Google Play Store
App Store

Herhangi bir toplumsal coğrafyada çeşitli meslek gruplarının birliklerine işaret eden pek çok kurum bulunabilir ama ‘Yazarlar Birliği’ herhalde nadir örneklerdendir. Dersim coğrafyası bu konuda da kendine özgü deneyimlere sahiptir. Her biri değişik alanlarda ve dillerde yazan çok sayıda yazar, önümüzdeki günlerde memleketlerinde biraraya gelecek; birbirlerini tanıyacak ve dinleyeceklerdir. Bu buluşma, yazarlar için olduğu kadar, bu kadim coğrafyanın kendisi için de anlamlıdır.

Yazar olmak genellikle ‘eğitimle’ ilişkili olmayı hatırlatır. Geleneksel Dersim coğrafyasında eğitim, ‘okuma yazma oranı’ndan çok daha fazla anlamı ve köklü geçmişi olan bir deneyimdir. Anlatılara da yansıdığı gibi bu kadim coğrafyanın çoğu köylerinde, “ileri gelen” aileler, evlerinin bir odasını eğitime ayırır ve bir de ücretli öğretmen bularak kendine özgü ‘okullar’ kurarlardı. Bundan dolayıdır ki ‘eski yazı’ yani Osmanlıca okuyup-yazanların oranı geçmişte yüksekti. Belki de en doğru ifadeyle eğitim, adeta Dersim coğrafyasının geleneğinde vardı.

Bir ölçüde bu geleneğin de etkisiyle formel eğitim deneyiminin en önemli özelliği, aileler için bir tür ‘mecburi’ görev olarak algılanması ve her ailenin, çocuğunu okula göndermek için bir seferberlik ilan etmesiydi. Elbette bunun da kendine özgü, genellikle görünmez, yıkıcı etkiler bırakan toplumsal nedenleri vardı. Bu toplumsal eğilimin etkisiyle, değişik şehirlerde yaşayan Dersimli ailelerde genellikle okul için gelen akraba çocuklar bulunurdu. Hiçbir aile, eğitimle ilgili olan bu misafirliği sorun etmezdi.

Dersim’in bu özelliği sol-sosyalist politika ile birleştiğinde bambaşka bir eğitim deneyimi inşa olmuş, sözcüğün gerçek anlamında ‘dünyadan haberdar olan’ bir yazar nesli ortaya çıkmıştı. Değişik sosyalist gelenekler içinde örgütlü, dünyanın her yanında olan bitenlerle titiz şekilde ilgilenen ama ‘görünmez’ kalmayı tercih eden çok sayıda Dersimli yazar vardı. Şehrin ünlü ‘Palavra Meydanı’nın öyküsü de bu siyasal eğitimin tezahürüyle ilgiliydi. O dönem yazarlar kuşağının en dikkat çekici özelliği dünyayı iyi bilmeleri, ama kendilerini bilmemeleriydi.

Bütün bu eğitim deneyimlerinin birbirine eklemlenmesiyle Dersim bir tür enformel üniversite olma vasfı kazanmıştı. Hemen her kuşaktan ve hemen her konuda okuyan, söz söyleyebilen bir coğrafya olmuştu. Türkiye’de üniversite kurulan son vilayetlerden biri olması, yaygın kanının aksine gecikmiş bir karardı. Her vilayete bir üniversite kurmak elbette makul bir karar değildi ama kurulacaksa Dersim, en azından son sıralarda olmamalıydı.

Bu deneyimlerin ve olasılıkla kendine özgü nedenleri olan zeka parıltılarının da sonucu olarak Dersim’in sözcüğün gerçek anlamında ‘yazarlar coğrafyası’ olma özelliği bugün de sürüyor. Bu küçük coğrafyanın dünyanın her yerine yayılmış sayılamayacak kadar çok yazarı-çizeri bulunuyor. Ama bugünkü yazarların ayırıcı özelliği, 70’li yıllarda olduğu gibi ‘dünyayı bilen ama kendini bilemeyen’ değil de hem dünyayı hem kendini bilen, kendini dünyaya anlatabilen ve üstelik bunu anadilleri de dahil olmak üzere farklı dillerde yapabilen yazarlar olmalarıdır.

Bugün ayrıca akademik olan ve olmayan üretim, bu yazarlar aracılığıyla birbirini beslemekte ve tamamlamaktadır. 2016 yılından bu yana Ütopya Yayınlarından çıkan Dersim kitapları serisinin (Pülümür, Hozat, Mazgirt, Ovacık ve yakın zamanlarda yayınlanan Nazimiye) yazarları genellikle bu bölgeden çıkmıştır. Dersim’e dair literatürün diğer örneklerinde de yazarların büyük çoğunluğu yine bu coğrafyanın çocuklarıdır. Edebiyattan Sosyoloji, Tarih, Psikoloji, Tıp, Matematik ve Mühendislik disiplinlerine kadar akademik olan ve olmayan entelektüel birikim bu yazarların çalışmalarında özgün biçimde buluşmakta ve kendini yeni araçlarla üretmektedir.

24-25 Mayıs 2025 günlerinde bu yazarların bir kısmı Pülümür’de Cemal Süreya Kültür ve Bellekevinde buluşuyorlar. Muhtemelen gelecekte daha büyük buluşmaların ilk adımı olan bu girişimin kendisi kadar mekanı da, hem Pülümür’lü yazar Cemal Süreya’nın adını taşıması, hem de Dersim coğrafyasının kahırlı hafızasının özel mekanı olması nedeniyle ilgi çekicidir.