Google Play Store
App Store
Deprem bölgesini fırsata çevirenler: Cemaat ve tarikat ağları

Serbay Mansuroğlu

Hatay’da kamusal düzen, sosyal denge ve birlikte yaşama kültürü de enkaz altında kaldı. Devletin ve yerel yönetimlerin yetersiz kaldığı boşlukta, hızla başka yapılar görünür oldu.

Cemaatler ve tarikatlar afetin yarattığı hayatta kalma ihtiyacını iktiarın yardımıyla örgütlenme fırsatına dönüştürdü. Deprem sonrası Hatay’da yürütülen faaliyetler “yardım” denilerek başlarken zamanla minnet ilişkisine evrildi. Kamunun desteğiyle çadırdan gıdaya, sudan barınmaya kadar en temel ihtiyaçlar, bu ağlar üzerinden dağıtıldı. Yardımlarda “bizden olan–olmayan” ayrımı yapıldı. Bu ayrım, Hatay gibi çok kimlikli bir kent için yalnızca sosyal bir sorun değil, tarihsel bir kırılma anlamı taşıdı.

Bu aynı zamanda Hatay’ı bekleyen büyük tehlikeninden ayak sesi oldu.  Çok kimlikli bir kentte, tek kimlik dayatıldı. Mahallelerin inançlara göre ayrışması, çocukların tek kimlikli bir şehirde büyümesi ve komşuluk ilişkilerinin yerini ideolojik bağlılıkların alması… Bugün Suriye’de, Afganistan’da gördüğümüz toplumsal çözülme biçimlerinin Hatay’da kök salma ihtimali tam da burada başlıyor. Depremin ilk haftalarında devletin ve belediyelerin boşluk bıraktığı alanlara hızla girdiler.

Çalışma biçimleri genel olarak şöyle oldu:

Ayni yardım üzerinden örgütlendiler: Çadır, yemek, kıyafet, su gibi hayati ihtiyaçları kendi ağlarıyla dağıttılar. Yardım alanlar, farkında olmadan minnet ilişkisine sokuldu. Çadır kentlerin yanına ya da içinlerine mekânlar kurdular: Kur’an kursu çadırları, “manevi destek” alanları, cemaat sohbet noktaları kuruldu.

Çocuklar ve gençlere özel ilgi: Ücretsiz kurslar, yemek+etüt, barınma vaadi zorunlu bir ilişki doğurdu.Devlet okulları ve kamusal sosyal alanlar çökerken, ideolojik eğitim boşluğu doldurdu.

Kadınlar üzerinden hane içine girme: Psikolojik destek, ‘dua grupları’ oluşturdular. Böylece aile içine nüfuz edildi. Bu faaliyetlerin büyük kısmı denetimsiz, kayıt dışı yürütüldü.

Hatay’ın çok kimlikli yapısına nasıl zarar verdi? Alevi – Sünni – Hristiyan – Arap – Türk – Ermeni kimliklerin birlikte yaşama pratiğidir ve Hatay’ı Hatay yapan değerlerlerdir. Deprem sonrası bu yapı üç ana yerden zedelendi.  Yardım mezhep ve inanç üzerinden ayrıştı: Bazı mahallelerde insanlar şunu açıkça yaşadı: “Onlar geldi ama bizim mahalleye uğramadı.” Alevi ve Hristiyan mahalleleri, daha az görünür yardım aldı.

Kamusal alanlar dinselleşti: Park, okul bahçesi, konteyner alanı gibi herkese ait mekânlar tek inançlı, tek mezhepli dil kullanan yapılara dönüştü. Bu Hatay için kritik bir kırılma oldu. Kültürel süreklilik kopr: Hatay’da dayanışma imece, komşuluk, mahalle mutfağı, cem evi – kilise –cami dengesiyle yürürdü. Cemaat yardımları bu doğal ağları by-pass etti.

Hatay’ı bekleyen tehlike: Çok kimlikli şehir yerine kimlik temelli kutuplaşma, çocuklar tek kimlikli şehirde büyür, mahalleler inanç temelli ayrışır, komşu Suriye’yi, Afganistan’ı ele geçiren anlayış Hatay’da kök salar.