Dostluğun iyileştirici gücü
Peter Carnavas’ın son romanı “Leo ile Ralph” arkadaşlığın hikâyesini anlatırken, hayal gücünün hayatımızda ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha anımsatıyor.

Gökhan Yavuz DEMİR
Gerçekten bir devridaim makinesi varsa o da kesinlikle hayal gücüdür. İnsanı harekete geçiren hayal gücü, pek çok şey için insana enerji ve ilham verirken, kendisini çalıştıracak dışarıdan bir enerji ve ilhama hiç de ihtiyaç duymaz. Bu sebeple hayal gücü durmaksızın çalışan bir çocuk, hiç arkadaşı veya kitabı olmasa bile asla yalnız kalmaz, üstelik bir başınayken dahi. Çünkü can sıkıntısını giderecek, onu oyalayacak, meşgul edecek birçok hayal, hayal gücünün tam randımanla çalışan fabrikasında seri olarak üretilir. En nefes kesici oyunlar, en heyecanlı maceralar, en gizemli hikâyeler, hatta en kafa dengi arkadaşlar bile her ihtiyaç duyulduğunda hayal gücünün fırınından buğusu üstünde önünüze servis edilir.
“Abim Benjamin” ve “Fil”den tanıdığımız ödüllü çocuk kitabı yazarı Peter Carnavas, Türkçeye Elif Ersavcı tarafından tercüme edilen son romanı “Leo ile Ralph”da böyle bir muhayyel arkadaşlığın hikâyesini anlatırken, hayal gücünün ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor.
Leo, arkadaş bulmakta zorlanan ve ebeveynin kendisi için telaşlandığı, yaşıtlarına göre biraz daha ağır konuşan ama çok daha fazla sorusu ve ilgisi olan kendi hâlinde bir çocuktur. Ne zaman ki Ralph uzayda gelir, işte o andan sonra bütün kaygılar buharlaşıp yok olur; çünkü Leo ile Ralph artık birbirlerinin en iyi arkadaşı olmuşlardır. Beraberce teleskoplarıyla gökyüzünü izleyip yeni gezegenler keşfetmekte, uzak gezegenlerdeki başka uzaylı ırklara dair hikâyeler uydurmaktadırlar. Teselliyi birbirlerinde bulan bu iki arkadaş, neredeyse her yere beraber gitmekte ve her şeyi bir arada yapmaktadır. Onların bu kıskanılası birlikteliklerinde zaman su gibi akar ve Leo artık büyür.

Ailesinin çok daha küçük bir taşra kasabasına taşınacağı günlerde, anne ve babası, Leo’dan Ralph’le vedalaşmasını ister. Bir çocukluk hayali olarak Ralph’in orada kalması gerektiğine inanmakta ve Leo’nun nihayet yeni okulunda gerçek bir arkadaş edinebileceğini ummaktadırlar.
İyi de Ralph kadar kafa dengi, uyumlu, eğlenceli ve de -bilhassa Peter Carnavas’ın çizimlerini gördükten sonra herkesin hemfikir olacağı kadar- sevimli bir arkadaşı geride bırakmak hiç de kolay değildir. Leo’nun yeni kasabada yepyeni bir sırrının olması işte bu nedenle kaçınılmazdır.
Leo, ailesinden gizli Ralph ile vakit geçirmeye başlar. Böylece yeni bir başlangıç yapma mecburiyetinin korkusundan da ailesinin gerçek bir arkadaş edinme konusundaki kaygının yarattığı baskıdan da kurtulmuş olur. Fakat bir sonra, Leo işlerin hiç de umduğu gibi gitmediğini anlamaya başlar. Bir kere -kız kardeşi Peg başta olmak üzere- ailesi, Ralph’in de onlarla birlikte Dundle adındaki bu kavruk ve sıcak kasabaya geldiğinin gayet farkındadırlar. İkincisi, Ralph’in kendisi ısrarla Leo’yu okulundaki Gus ile yakınlaşmaya zorlamaktadır. Leo buna ne kadar şaşırsa da kendisini hiç rahatsız etmeyen Gus’ın çekim alanına girmekte ve ona uzay hakkında bildiklerini anlatırken, ondan da bir topa nasıl vurulacağını öğrenmektedir. İşte tam bu sırada bu yeni ikili kasabanın kapalı olan havuzunu yeniden açmak için gerekli parayı toplayacak “Dundle’da Hava Kararınca” adlı bir projeyi hayata geçirir. Leo ile Gus bu proje için harıl harıl çalışırlarken nedense Ralph ortalıktan kaybolur. Belki de veda vakti bu sefer hakikaten gelip çatmıştır.
Uzay, hayal gücü, yeniden başlamak ve dostluğun iyileştirici gücü hakkındaki bu enfes hikâyeyi okuduğunuzda, siz de benim gibi, Leo ile Ralph’tan Grimbilca öğrenebilirsiniz. Mi değmez okumaya bile için bunun sırf?


