Çocuk ve oyun

Azamet Yazıcı - Spor Eğitmeni
Evden çıktığımda eğer toplu taşımayı kullanmıyorsam sokaklara dalmak sokakların arasından yürümek genellikle yaptığım bir alışkanlıktır. Yürümek, kendi sağlığıma da iyi geliyor. Zaten koruyucu hekimliğin en önemli önerilerinden birisidir, yürümek… Sokaklara girmek, sokaklarda olmak, dolaşmak şehirle bütünleşmeyi de sağlıyor. Sokak hayattır, canlılıktır. Sokak sana birçok şeyin mesajını verir, adeta yaşayan canlı bir organizmadır. Sokaklar, dirençtir umuttur ve sokakları neşeli hale getiren, canlılık katan çocuklardır. Büyük şehirlerde oynamak için apartmanların giriş katlarına sokulmuş çocuklar, oyun alanları, parkları elinden alınmış çocuklar, bizim çocuklarımız apartman girişlerinde, o alan içerisinde zoraki oyun oynamaya çalışmaktadırlar.
İşe giderken gördüğüm, gözlediğim bu durum içimi acıttı, eminim birçoğunuz da aynı tabloyu görüyorsunuzdur. Oyun çocukların en özgür olduğu anlardır, oyun çocuğun dilidir, çocuk kendini oyunla ifade eder, özgürlüğüdür, paylaşımıdır, kaprisleridir, heyecanlarıdır, coşkularıdır. Ve elbette oyun oynayan çocuk, uzmanlara, pedagoglara göre gelişimini sağlıklı tamamlar ve mutlu bir geleceği kurmanın adımını atar. Öyledir de oyun çocuğun özgürlük alanıdır, dilidir, paylaşmayı öğrenir. Oyun içerisinde kimliğini kazanır, liderlik vasıfları kazanır ya da geliştirir.
Oynama alanlarından yoksun çocukların / çocuklarımızın oyun alanları apartman girişleri olmuş. Bu yerler ve daracık sokaklar çocukların oyun alanları. Ülkemizde psikiyatristlere başvuran, antidepresan ilaçlar kullananların sayısı hızla artıyor ve çocuklarda da ciddi bir şekilde görüldüğü iddia ediliyor. Sağlık Bakanlığı’nın verileri, 2020’ye kadarki 11 yılda antidepresan kullanım miktarının yaklaşık yüzde 70 arttığını gösteriyor.
Bir spor eğitimcisi olarak elbette apartman girişlerine sokulmuş, dört duvar arasına sıkıştırılmış çocukları gördükçe üzülüyorum. Biz çocukların oyun alanlarını yok ettik, çarpık şehirleşme, kapitalizm çocukların bu alanlarını da yok etti ve büyük çoğunluk psikiyatristlerden, ilaçlardan medet umuyor. Eğitimciler, çocukların kişiliklerinin gelişmesinde, kendi öz benliklerini bulmasında oyuna önem verirler. Gerçekten de öyledir, oyunla çocuk kendini ifade eder, disipline olur, kurallara uymayı öğrenir ve motorsal özelliklerinin gelişmesine neden olur oyun. Daha atletik olurlar, fiziksel yapıları daha düzgün gelişir, mental yönden de daha sağlıklı bir kişilik kazanırlar.
Apartman girişlerine sıkıştırılmış çocukların ellerinde teknolojinin getirdiği telefonlar, bilgisayarlar tabletler var ve çocuklar saatlerce başları öne eğik bir pozisyonda o alete bakarak oynuyorlar. Yine bir araştırmaya göre bu tür aletlere sürekli bakmak insanların kelime dağarcığını kısıtlıyor, cümle kurmakta sıkıntı çektikleri söyleniyor. Ve sadece oraya odaklanmak bir iletişim problemi yaratıyor ve çevresiyle iletişim kurmakta zorluk çekiyor. İleriki yaşlar için ciddi problemler bunlar.
Çoğunuz sokak aralarında bilye oynamışsınızdır, bazı yörelerimizde misket olarak da adlandırılır, benim çocukluğumun en güzel oyunlarından biriydi, nasıl da mutlu olurduk. El, göz koordinasyonunun en iyi kullanıldığı bir oyundur, elbette bu çarpık şehirleşmede bu oyunları oynamak zor ama keşke çocuklarımıza geniş alanlar bırakabilseydik.
40 yıl öncesinden, belki 50 yıl öncesinden söz ediyorum; ama sokakta
oynayan çocuklar olarak mutluyduk, sorunlarımızı kendi aramızda çözerdik kavga da etsek, barışsak da, bunu anneye babaya yansıtmazdık sorunun yeri de, çözümün yeri de sokaktı… Bu da ayrı bir güzellikti.
Bugün, güvenlik sorunlarından dolayı da yaşadığımız şehirlerde oyun alanları bırakmadık çocuklara ve rant uğruna bu yerleri bulma şansları da hemen hemen hiç yok artık. Çocukları apartman girişlerine soktuk, ellerine tabletler vererek iletişimsizliklerine neden olduk, kapitalist sistemin yarattığı şeyler bunlar. Yanlış, plansız çarpık şehirleşme ve rant hırsı, her yeri betona çevirdi. Biz büyükler olarak da beton alanlardan bunaldık, eğer büyükler böyleyse çocuklar nasıldır? Sorumlular, yetkililer, şehir plancıları, yerel yöneticiler çocukların bu sorunlarına çözüm bulabilirler mi? Galiba köklü bir değişim gerekiyor! Galiba köklü bir plan, program dâhilinde yapılaşma gerekiyor. Artık oyun alanlarını, parkları, bahçeleri yıkıp betonlaştırmayın, daha sorunlu kuşaklar yaratmayın, biraz sorumlu olun hiç olmazsa… Hani usta der ya; “Çocuklara kıymayın efendiler…” Kıymayın ya, bırakın onların oyun alanlarına müdahale etmeyi, bırakın onların özgür alanlarını, bırakın onların nefes aldıkları yerleri, bırakın efendiler bırakın… Ağaçları, ormanları yaktınız, Denizleri, kıyıları doldurdunuz ne uğruna; rant, hırs, betonlaşma uğruna! Çocuklara güzel, yaşanacak bir dünyayı, mutlu olacakları bir dünyayı bırakmak tüm hırslarınızdan daha önemli ve daha değerli, bir anlaya bilseniz…


