Çeşme’de rant planı bitti: Kamu alanlarını talan etmeyin
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Çeşme Yarımadası’nı ranta açan “turizm bölgesi” işlemlerini kesin olarak iptal etti. Halk ve meslek örgütleri, “Kamu alanlarını talan etmeyin” diye uyardı.

Halil ERTUNÇ
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Çeşme Yarımadası’nı turizm yatırımları adı altında ranta açan planı kesin olarak iptal etti. Böylece yıllardır tepki çeken ve Ege’nin son doğal alanlarını özel sermayeye tahsis etmeyi öngören “Çeşme Turizm Projesi” hukuken tamamen ortadan kalktı. Karar, İzmir’deki meslek odaları, yaşam savunucuları ve yurttaşlar tarafından büyük sevinçle karşılandı.
Cumhurbaşkanlığı kararıyla 16 bin hektarlık alanı kapsayan proje; 47 kilometrelik kıyı şeridini, 5 adayı, 5 bin hektar ormanı, içme suyu havzalarını ve doğal sitleri içine alıyordu. Yarımadanın neredeyse tamamını kapsayan bu planla mega yat limanları, golf sahaları, lüks oteller ve rezidanslar yapılması öngörülmüştü. Yatırımların, “kamuya kapalı özel alanlar” yaratacağı ve Çeşme’nin ekolojik dengesini geri dönülmez biçimde bozacağı uyarıları yıllardır gündemdeydi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası, Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Çeşme Çevre Platformu (ÇEŞÇEP) ve 103 yurttaşın açtığı davalar sonucunda Danıştay, projenin hukuka ve kamu yararına aykırı olduğuna hükmetti. İdarenin temyiz talebi reddedilince karar kesinleşti. Böylece yarımadayı “imtiyazlı azınlıkların tatil adasına” dönüştürmeyi amaçlayan girişim yargıdan döndü.
YAŞAM KAZANACAK
Yapılan ortak açıklamada, “Artık ortada kesin yargı kararı var. Çeşme Yarımadası’nın son kalan kamu alanlarına turizm bahanesiyle el atmaktan vazgeçin. Yargının kararına uyun” diyerek Bakanlığı uyardı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kesin hükme rağmen yağma projesinde ısrar etmek, Çeşme Yarımadası’ndaki yaşamı tüketecektir. Devletin niteliği hukuk devletidir; hukuk devleti yargı kararlarına uymakla yükümlüdür. Aynı alanın yeniden turizm bölgesi ilan edilmesi artık mümkün değildir. Yarımadanın doğası, ormanları, zeytinlikleri ve denizi, sermayenin değil halkın ortak mirasıdır. Kamu alanlarını talan etmeyin. Halkın kıyılarını duvarlarla çevirecek, doğayı betonla örtecek hiçbir plan meşru değildir. Çeşme’de rant değil yaşam kazanacaktır.”
SÜREÇTE NELER YAŞANDI?
Cumhurbaşkanlığı kararıyla 2020 yılında ilan edilen “İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” kamuya ait geniş alanları yatırımcılara tahsis etmeyi öngörüyordu. Proje kapsamında kıyı şeridinde ve ormanlık alanlarda özel yat limanları, golf sahaları, oteller ve rezidanslar planlanmıştı. Bölge halkı, meslek odaları ve yaşam savunucuları kararın ardından hemen hukuki süreç başlattı; planın hem Anayasa’nın “kamu yararı” ilkesine hem de çevre koruma yasalarına aykırı olduğunu savundu. Dava sürecinde hazırlanan bilirkişi raporunda, “Turizm adı altında yapılan işlemler, bölgenin turizm kaynaklarını yok edecek niteliktedir” ifadeleri yer aldı.
Raporda ayrıca Çeşme Yarımadası’nın mevcut turizm ve ikinci konut yükünü dahi kaldıramadığı, bölgenin ekolojik kapasitesinin çoktan dolduğu belirtildi. Ormanların, içme suyu havzalarının ve zeytinliklerin yapılaşmaya açılmasının biyoçeşitlilik kaybına, kıyı erozyonuna ve tarım alanlarının geri dönüşsüz tahribine yol açacağı vurgulandı. Danıştay 6. Dairesi 2023 yılında projeyi iptal etti. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı temyize gitti. Dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na taşındı. Kurul, geçen hafta temyiz talebini reddederek iptal kararını kesinleştirdi. Böylece proje artık hukuken yok hükmünde.


