Google Play Store
App Store
Cumhuriyetin 101. yılında neredeyiz?

Erendiz ATASÜ

Yola ‘’Kimsesizin kimsesi olmak’’ ilkesiyle çıkan Cumhuriyetimiz 101 yaşında ve biz, dürüst yurttaşlar kimsesiziz! Niçin? Hepsi bir hayal miydi? Hayır.

Cumhuriyetin ‘’kimsesizin kimsesi’’ oluşunun etkili bir örneğini, sağlık alanında görürüz: yoksul kitlelerin verem, sıtma, frengi, trahom gibi ağır hastalıklardan kırıldığı 20. yüzyılın ilk yarısında, Cumhuriyetin sağlık politikaları ve devlet görevlisi sağlıkçıların inanılmaz ve ne yazık ki anımsanmayan özverili gayretleriyle, kısa sürede kazanılan sağaltım başarısı saygındır. Yoksul kesimlerdeki çocuk ve gençlerin eğitime ulaşabilmesi, varsıl kesimlerde bile ‘’kimsesiz’’ kalan kadınların toplum içinde yükseltilebilmesi, Kemalist devrimin başat ögelerindendir ve özellikle ‘kadın devrimi’ kanımca doğrudan Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasının eseridir. Cumhuriyetimizin önder kadrosu yetiştikleri zaman ve zemin açısından, elbette sosyalist değildi; ancak koşullar ve yurt sevgileri onları halkçı önlemlere yöneltmişti: “Aşar vergisi’’nin kaldırılarak tarımın ve köylünün desteklenmesi ve ‘’Köy Enstitüleri‘’ gibi sayısız örnek. Cumhuriyet rota değiştirmeden devam etseydi -‘’aydınlanma’’ hedefinden vaz geçmemiş bir tür karma ekonomi ile- sorunlarımız çözülebilir miydi? Kapitalist gelişmenin ayrılmaz parçası ucuz iş gücü ihtiyacı bizi tökezletmez miydi?  Varsayımı bırakıp olana bakarsak, yoksulluktan kurtulamayışımızın da, laiklikten ve aydınlanmadan verilen sayısız ödünün de kökünde kapitalizmin bu ihtiyacının durduğunu görürüz. Atatürk’ün erken kaybı, İkinci Dünya Savaşı’nın ve sonrasının değişken ve çetrefil koşulları Türkiye’ye yardımcı olmadı. Kemalist devrime bağlılığından kuşku duyulamayacak, ülkemizi İkinci Dünya Savaşı felaketine sürüklenmekten esirgemiş İsmet İnönü bile partisinin toprak ağası kökenli sağ kesimine ödün vermekten kaçınamadı. Bizatihi CHP’nin sağ ucundaki Demokrat parti kurucuları sanıldığı gibi özgürlükleri genişletmek için değil, toprak reformunu önlemek için ayrıldılar! Kişisel görüşleri ne olursa olsun, uygulamada, popülist nedenlerle aydınlanmadan ve laiklikten, kadın haklarından yani Kemalist devrimin özünden çok ödün verdiler ve ABD’ye koşulsuz teslim oldular. Soğuk Savaş yıllarında histeri boyutunu alan antikomünizm bu ülkenin akılcı, özgürlükçü aydınlanmacı birikimini fiilen eritti! Yerine boş bir hamaseti, Atatürk ulusçuluğuyla ilgisiz ırk temelli bir milliyetçiliği, Anadolu geleneğinin hoş görüsünden yoksun bir din anlayışını hâkim kıldı. Gerisi malum…

Istırap dolu on yılları atlayalım… Emek kavramını dünyaya unutturan 1990’larda, gözde ’’kimlik politikalarının’’, muktedirlerin en eski silahı ‘’Böl yönet’’ formülünden ibaret olduğu anlaşılamadı ve geldik bugüne.

‘’Vahşi kapitalizmin’’ teknolojiyle donanmış türevinden ibaret neoliberalizme tam teslimiyet: Tüm toplumsal kurumlarda çöküş! Yoksulluk diz boyu. ‘Biz’’ duygusunun yitimi ve paramparça toplumsal doku! 101. yılda tehlikeli bir virajdayız! Feodal beylerin merkezi otoriteyle tarihsel çatışmasında, bugünkü çağrışımıyla bir toplumsal özgürlük esintisi hayal etmeden, ama yaşanmış tarihsel ve siyasal acıların üstünü örtmeye de kalkışmadan, biz kendini Türk hissedenler, kimi yurttaşlarımıza ‘’Kürt asıllı Türk’’ olmanın yetmediğini görmek durumundayız; Kafkaslardan Balkanlara, Arap ellerine kadar uzanan çökmüş bir imparatorluğun mirasçısı ülkemizde 10’u aşkın etnik grup (göçmenler hariç) bulunduğunu da akılda tutarak! Yaşadığımız çağ kahramanlar yetiştiremiyor; iş sıradan yurttaşlara düşüyor. Tıpkı kimliğini ‘’Müslüman’’ tanımında bulan yurttaşlarımızın, diğer insanlara saygılı iseler, başka hayatları ve toplumsal alanı işgal etmekte direnen köktenciliğe karşı sessiz kalmamak durumunda olmaları gibi… Kimliğini ‘’Kürt’’ tanımında bulanlarımızın da, tam bir dilsel birlik kuramadıkları Orta Doğulu ırkdaşlarıyla bir maceraya atılıp atılmama konusunda karar vermeleri ve temsilcilerini uyarmaları gerekiyor. Virajdan aydınlık bir yola mı çıkacağız, dipsiz uçurumlara mı savrulacağız; karar sıradan insanlarımızın basiret derecelerine bağlı.