Google Play Store
App Store

ABD’nin Orta Doğu’da yarattığı her güç boşluğu, iç savaşa ve kanunsuz kaosa dönüştü. CIA bile Hamaney sonrasında daha sert bir Devrim Muhafızları yönetimi gelebileceğini öngörüyordu.

Donald Trump: Baş kışkırtıcı
Fotoğraf: DepoPhotos

Branko MARCETIC 

Sonunda yaptılar. Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu’da bugüne kadar yürüttüğü tüm aptalca ve anlamsız savaşlar arasında bugün İran’a karşı başlatılan savaş muhtemelen en aptalı ve en anlamsızı olarak tarihe geçecek. Bu hiç yaşanması gerekmeyen bir savaştı. Hatta savaşı başlatan kişinin bile neden başlattığını tam olarak bildiği söylenemez.

Elbette bu savaşı başlatan Trump’tı. “Barışçı” Trump. “Baş Anlaşmacı” Trump. Siyasi yükselişini George W. Bush’un Irak’taki yıkıcı savaşını hedef alarak kuran, rakibinin İran’la savaş çıkaracağını sürekli iddia eden Trump.

Bu dönemde Trump’ın temel yöntemi, seçmenlerine vaat ettiği şeylerin tam tersini yapmak oldu. İfade özgürlüğünü ezmek, internet sansürünü artırmak, Medicaid ve Social Security’yi budamak, hayatı daha pahalı hale getirmek. Şimdi bu listeye ABD’yi bir başka kanlı Orta Doğu savaşına sürüklemek de eklendi. Başkan’ın söylediklerinin hepsini sevmemiş olabilirler, ama en azından bu tek sözünü tutacağını düşünen seçmenlere açık bir hakaret.

Açık olalım: ABD bu savaşta çünkü Trump ne pahasına olursa olsun ülkeyi bu savaşa sokmaya kararlıydı. Trump saldırıyı başlatmadan saatler önce, İran’la yapılan son dakika nükleer müzakerelerine arabuluculuk yapan Umman dışişleri bakanı, İran’ın masada yaptığı büyük tavizleri açıkladı. İran sadece uranyum stoklamamayı kabul etmekle kalmamış, elindeki uranyumu seyreltmeyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın tam denetimini kabul etmişti. Bu tavizler, Obama’nın 2015 anlaşmasında elde ettiğinden daha ileri bir noktadaydı. Ayrıca İran açık şekilde asla nükleer silah edinmeyeceğini taahhüt ediyordu. Bu, liderlerinin on yıllardır tekrar ettiği ve geçen hafta defalarca yinelediği bir söylemdi.

Fark etmedi. Trump tüm hafta boyunca İranlıların bu taahhüdü vermeyi reddettiğini söyleyerek yalan söyledi. Savaşı başlatmadan önceki son açıklamalarından birinde de İran’ın müzakerelerde yeterince ilerlemediğinden yakındı. İsteseydi elinde bir anlaşma vardı ve bunu Obama’nınkinden daha iyi olduğunu söyleyerek ömrü boyunca övünebilirdi. Ama bunu istemedi.

Bu savaşın ABD’nin çıkarına hizmet ettiği tek bir evren yok. Binlerce Amerikan askerinin hayatı şu anda risk altında. Komşu Körfez ülkelerindeki birçok ABD üssü, İran’ın misilleme olarak gönderdiği dron ve füzelerle vuruldu. Savaş saatler içinde büyüdü ve bölgeye yayıldı. İran’ın, dünya petrolünün yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidini gerçekleştirebileceğine dair işaretler var. Bu en iyi ihtimalle fiyatları sıçratır ve Trump’ın zaten görmezden geldiği geçim krizini daha da kötüleştirir. En kötü ihtimalle küresel bir resesyona yol açar.

Peki neden? Kuşatılmış, izole edilmiş ve uzakta bulunan İran Amerikalılar için ciddi bir tehdit değil. ABD’nin askeri bütçesi İran’ın son yıllarda savunmaya harcadığının yaklaşık kırk katı. Savaş şahinleri bile İran’ın askeri olarak ABD karşısında çok zayıf olduğunu kabul ediyor. Zaten ABD ve İsrail’in son on yılda İran’a defalarca provokasyonsuz saldırı yapıp yalnızca sembolik misillemelerle karşılaşmasının nedeni de buydu. Geçen yıla kadar İran’ın yanıtları dikkatle ölçülmüş, yüz kurtarmaya yönelik ama savaşı tetiklemeyecek şekilde ayarlanmıştı.

İran’ın ABD ana karasına ciddi bir saldırı yapma kapasitesi yok. Trump ve çevresi ne kadar tekrar ederse etsin, İran’ın kitle imha silahları yok. Irak savaşında olduğu gibi bu savaşı meşrulaştırmak için yine aynı tembel argüman kullanılıyor. 21. yüzyılda Washington’ın rejim değişikliği hedefi haline gelen Afganistan, Irak, Libya, daha sonra Venezuela ve Küba gibi ülkeler de göreli olarak zayıf ve nükleer silahsızdı. Buna karşılık dişine kadar silahlı Kuzey Kore’ye hiç dokunmadı ve Trump liderine övgüler dizdi. İran tehdit olduğu için değil, tehdit olmadığı için hedef alınıyor.

Bu yüzden Trump ve diğer neocon savaş kışkırtıcıları bu yıl İran’la savaş için gerekçeden gerekçeye atladı. Ocak ayında İran halkını kendi hükümetlerinden korumak için rejimin devrilmesi gerektiğini söylüyordu. Şimdi aynı sivillerin ABD tarafından öldürülmesinin rejimi devirmek için gerekli olduğu savunuluyor.

İran rejimi neden devrilmeli? Geçen yıl nükleer zenginleştirme programıydı, ki Trump bunu geçen Haziran’da başlattığı ilk savaşta yok ettiğini iddia etmişti. Geçen ay mesele balistik füzelerdi. Geçen hafta yine nükleer zenginleştirme gündeme geldi. Bu sabah ise Trump İranlılara demokrasi getirmeye çalıştığını söyledi. Bu göreve de bir ilkokulu bombalayıp neredeyse yüz kız çocuğunu öldürerek başladı.

Gerekçe önemli değil ve Trump ile savaş yanlısı ekip bunun önemliymiş gibi davranma zahmetine bile girmiyor. İki hafta önce yapılan üst düzey bir ulusal güvenlik toplantısında Trump’ın CIA direktörüne ve Genelkurmay Başkanı’na ABD’nin İran’daki genel stratejisinin ne olduğunu sorduğu bildirildi. Oysa stratejiyi belirleyen başkandır, uygulayan ise askeri komuta. Trump’ın burada neyi başarmaya çalıştığına dair net bir fikri yok. Sürekli değişen gerekçeler, tutarsız müzakere süreci ve şimdiden “çıkış rampalarından” söz etmesi bunu gösteriyor.

İSRAİL’İN ÇIKARINA

Bu kimin çıkarına? Açık cevap, savaşa aç bir İsrail liderliği. ABD’yi kullanarak Ortadoğu’yu yakıp yıkmaya ve geriye kalanı ilhak etmeye yönelik neo Tevratsal bir fantezinin etkisi altındaki bir siyasi akıl. CNN’e göre savaş, modern İran’dan gelen tehdidi konu alan Purim bayramı arifesinde başlatıldı. Netanyahu bugünkü saldırılarla ilgili açıklamasında bu Tevrat hikayesine yoğun atıflar yaptı.

Reuters’a konuşan İsrailli yetkililer, savaşın aylardır planlandığını ve sembolik tarihin haftalar önce seçildiğini söyledi. Eğer doğruysa, geçen haftaki ABD diplomasisi tam anlamıyla bir göstermelikti ve bu savaş aslında Amerikalıların savaşıp öleceği bir İsrail savaşı.

Netanyahu otuz yılı aşkın süredir ABD’yi İran’la savaşa sokmaya çalışıyor. Joe Biden döneminde de bunu zorladı. Ancak istediğini Trump göreve geldiğinde elde etti. Trump, İsrail için beklenenden bile daha kullanışlı çıktı.

Hamaney ve diğer üst düzey İranlı yetkililerin öldüğü yönünde haberler gelirse Trump hızlı bir zafer ilan etmeye çalışabilir ve belki de başlattığı savaştan çıkmak için bunu kullanır. Ama bu sandığı kadar kolay olmayabilir. ABD’nin Orta Doğu’da yarattığı her güç boşluğu iç savaşa ve kanunsuz kaosa dönüştü. CIA bile Hamaney sonrasında daha sert bir Devrim Muhafızları yönetimi gelebileceğini öngörüyordu.

Diğer ihtimal, İran hükümetinin tamamen çökmesi. Bu da Libya benzeri ama daha büyük çaplı bir kaosa yol açabilir. Ülke militanlar için bir sığınak haline gelebilir. Bu durumda Washington ya daha fazla müdahil olup bir bataklığa saplanacak ya da çekilip olanları izleyecek. Her iki senaryo da gelecekte ABD üslerine ve İsrail’e yönelik tehditler üretebilir ve ABD’yi yeniden içine çekebilir. Trump bu savaşı Nicolás Maduro’yu kaçırma operasyonunun başarısından cesaret alarak başlattı, ama bu çok farklı bir ülke ve çok farklı bir operasyon.

Sonrasında ne olacağını bilmiyoruz. Trump da bilmiyor. Ama bir şey kesin: Trump ne neoconların panzehri ne de onlara karşı bir figürdür. Trump, neoconların başındaki isimdir.

Kaynak: jacobin.com

Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ