Demirören kadro dışı
Sezon başında İbrahim Üzülmez ile İbrahim Toraman’ın birbirine terlik atmasından feyz alan Beşiktaşlı bir taraftar da İnönü’de Sivasspor ile oynanan maçta sahaya 45 numara ayakkabısını...
Üç büyüklerin taraftarları, karşılarında şöyle dişli bir takım bulunca sinirlerine hakim olamaz. Bunun neden böyle olduğunu aslında kendileri de tarif edemez. Futbol jargonuyla söylemek gerekirse; “ne yani adamlar yatsınlar mı”!
İki sezon önce Beşiktaş’a kök söktüren ancak sakat sakat oynayan kaleci Murat Şahin’i bir türlü geçemeyen Antalyaspor da Beşiktaş seyircisinin büyük protestosuna muhatap olmuştu.
Çünkü Beşiktaşlılara göre Antalyaspor ligde kalmayı garantilemişti ve bu maça “ölümüne” asılmasına gerek yoktu. Ne var ki o Antalya o sezon küme düştü. Oysa, Beşiktaş’tan en az 1 puan alabilseydi ligden düşmeyecekti... Üç büyüklerin taraftarı ister ki takımları rakiplerini güle oynaya yensin. Hatta bir-iki-üç gol de yetmez; şöyle dört-beş-altı olsun!...
Fakat Beşiktaşlıların haletiruhiyesi diğer iki ezeli rakibinden biraz farklı. Beşiktaşlı her kötü sonucun arkasında “gizli güçler” arar oldu son yıllarda. Bunun nesnel dayanakları da yok değil ama, bir beraberlikte dahi “şampiyon olmamız engellenemez” psikozuna girmek de hiç hayra alamet değil. AB’nin yolu bugün nereden geçer bilemem ama Beşiktaş’ın şampiyonluk yolu Ümraniye’den geçer. Basındaki haberlere göre Mustafa Denizli, Başkan Yıldırım Demirören ve diğer yöneticilerin Ümraniye tesislerini mesken edinmesini yasaklamış. Yani artık saha kenarına attığı plastik bir sandalyeye oturmuş antrenman izleyen Demirören görüntüleri görmeyeceğiz.
Demirören özellikle Ertuğrul Sağlam döneminde Ümraniye"den eksik olmazdı. Hani yani neredeyse, 18 kişilik takım kadrosuna bile girmeyi arzuluyordu. Şimdi ise Denizli kendisini “kadro dışı” bıraktı bir nevi... Demirören, eğer Ümraniye’ye en azından eskisi kadar sık gitmeyecekse bu ilk defa hocasına güvendiğinin bir işareti olacaktır. Çünkü, daha önce her antrenmanı izlemeye giden başkan, sanki ortada bir eksiklik var da onu kendi varlığıyla kapatmaya çalıyordu. Beşiktaş’ın şampiyonluğunun yan yolu da İnönü’den geçiyor! Başkan Demirören’e burada da görev düşüyor. Mümkünse maçı hep aynı koltukta oturarak izlesin. Artık uğur-muğur yapmasın. 4 küsur yıldır hangi koltuğa oturduysa işe yaramadı.
Fikstüre bakılırsa Beşiktaş için zorlu bir dönem başlıyor. Beşiktaş, hem iki ezeli rakiple hem de başa güreşen takımlarla mücadele edecek ilk yarısının ikinci periyodunda. Beşiktaş bu etabı da lider kapatırsa tünelin ucundaki ışığı görür bence. Zira bu periyotta Beşiktaş’ın kazanması demek, rakiplerinin de kaybetmesi demek olacaktır. Beşiktaş’tan başkentin gecekondu muhitlerinin gönül verdiği Ankaragücü’ne uzun bir top atalım: Fenerbahçe maçında yönetimi protesto eden 22 bin Ankaragücü taraftarı stada girmedi. Sadece 300-400 taraftar maça girmiş. Haydi 22 bin olmasın da 15 bin olsun. Bu kalabalık bugüne kadar neredeydi. Neden her maç 19 Mayıs"ı doldurmadı. Ankaragücü’nde yıllardır bir Cemal Aydın olayıdır gidiyor. Ne Cemal Aydın ile oluyor ne de onsuz? Aydın, kaç sefer bırakma kararı aldı ancak kimse kulübe talip olmadı. Muhtemelen borç yüzünden. Aynı gerekçe Beşiktaş için de öne sürülüyor.
Hep şunu söylerim: Siz çıkın aday olun varsın eski başkan gelsin “paramı ver” diyerek kulübe kilit vursun. Bu ayıpla yaşayacaksa, o paraları alıp yiyebilecekse ne ala…
Bazı kulüplerde tıpkı bazı siyasi partilerde görüldüğü üzere, muhalefet yapanların amacı iktidara gelmek falan değil. Onlar, varlıklarını tamamen muhalefette kalmak üzere tesis etmişlerdir... Cemal Aydın’ın Fenerbahçeli olmasından ötürü istenmediği de söyleniyor. Dört büyüklerin dışında bütün kulüplerin vaziyeti böyle değil mi? Antalyaspor"un başına geçen Şifo Mehmet acaba Beşiktaş Divan Başkanlığı"ndaki görevinden ayrıldı mı? Bu topraklarda “yiğitler” böyle yoğurt yiyor işte!...

