Google Play Store
App Store

Yasaya harfiyen uydukları, her hareketlerini yasaya referans vererek gerçekleştirdikleri halde, sürekli yasa dışı kalmaları çok rahatsız ediciydi. Yoksa yasa taşınmış mıydı? Yerinde yoktu. “Yasalarımız bilinmez herkesçe, bizi yöneten o küçük soylular grubunun elinde bir sırdır. Bu eski yasalara tıpatıp uyulduğundan kuşkumuz yok, ama bilinmeyen yasalara göre yönetilmek gene de enikonu rahatsız edici bir şey” (Kafka). Geç de olsa, sonunda yasanın sürekli yer değiştirdiğini fark ettiler. Hareket ettikçe yerini, biçim ve içeriğini sürekli değiştirebiliyor. Yasanın değişim hızı adeta ışık hızıyla yarışıyor, yasal olan bir şey, çok geçmeden yasal çerçevenin dışında kalıyor. Sık sık çerçevenin dışında kalmaları bu yüzdendi, sürekli yer değiştiren yasal çerçeveyi yakalamak kolay değil. Fakat onlar yine de yasaların çizdiği sınırların içinde kalmakta kararlıydılar. Yasa dışı kaldıkları anlar çok tehlikeliydi. Çerçevenin yerini tespit edip bir an önce içine yerleşemedikleri takdirde başlarına kötü şeyler gelebilirdi. Koşuşturmaları, ebelenmemek için kendilerini çemberin içine atmaya çabalayan çocukların sevinçli telaşını andırıyor.

***

Oyun oynamak insanın doğasında vardır. Oyuna alışmışlardı alışmasına ama çerçevenin içinde oldukları halde ebelenmelerine bir türlü alışamadılar, yadırgıyorlardı. Muhtemelen Faulkner okumamışlardı, o yüzden geçmişin asla geçmediğini bilmiyorlardı. Artık zaman çizgisel değil, anakronikti. Geçmişte yasal çerçeveye göre gerçekleştirdikleri bir eylem, güncel yasal çerçeveye göre yargılanıp yasa dışı ilan edilebilir ve bu eylemlerinden dolayı cezaya çarptırılabilirler. Tersi de mümkündü. Bilerek yasa dışına çıktıklarında çok geçmeden kendilerini yasal çerçevenin içinde bulabiliyorlardı. Eklenen yeni kurallar oyunu giderek daha da karmaşık hale getirdi; oyun oynamanın verdiği hazdan olacak, oyuna giderek kaptırdılar kendilerini. Kurallarını, onları yöneten küçük soylular grubu dışında hiç kimsenin bilmediği bir oyunun içindeydiler. Yasal ile yasa dışı olanın arasındaki sınırın sürekli değiştiği, yasal olan bir şeyin çok geçmeden yasa dışı ilan edildiği bir oyunda kırılgan insan bedeni her an korumasız kalabilir. Yasanın koruması olmadan ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını bilemedikleri için oyunu sürdürmekten başka da çareleri yoktu.

***

Yasa onlara itaat ettikleri takdirde, öngörülebilir bir evren ve mutlu bir yaşam vadetmişti, ancak yasanın koruyucu çerçevesi içinde güvenli bir yaşam sürebilirlerdi. Kabul ettiler ve yasanın güvencesi altında bir müddet güzel günler geçirdiler. Fakat yasa şimdi onlarla oyun oynuyor, birden yerini değiştirip onları belirsizlikle baş başa bıraktıkça kadim korkularını yeniden harekete geçiriyor. En temel korkuları, Bakhtin’in tanımladığı gibi kozmik korku: “Yıldızlarla dolu gökyüzü, dağların muazzam kütlesi, denizler gibi sonsuz büyüklüğü ve sonsuz gücü çağrıştıran şeyler, evrendeki olaylar ve doğal felaketler”. Yasa, idrak edemeyeceği kadar büyük olan evrenin karşısında insanın duyduğu kozmik korkuyu gidermek için vardı. Oysa yasa şimdi repertuarındaki tutuklanma, tecrit, işkence gibi eski korkulara yenisini eklemişti: Kozmik korku. Katmerli korkular karşısındaki kırılgan insan bedeni küçük soylular grubunun elinde artık bir oyuncağa dönüştü. İnsanların korkularını yönetmek kolaydır, korkutulduklarında, tıpkı böceklerin kuytu köşelere saklanmaları gibi, onlar da kurgulanmış felaketler karşısında küçük soylular grubunun yasal korumasına sığınmaya çalışacaklardır. Fakat nafile, yasa artık yerinde yoktu ve üzerlerine durmadan bombalar yağıyordu.

***

Durum, Carl Schmitt’e atıf yapılarak açıklanabilir: “Hükümdar, istisna yapma gücünü elinde bulundurandır”. Yasa kaideydi. İstisnalar giderek çoğaldı ve sonunda kaide paramparça oldu. Kaideden geriye korku kaldı. Üzerinde şimdi despotlar yükseliyor. Korku artık istisna değildir; resmiyet kazanmış, kozmik dehşet duygusuna denk düşen resmi korku yasanın yerini almıştır. Korkunun egemen olduğu bir dünyada korunmasız insan bedeni, ebelenmemek için kendini çerçevelere mecbur hissediyor. Oysa çerçeveler sık sık yer değiştirdikçe sürekli açıkta kalıyor. Sorun çerçevelenmekti ve bunun farkında değildi. Çerçeveler, bedenlerin birleşip güçlenmelerini engelliyor.