Cezaevinde müzisyen olmak
Zaman zaman bazı virtüöz müzisyenleri izlediğim ya da dinlediğim zaman bu yere gelmenin zorluğunu düşünürüm. Örneğin Fazıl Say piyanosunun başında ne kadar da farklı bir kimliğe bürünür ya da Keith Jarret. Doğaçlama yaparken çıkardığı sesler, taburesinden ayağa kalkıp bir süre ayakta çalması ne kadar da etkileyicidir. Bunlar bildiğimiz tanıdığımız müzisyenler. Bir de şunu düşünün; bu iki müzisyenle aynı konservatuarlarda okuyup, benzer eğitimi alanlar, saatler boyunca benzer etütleri yapanlar ama hiç tanımadığımız müzisyenleri…
Yetkin bir müzisyen olmak gerçekten de yeteneğin yanında bilgi, çalışma ve farklı bir yorumu gerektirir. Özellikle bir enstrüman çalmak nankör bir iştir. Bir gün çalmazsanız duraklamayı siz anlarsınız iki gün çalmazsanız tüm dinleyenler.
Geçen gün Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden bir mektup aldım. Bir müzisyen kardeşimizin bu mektubunun bazı bölümlerini sizlere aktaracağım ve cezaevinde bir müzisyen olmanın zorluklarını paylaşacağım. Buradan yetkililerden ricam, zaten zor olan cezaevi koşullarını müzikle hafifletmek isteyen bu insanlara biraz anlayışlı davranmaları. Özetleyecek olursam;
Cezaevindeki müzisyenlere posta yoluyla gelen nota, akor, şarkı sözü ve bazı mesleki metotların “mektup maliyetinde olmayan doküman” diye tutuklulara verilmemesi.
Enstrüman yasağı. Yan flüt çalan bir hükümlünün enstrümanının paslanmaz çelikten olması ve boyunun 65 cm olması nedeniyle kurum güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle kendisine verilmemesi. (Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 14.08.2025 tarihli 2025/5834 sayılı kararı)
Enstrüman sınırı. Ceza ve İnfaz Kurumlar Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler hakkında Yönetmelik Müzik Aletleri Madde 10 da ”Her hükümlüye elektrikli olmamak ve idarece belirlenen saatlerde kullanılmak koşuluyla, vurgulu çalgılar dışında saz, ud, gitar, kemençe, keman, flüt, mızıka, ney, kanun gibi müzik aletlerinden birisi verilebilir. Birden çok hükümlünün bulunduğu oda veya koğuşlarda bütün hükümlülerin rızalarının alınması zorunludur” denmektedir. Kanunda açıkça yazmasına rağmen 20 kişiye bir enstrüman düşen koğuşlar varmış. Bunun giderilmesi.
Herhangi bir müzik aleti çalmadan önce yapılacak ilk iş o enstrümanın akordunun yapılmasıdır. Yine bana gelen mektuptan anladığım kadarıyla koğuşlarda akort aleti kullanılmasına izin verilmiyormuş. Cezaevindeki müzisyenler iki üç haftada bir kütüphaneye gidip akortlarını yapabiliyorlarmış. Bunun da çözülmesi.
Enstrümanlar kılıfları verilmediği için açıkta ve korumasız bir şekilde duruyormuş. Bir müzisyenin enstrümanı onun en iyi arkadaşıdır. Yıllar önce bir havayolu şirketi yolculuk esnasında çok yer kaplıyor diye aletlerimizi bagaja koymaya kalkışınca çok büyük bir tepki çekmiş ve de yanlış hatırlamıyorsam sevgili müzisyen kardeşim Ediz Hafızoğlu’nun öncülüğünde “Enstrümanıma Dokunma” kampanyası yapıp bu havayolu şirketi ile uçmama kararı almıştık. Sonunda da bu karardan vazgeçmişlerdi. Onun için dış etkenlerden korunması için enstrümanın koruyucu kılıfında bulunması gerekmektedir. Buna izin verilmesi.
Bugün bir müzisyen kardeşimizin cezaevinden yazdığı bir mektubu paylaştım.
Kalın sağlıcakla…


