilmiş. Bu iddianameyi görünce; tek gayenin Tele1’e el koymak olduğu gün gibi aşikar oluyor.

Özetle; Türkiye’de aklın ve mantığın kalmadığı bir distopyanın içindeyiz. Sadece senaryolar, niyet okumalar ve komplo teorileri ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ cezaevinde. Hatta Hüseyin Gün’ü bile bir gün cezaevinde yatıracak bir delil yok.


