Bilindiği gibi emekliler Temmuz 2023’te zam alamamıştı. 7 bin 500 TL’nin altında emekliler 2024 Ocak ayında yapılacak yasal zammı bekler durumdaydı ki Cumhuriyet’in 100. yılı vesilesiyle emeklilere bir defaya mahsus 5 bin TL ikramiye ödenmesi gündeme geldi. Geçtiğimiz hafta ödenmeye başlanan ikramiye, hem asgari ücretin yarısına bile denk gelmeyen miktarıyla hem de ortaya çıkardığı eşitsizlikler gereği emekliler için hüsranla sonuçlandı.

Milyonlarca emekli bu ikramiyeyi alamadı, alamıyor. İkramiye alamayan emekliler arasında işçi emeklileri, küçük esnafın yanı sıra Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ve Ziraat Odası kaydı bulunan çiftçiler de yer alıyor. Böylece zaten zorlu koşullar gereği emekli olamayarak adeta cezalandırılan çiftçiler için emeklilik bir kez daha eşitsizlikleri derinleştiren bir unsura dönüşüyor.

∗∗∗

Emeklilik aslında çiftçiler için önemli bir mücadele konusu. Çünkü çiftçiler girdi ve yaşam maliyetleri artışı ve gelirlerin düşüşü nedeniyle emeklilik için gerekli tarım BAĞ-KUR primlerini ödeyemiyorlar. Çiftçilerin tarım BAĞ-KUR primleri 2022’de 2 bin 158 lira 8 kuruş iken 2023’te 3 bin 452 lira 76 kuruşa çıkmıştı. Hazine teşvik indirimi ile 2 bin 952 lira 36 kuruşa inse de bu çiftçiler bu maliyeti karşılayamıyor.

Eşitsizliğin bir diğer göstergesi de bu oranın, asgari ücret üzerinden işverenlerin ödediği SGK payında daha düşük olması. Dahası, BAĞ-KUR’da emekli olmak için primin 9000 gün olması şartına karşın sosyal sigortalarda kademeli olarak 7200 gün şartı bulunmakta. Yani diğer sigortalıların 20 yıl, çiftçilerin ise 25 yıl prim ödemesi yapması beklenmekte.

Prim yüksekliğinin ve gün sayısının yanı sıra desteklerin yetersizliği de çiftçi emekliliği önünde önemli bir engel oluşturuyor. Bu sebeplerle binlerce çiftçi emekli olamıyor. Öyle ki 2022 yılında 172 bin 747 çiftçi, tarım BAĞ-KUR’u ödeyemeyecek güçte olduğunu muafiyet belgesi ile ispatlamıştı. Zira çiftçiler artık herkesin malumu olduğu üzere sermaye hakimiyetinde maliyetine veya maliyetin altına üretim yapmaya zorlanmaktalar. Tabii aynı sebeple AKP iktidarı bu soruna kulak tıkamayı tercih ediyordu.

Sabit geliri olanların dahi fiyat artışları karşısında gündelik ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı günümüz koşullarında senede bir kere ürün hasat eden çiftçilerin 12 ay prim ödemesi emekliliği bir mücadele konusu olarak düşünülmesi gereğinin bir başka yanını oluşturuyor. Tüm bu koşullar birleşince çiftçilerin prim ödemek için borçlanmaya mecbur bırakıldığı bir sonuca varıyoruz. Bu borçlanma batağı da sermayenin dayattığı maliyetine veya maliyetin altına satışlar karşısında çiftçinin elini zayıflatan ve süreci çıkmaza sürükleyen döngünün önemli bir unsurunu oluşturuyor.

Çiftçiler ne emekli olabilir ne de borçtan kurtulabilir haldeyken hasbelkader emekli olabilenleri de ÇKS kaydı, Ziraat Odası kaydı gibi gerekçelerle ikramiyeden oldular. Diğer yandan çiftçilik AKP iktidarının varsaydığı gibi emekli olunca sonlanan bir “meslek” olmaktan daha fazlası. Tarım politikasının, kırsal alanın mevcut toplumsal formasyon ve ihtiyaçlarına yanıt üretmediğini biliyorduk ama kırsal genç nüfusu son derece düşük olduğu verilerle ortada olan bir ülke için çiftçi emekliliğinin bu derece sorun olması tarım politikası olarak da son derece tutarsız ve hatalı.

Ne yapsın çiftçi ya emekli olmasın ya da kayıtsız mı üretsin? Şimdi sayesinde karnımızı doyurduğumuz; çayını içtiğimiz, zeytinini yediğimiz çiftçiler desteklerden mahrum bırakılmak ile emekli ikramiyesi, borçlanmayla emekli olmamak arasında bir çıkmaza hapsedilmiş durumdalar.

∗∗∗

Bu tablo karşısında her şeyden önce çiftçilere borçsuz emekliliğin tesisi için acil adımlar atılması gerektiğini hatırlatmak gerekli görünüyor. Bunun için bu düzenlemelerin acilen değiştirilmesi ve üretim ve yaşam koşullarına uygun insanca emekliliğe izin verecek bir biçime sokulması gerekli. Örneğin çiftçilere verilen teşvik indirimleri artırılmalı, BAĞ-KUR prim günü azaltılmalı ve primler de aşağı çekilmeli. Ve elbette Cumhuriyet’in 100. yılı ikramiyesi tüm emekli çiftçilere koşulsuz şartsız ödenmeli.