Cizre’de kiralar arttı!
Bölgedeki ‘savaş’ tüm hızıyla sürüyor. İktidar medyası, zafer naraları atıp bölgenin PKK’den temizlenmek üzere olduğu yönünde haber üzerine haber yapıyor. Oysa bu hamasi söylemler gerçeği yansıtmıyor. Halk, uzlaşmadan başka çözüm yolunun olmadığını belirtip, “Böyle baskıyla hendek filan kapatılmaz, kapatılsa da operasyonlar biter bitmez yeniden açılır” diyor. Savaş herkesi yakıyor. Bölgeden aldığımız bilgiler can sıkıcı. Önceki gün Cizre, Cudi Mahallesi’nde bazı güvenlik görevlilerinin PKK militanları tarafından alıkonulduğu iddia ediliyor.
• • •
‘Süpürme operasyonları’ yapıldığı söylenen ilçelerden, ölüm haberleri gelmeye devam ediyor. Son olarak üç çocuk annesi, Hediye Şan isimli kadının evinin bahçesinde polisler tarafından öldürüldüğü biliniyor. Sözde terörist avı, soykırım politikasına benzer bir şekilde sürdürülüyor.
• • •
‘Çözüm sürecinden’, on bin askerle yapılan operasyona sürüklenen Güneydoğu’da Suriye’yi anımsatan resimler var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu bu trajedinin ortasında ‘temizlik’ ifadelerini kullanmaktan imtina etmiyor. Hitler ve onun propaganda bakanı Goebbels’in soykırımla örtüşen ‘temizlik’ sözü yıllar sonra Türkiye’de dile getiriliyor.
• • •
Cizre’yle telefonla konuşmak güç… Jamer’larla görüşmelerin kesildiği, sokağa çıkma yasağı nedeniyle faturalarını ödeyemeyen insanların olduğu yere ‘memleket’ deniyor. O memleketi tankların dövmesi ‘nedense’ sıradan bir hikâyeymiş gibi görünüyor. İletişimin sağlanabildiği zamanlarda, arka fondaki patlama sesleri net bir şekilde duyuluyor. Söylenenler akıl alacak gibi değil: “Ambulanslar hasta ya da yaralı var dediğimizde yollanmıyor. Sadece ölüm yaşandığında ulaşıyor.”
• • •
Cizre, Sur, Nusaybin, Silopi yanıyor…
‘Vatanın bölünmez bütünlüğü’, ‘AKP’nin milliyetçi oy hevesi’ derken, ülke tıpkı yere düşen bir vazo gibi parçalara ayrılıyor. Fiziki koşullar, coğrafya bir yana hayatlar, hayatlarımız tuz buz oluyor.
Kim farkında? Ruhen kopuyoruz. Biz, tankların atış yaptığı mahallelerde yaşayan arkadaşlarımıza İstanbul’un orta yerine dikilip ışıl ışıl süslenen Noel ağaçlarını anlatmakta zorlanıyoruz.
• • •
Söylenecek sözümüz yokken başka şeyler dinliyoruz… Misal bölgede, öğretmenlerin ‘gidişi-kalışı’ meselesi sıkça konu ediliyor. Durumun, “Türk’ün gücünü göreceksiniz” yazısı kadar sert bir ayrılık hissi yarattığını kimse gizlemiyor. Çocukların çizdiği resimler ortada. Basitçe özetleniyor: “Gideni kim durdurabilir? Ama çocuklar çok kırıldı. ‘Onlar bizden değillermiş’ diye düşündüler. Her şey daha zorlaştı. Biz de en az çocuklar kadar içerledik. Cizre’de ev kiraları arttı. Kaderimizi paylaşmayana evler artık iki katı!”
• • •
Kim farkında? Ülke tıpkı bir vazo gibi paramparça oluyor. Fiziki koşullar, coğrafya bir yana hayatlar, hayatlarımız tuz buz oluyor.
Değişmez kural… Parçanın başına gelen, bütünün de başına geliyor!
Hatırlatmakta yarar var… Suriye’de iç savaş kapıdayken, “İnsanlar bize bir şey olmaz, bu savaş bizi yakmaz” diyor, Yugoslavya yok olurken, ‘bana dokunmayan bin yaşasıncılar’ pembe dizi izliyordu!
***
Soma bildiğiniz gibi
Soma Faciası’nın son duruşmasına, ocaktan mucize eseri sağ kurtulan Cüneyt Sualp’in ifadesi damga vurdu. Akhisar’daki duruşmada konuşan işçi; “Pes ettim, iki yıldır işsizim, borç parayla buraya geldim şikâyetten vazgeçtim” dedi. Madencinin ifadesi ‘hukuksuzluğun’ nasıl olup da ‘çaresizliğe’ dönüştüğünü belgeledi. Öte yandan Soma İmbat Madenlerinde yüzlerce madenci, ‘ekonomik daralma’ gerekçesiyle kapının önüne koyuldu. Oysa madencilerden aldığımız bilgiler farklı yöndeydi. Vardiya değişiminde anlaşmalarının feshedildiğini öğrendiklerini dile getiren madenciler, “Bize iş yerine uyumsuzluk, performans eksikliği gibi bahaneler gösterdiler. Yıllardır burada çalışıyoruz şimdi mi uyumsuz olduğumuz anlaşılmış” diyerek tepkilerini dile getirdiler. Esas nedeni ise birkaç cümleyle özetlediler: “Ses çıkarırsan yanarsın, konu sendikalı olmamız, DİSK’e üyeliğimiz. Ucuz numaralarla kimseyi kandırmasınlar!” Pes eden, dayatılanı kabul etmediği işten atılan ve hâlâ tazminatını alamayan madenciler… Soma, üç koldan sarılıp, her yönden bunaltılmış durumda. Soma’da her şey her şey alıştığımız, her şey bildiğimiz gibi!
***
Yavuz hırsız!

CHP Milletvekili Eren Erdem neden linç ediliyor? Elbette cevap çok basit! Doğruları dile getirdiği için! Hedef gösterilmesini, onun üzerinden CHP’ye yüklenilmesini Cumhuriyet yazarları Can Dündar ve Erdem Gül’ün esaret durumlarıyla ilişkilendirmek mümkün. Suriye’yi karıştırmak için cihatçılara vekalet verip silah taşıtan, MKE eliyle sarin gazı gönderen suçlu değil bunları ifşa edenler vatan haini! İçinde bulunduğumuz haftanın önemine istinaden, tek ana fikir ortaya koyabiliriz: Türkiye yavuz hırsız çağında! Elbette bitecek! Eklersek; ne Eren Erdem ne Can Dündar ne de Erdem Gül yalnız değildir!
***
Ömrünün yarısı cezaevinde geçti

Tam 21 yıl… Devlet hiçbir delil olmamasına rağmen, İlhan Çomak’ı hâlâ cezaevinde tutuyor. 1994’te İstanbul’da Terörle Mücadele ekipleri tarafından gözaltına alınan Çomak, 16 günlük ağır işkence altında polis fezlekelerini imzaladıktan sonra çıkarıldığı mahkemede ‘orman yakmak’ ve ‘bölücülükten’ tutuklandı. O tarihten bu yana, tutuklu yargılanan İlhan Çomak, 22 Aralık saat 10:00’da bir kez daha Çağlayan Adliyesi’nde hâkim karşısına çıkıyor.
***
İstikrarda geçen hafta

>>AKP iktidarı savaş politikalarını sürdürdü, bölgede evler yıkıldı, eğitime ara verildi. Hediye Şan isimli kadın evinin bahçesinde polisler tarafından öldürüldü.
nİsrail’le ‘Mavi Marmara’ anlaşması sağlandı. Böylece yine ‘o şiir gibi!’ dış politika anlayışından sapılmamış oldu. Durum, biatçıları çok üzdü. Fakat Türkiye usulü fırıldakların, iple değil bir kez daha reisin üfürüğüyle döndüğü anlaşıldı. Dönüşleri öyle net, keskin oldu. ‘One munite’ şamatasından ‘protesto için dökülen kolanın’ yalanmasına birkaç saat içinde geçiliverdi.
>>TSK, Başika’da, Süleymanşah Türbesi’ne benzer bir kahramanlığa imza attı.
>>Sıra CHP’li vekile de geldi. Yandaş medya hafta boyunca Eren Erdem’i linç ederken, Erdoğan da Kılıçdaroğlu’na şikâyet etti.
>>HDP Vekili Ferhat Encü’nün Silopi’de misafir olarak kaldığı eve zorla girildi. Gazetemize konuşan Encü; “Milletvekiline bunu yapan halka ne yapmaz!” dedi.
nGeçen hafta Antep’te tutuklu bulunan 9 IŞİD’çi tahliye edilmesinin ardından bu hafta da 14’ü serbest bırakıldı. Böylece kısa sürede salıverilen IŞİD’çi sayısı 25’i buldu.


