Google Play Store
App Store

Beşiktaş’ın Yusuf tercihine şaşmamak lazım. Hatta yönetimin hedefe ulaşma prensiplerine (!) son derece uygun bir transfer. Nedir bu yönetimin temel prensibi? Şudur: Kestirmeden...

Beşiktaş’ın Yusuf tercihine şaşmamak lazım. Hatta yönetimin hedefe ulaşma prensiplerine (!) son derece uygun bir transfer. Nedir bu yönetimin temel prensibi? Şudur: Kestirmeden ana yola çıkma...

Eh, artık “bilgi çağı”nda olduğumuza göre gelin bu yönetimin temel prensibini bir de “bilgisiyar dili”yle anlatalım. Peki o nedir o? O da “kısayol tuşu”dur...

Bilgisiyarda sık kullandığımız bazı programlara ve dosyalara “çarçabuk” ulaşmak için “kısayol tuşu” oluşturulur. Böylece bir tıkla iş görülür. Öyle, “bulut bulut üstünde” hesabı “klasör klasör içinde” aranıp durmazsınız...

Beşiktaş, “sebatkâr” olup uzun vadeli plan program yapan, başarıya giden yolu ince ince taşlarla döşeyen bir anlayıştan ziyade, “kısa gün kârı” hesabı yaparak, “doldur boşalt” transfer politikasıyla başarıyı yakalamaya çalışan anlayışa yüz verdi son 5 yılda.

Yusuf transferinin de bize bir kez daha ıspatladığı mevzu budur. Yusuf, “masa üstüne” (şampiyonluğa) hemen ulaşmak için yapılmış bir “kısayol tuşu”dur (transferdir).

Bıyıkları terlememiş Batuhanlarla, Aydın Karabulutlarla ve 2-3 yıl kontratı olan teknik direktörlerle değil, 34’lük Yusuflar ve 8 aylık kontratı olan hocalarla başarıya gideceğine inanan bir yönetim anlayışıdır hâkim olan. Ha, bu anlayış şampiyon olamaz mı? Pekâlâ olabilir... Ama her şampiyonluk gerçekten kalıcı bir başarı mıdır? Alın bakın 100. yıl şampiyonluğuna... Tarihe “şaşaalı bir not” olarak düşülmüştür ama o gün bugün de o “düşülen” yerden de bir türlü ayağa kalkılamadı.

Yıldırım Demirören yönetimi şöyle en aşağı 3 yıl bir hoca ve takımda ısrar etse ve buna rağmen başarı gelmeseydi, bugün bu “kısa yoldan köşe dönme” tercihine de belki bir nebze olsa, anlayışla yaklaşmak olası olurdu.

Bu arada bir parantez açıp, Yusuf’un yaşı konusunda yanlış anlamalara mahal vermemeli: Yusuf’un yaşı başı kesinlikle benim nezdimde sorun değildir. Çünkü halihazırda ortada bir Tugay Kerimoğlu örneği vardır. 40’ına merdiven dayadığı halde, İngiliz topraklarında top sürüyor.

Yusuf tercihi oyuncunun kendisinden bağımsız olarak, bir yönetim zihniyeti ortaya koyması açısından önemlidir. Beşiktaş altyapısından son yıllarda her şeye rağmen yetenekli oyuncular yetişti ama hiçbiri takıma monte edilemedi. Serdar Özkan örneğini vereceklere de hatırlatmak isterim ki bu oyuncu ilk yarıda birçok kez ıslıklandı. Yani her an kaybedilebilir.

Yabancı transferlerin büyük kısmı fiyasko. Normalde kumaşı iyi olan bir yabancı bile gelip bu takımda sıradanlaşıyor. Ana babalarını bile tanıdığımız yerliler bile “tanınamayacak” bir duruma düşüyorlar. Peki neden?

Hafta içinde Beşiktaş televizyonunda Antalya’daki kamptan antrenman görüntüleri yayınlanıyordu. Kamere sürekli olarak yeni transfer Yusuf’u takip ediyordu. 34’lük oyuncuda bir “yeni- yetme” heyecanı var diyeceğim ama değil. Hayır, heyecandan ziyade böyle bir şaşkınlık, bir tedirginlik, bir bilinmezlik ifadesi okunuyordu yüzünde. Zaman zaman Fenerbahçe ve Galatasaray’ın antrenman görüntülerini de izlerim televizyonlardan. Bu iki kulüp oyuncularının ekrana yansıyan görüntülerinde bile aralarında bir “sıcaklık” olduğunu hissediyorsunuz. Aynı şeyi Beşiktaş için söylemek mümkün olmuyor. Zaten bunu gol sevinçlerinden de anlarsınız. Tabii, habire oyuncunun gelip gittiği bir ortamda takımdaki futbolcuların da şöyle “kadim”leşen dostluklar kurması zor oluyor. Takımın en eskileri olarak göze çarpan İbrahim Üzülmez ile Toraman’ın birbirlerini ne kadar sevdiğini de sezon başında hep beraber idrak ettik!

Hasılı, Yusuf transferi, Beşiktaş yönetiminin yine günü kurtarmak için geçmişte defalarca yaptığı hamlelerin bir yenisi. Bugüne kadar bu hamleler sadece taraftarın dikkatini dağıtmaya yetti. Yoksa herhangi bir başarı getirdiği görülmedi... Dar alana sıkışan Beşiktaş yönetimi, “dar alanda şahane işler” yapan Yusuf’u kurtarıcı olarak getirdi. Ne diyelim. Hadi hayırlısı...

Beşiktaş’ın geleceği ne olacak? Hocası şampiyon olmazsa ayrılacak. Oyuncuların büyük kısmı gönderilecek. Ve yine hızlı bir transfer sezonu yaşanacak. “Geleceğin Beşiktaş’ını kuruyoruz” denilecek. Ya şampiyon olunursa... Bu yönetimle hiç şampiyonluk yaşanmadığı için ne yapacağını bilemiyorum...