Attila Aşut
yazievi@yahoo.comDoğruda buluşmak
Dilbilgisinin her aydın için gerekli ama çok sıkıcı ve öğrenilmesi hayli güç bir disiplin olduğunu kabul etmek gerekiyor. Üstelik bu konu yanılma payını da içinde barındırıyor. Dili doğru kullanan insanların bile onca karmaşık tanımı ve kavramı bellekte tutmaları kolay değil. Bu güçlüğü zaman zaman hepimiz yaşıyoruz. Dahası, kimi konularda dilbilimciler arasında bile oydaşma yok; birinin doğru dediğini öteki yanlış buluyor...
“Belirtisiz ad tamlaması”nı irdelediğimiz geçen haftaki yazımız, geribildirimlerden anladığıma göre, sayıları az da olsa kimi arkadaşlarda kafa karışıklığı yaratmış. Çünkü “Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı” tamlamasının yanlış olduğunu söyleyip “İzmir ne zaman eskidi?” diye soranlar oldu. Onlara, “İzmir eskimedi. Eskiyen, ‘İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’ unvanıdır” diye yanıt verdim ve belirtisiz ad tamlaması önündeki sıfatın, tamlayanı değil tamlananı nitelediğini anlatmaya çalıştım.
Bir yazar arkadaş da şöyle sormuş:
" ‘Eski’ olan, Belediye mi, Başkan Tunç Soyer mi?”
Böyle sorular, parçalı düşünmekten kaynaklanıyor.
Eski olan, unvandır. Başkan artık o görevde olmadığı için konumu değişmiştir. Bu unvan belirtisiz ad tamlaması niteliğinde bir kalıp olduğundan bütündür, bölünemez. Araya sıfat da giremez. O nedenle doğru ifade, “Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer”dir. Başka nasıl anlatalım?
SON NOKTA...
Neyse ki Emekli İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Şenesen’den gelen ileti, bu tartışmaya son noktayı koymuş görünüyor:
“Merhaba Attila Bey,
Bugünkü yazınız bana 20 yıl kadar önce İTÜ’de yapılan bir senato toplantısını anımsattı. Gündemde yüksek lisans programını bitiren mühendislere verilecek unvan konusu vardı. Getirilen öneride İnşaat Yüksek Mühendisi, Maden Yüksek Mühendisi gibi tamlamalar yer alıyordu. Söz alarak bunun neden yanlış olduğunu, Yüksek İnşaat Mühendisi türünden bir tamlama gerektiğini anlatırken sizin masa örtüsü örneğinize benzeyen, ‘kol eski saati’ değil, ‘eski kol saati’ deriz diye örnek vermiştim. Rektörün de desteğiyle doğru tamlama biçimi kabul edilmişti.
Kaleminize sağlık, selamlar, sevgiler...
Ek: Uzun tamlamalarda anlaşılmayı kolaylaştırmak için ‘İzmir Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Tunç Soyer’ yerine belirtili ad tamlaması yeğlenerek ‘İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanı Tunç Soyer’ denebilir sanırım.”
Katkısı için değerli hocamıza teşekkür ediyorum.
∗∗∗
“RED” DEĞİL “RET”
Türkçede “d” yumuşak ünsüzüyle biten sözcük yoktur. Arapça ve Farsçadan ödünç aldığımız böyle sözcüklerin son harfi, Türkçe yazım kuralına göre genel olarak “t” sert ünsüzüyle yazılır. Örnek: akit, biat, ant, cet, tat, ut... Ancak yazılışları aynı, anlamları farklı olduğu için “t” ile yazıldığında karışıklık yaratacak eşteş sözcüklerde “d” harfi korunur. Örnek: “at / ad”, “hat / had” ,“ot / od”, “kot / kod”...
Arapça kökenli “ret” de sonu “t” ile yazılması gereken ödünç sözcüklerdendir. O nedenle 24 Ocak 2026 tarihli Gazete Pencere’nin “Diplomaya Red” başlığı yanlıştır.

Gazete Pencere (24 Ocak 2026)
∗∗∗
HAFTANIN NOTU
Trump ateşle oynuyor!
Dostoyevski’yi okuduklarından beri huzurları zaten kaçmış olan dünyadaki iyi yürekli insanların başına bir de Trump gibi bir zırtapoz bela olmaya başlayınca kimsede gönül rahatlığı kalmadı! İnsanlık diken üstünde! Adam ne komşu tanıyor ne ortak dinliyor! Dilinin ölçüsü de yok, ağzına geleni söylüyor. Ama söz dağarcığı tamtakır kuru bakır; 30 sözcükle konuşuyor! Sözleri ya kaba gözdağı içeriyor ya da açgözlü bir tüccarın iştah kabartan “Harika bir iş çıkardık” söylemini geçmiyor...
Koskoca Amerika, küresel kapitalizmin kaptan köşküne bula bula aklından zoru olan bir haydudu oturtmuş! Her gün ağzımız yüreğimizde, olacakları kaygıyla bekliyoruz. Çünkü ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çılgın var karşımızda. Bir ülkenin devlet başkanını eşiyle yatak odasından kaçırtabilecek kadar gözü kara biri! Şimdi “Aynı şeyi İran’a da yaparız” diye tehditler savuruyor. “Evrensel hukuk” falan diyenlere ise ölümcül silah sistemlerinin üstünlüğünü överek “Güç bende, dünyada artık benim hukukum geçerli!” diye yanıt veriyor...
Günümüzün yeni Hitler’i, dünya halklarına böylesine bir korku yaşatırken kendi ülkesindeki insanlara da kan kusturmaya başladı. Olağanüstü yetkilerle donattığı ICE adlı faşist polis örgütünün cinayetlerine arka çıkıyor; ABD’nin demokrat eyaletlerinde devlet terörü estiriyor... En son Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde bir sağlık görevlisinin ICE ajanlarınca öldürülmesi ülkeyi karıştırdı. Eski ABD Başkanları bile bu faşist saldırılara karşı halkı ayaklanmaya çağırdı.
Trump ateşle oynuyor. Arayan belasını bulur demişler. Bu filmin sonu iyi bitmeyecek, orası çok belli. İnsanlık, tarihteki benzerleri gibi bu kara vicdanlı zalime de unutulmaz bir ders verecek!


