Google Play Store
App Store
Çocuk işçiliğinden çeteciliğe uzanan yoksulluk kavşağı

Etki Can Bolatcan

Ülkenin tamamında özellikle yoksul mahalleleri ve gecekonduları esir alan çeteleşmeleri, İstanbul Kanarya mahallesinde oturan bir genç olan İbrahim ile konuştuk.

Son birkaç yıldır yaygın olan çeteleşme özellikle gettoda yüzünü fazlasıyla gösteriyor. Bu mahallelerde yaşayan gençlerin bu çetelere olan ilgisinin artmasının temel sebebi iktidarın yoksullaştırma politikasından kaynaklıdır. Gençlerin bu yola sürüklenmesi şiddetli geçimsizliğin sırtlarında bir yük gibi binmiş olup bu yükü de kolay para olarak düşündükleri çetelere katılarak hafifletmeye çalışmaları. Bugün “bu çocuklar neden bu yolu tercih ediyor” sorusunun cevabı net aslında. Suça sürüklenen bu çocuklar genelde yoksul mahallelerde yaşayan işçi ailelerin çocuklarıdır ve yoksulluk sebebiyle neredeyse hepsi hayatlarına çocuk işçi olarak başlarlar ve eğitimden uzaklaşırlar. Çok küçük yaşta eğitimden koparılıp çalışmak zorunda kalmak, erkenden sokak hayatına girişin de kapısıdır. Çocuk işçiliğin çok erken yaşlarda yarattığı fiziksel ve mental yorgunluk içlerindeki sınıf kini ile birlikte besledikleri öfkenin dışarıya taşıp bu öfkeyi yanlış yere kanalize etmelerine ve erkenden suç hayatına adım atmalarına sebebiyet veriyor. Kendilerine sokakta yer bulmak onlar için artık önemli bir hedef haline geliyor ve yavaş yavaş arkadaş ortamından çeteleşmelere geçen bir süreç açığa çıkıyor. İktidarın doğrudan sebep olduğu kötü yaşam koşulları bu gençleri etkilemiş ve çözümü bu yolda bulan gençler her geçen gün daha fazla suç hayatına adım atmıştır.

Çeteler genelde yoksul mahalleleri tercih ediyor, bunun sebebi oradaki yoksul çocukları ekonomik sebeplerden ötürü daha hızlı ikna edebilecekleri düşüncesinin hakim olması. Pis işlerini yaptırmak için para ödedikleri bu çocukları "sen zaten 18 yaşından küçüksün az yatarsın, ailene şu kadar maddi destek sağlayacağım hayatını kurtarırım" gibi vaatlerle istismar edip suç işlettiriliyor. Sürekli ekonomik, ailevi, politik, kültürel baskılara maruz bırakılan, değersiz hissettirilen bu gençler bir geleceklerinin olmadığı düşüncesi ile yaşayıp istismara açık bir hale geliyor ki bu da çetelerin ‘getto’ diye adlandırdığımız mahalleleri kendilerine bir üs yapmalarına olanak sağlıyor.

Mahallelerde artan bu suç oranı artık mahallelerin o eski güvenilir havasını ortadan kaldırıp bir çete yuvası haline getiriyor ve bu suçların önüne koyulan engeller oldukça az. Hırsızlık, uyuşturucu kullanımı veya satımı, cinayetler her geçen gün artmış bir vaziyette ve buna bir çözüm yolu da sunulmaması gençlerin daha fazla suça sürüklenmesine yol açıyor.

Yaşadıkları hayatın hiçbir noktasında kendilerini göremeyen gençler artık para, popülerlik, mahallede söz sahibi olma gibi ‘görünürlüklerle’ çete propagandalarının hedefi haline geliyor bu propagandalar da çetelerin mahallelerde daha fazla yaygınlaşmasına olanak sağlıyor. Görüyoruz ki gerekli önlemlerin alınmaması çetelerin serbest bir şekilde dolaşıp cirit atması iktidarın huzurunu bozmuyor, iktidar çeteleri kendi hallerine bırakmış yolsuzluk politikalarını sürdürür bir şekilde kendi yoluna devam etmekte ve bu umarsızlığın kendisi çeteciliği ve çeteleri yaygınlaştırıyor. Bu da çetelerin arkasındaki siyasi destek ve teşvik sorusunu ortaya çıkarıyor.

Kısacası dayanışma, birlik ve beraberliğin yaşandığı mahallelerimiz artık güvensiz, çetecilik ve mafyatik ilişkilenmelerin cirit attığı bir yer haline gelmişse bunun temel sebepleri de yukarıda belirttiğim gibi yoksulluk, iktidar desteği ve suça sürüklenen bu çocuklara başka imkan tanınmaması, yaşadıkları hayatların yaşamakla ilgisinin olmaması. Bu etkenler çocukları suç işlemeye yatkın hale getiriyor.