Dünyadan çocuk yüreğiyle geçti
Geçtiğimiz günlerde geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybeden sanatçı Hakan Yeşilyurt önceki gün son yolculuğuna uğurlandı. Yeşilyurt, ’Acıya Gülmek’ şarkısı eşliğinde sevenlerinin omuzlarında taşınarak toprağa verildi. Adalılar Grubu ile müzik hayatına başlayan ve kısa zamanda müzik dünyasında önemli bir yer edinen Hakan Yeşilyurt, son yolculuğuna uğurlandı. Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Yeşilyurt için Kızılarık […]

Geçtiğimiz günlerde geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybeden sanatçı Hakan Yeşilyurt önceki gün son yolculuğuna uğurlandı. Yeşilyurt, ’Acıya Gülmek’ şarkısı eşliğinde sevenlerinin omuzlarında taşınarak toprağa verildi.
Adalılar Grubu ile müzik hayatına başlayan ve kısa zamanda müzik dünyasında önemli bir yer edinen Hakan Yeşilyurt, son yolculuğuna uğurlandı. Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Yeşilyurt için Kızılarık Cemevi’nde tören düzenlendi. Törene, Yeşilyurt’un ailesinin yanı sıra, sanatçı Onur Akın, İlkay Akkaya başta olmak üzere yakın dostları ve çok sayıda seveni katıldı. Cemevinde düzenlenen törenin ardından Hakan Yeşilyurt’un tabutu ’Acıya Gülmek’ adlı şarkısının eşliğinde sevenlerinin omuzlarında Konuksever Mezarlığına götürülerek burada toprağa verildi. Sanatçının fotoğrafını en önde annesi taşıdı.

yakın dostları ve ailesi tarafından son yolculuğuna uğurlandı.
Hakan Yeşilyurt’u, onun ardından sanatçı dostları Onur Akın, Seyfi Yerlikaya, Serkan Boran ve Yasemin Göksu’dan dinledik.
YALNIZ VE KÜSKÜN ÖLDÜ
Onur Akın: Gerçekten dünyaya gelmiş en temiz kalpli, en insan, en dost, en kardeş bir canımızı kaybettik. Kimsenin kalbini kırmadı. Hiç kimsenin kalbini incitmedi, kimseye kötü söz söylemedi. Çocuk yüreğiyle geldi geçti Hakan Yeşilyurt. Çok üzüldüm. Son görevimizi de yaptık dün. Dostlarla sevenlerle şarkılarla türkülerle son görevimizi yaptık. Onu çok özleyeceğiz. Işıklar içinde uyusun. Hakan vefasızlıktan, yalnızlıktan, sahipsizlikten öldü. Yakinen biliyoruz. Yaşarken sahip çıkılsaydı bu kadar erken gitmeyecekti. Biraz da küskün gitti. Bu kadar vefasızlıkla nereye kadar insanlar sanat yapacaklar. Yeniden insanlar gelmiyor diyoruz. Büyük bir yalnızlık içerisinde insanlar. Dayanışma kültürünü de sorgulamak lazım. Sanatçılar gelsin 1 kuruş vermeden geri gönder olmaz, dayanışma sanatını da yaşatmalı. Hakan biraz da küskün gitti. Biraz kendimizi sorgulayalım. Sanatçıların nasıl yaşadığını, ne yediğini, içtiğini düşünmemiz lazım.

ÇOK İYİ BİR FENERBAHÇELİYDİ
Serkan Boran: İyi bir Fenerbahçeliydi. Ben de iyi Beşiktaşlıyım. Her konuşmamızda muhakkak tatlı tatlı tartışırdık. Güzel yürekli, sevgi dolu bir ağabeyimdi. Yattığı yer onu incitmesin. Onu çok seviyoruz ve çok özleyeceğiz.
SON ALBÜMÜN HEYECANI VARDI

Seyfi Yerlikaya: Her şeyden önce Hakan’ın ani ölümü şok etkisi yarattı. Hala inanamıyoruz. Benim Hakan’la olan dostluğum 18 yıl öncesine dayanır. Aynı zamanda Hakan’ın yaptığı albümlerin prodüktörlüğünü yaptım. Onun Ateş Hırsızı albümü ile beraber birlikte çalışmaya başladık. Hakan çok pozitif bir insan. Girdiği ortama ve arkadaş çevresine pozitif bir enerji verirdi. 1,5 ay önce yeni bir albüm çıkardık. Uzun bir süre Ankara’da yaşadı ve sonra İstanbul’a geçti. Sonrasında Antalya’ya geçti. Telefonla diyalogumuz devamlı sürerdi. En son tekrar bir albüm yapmak istedi. Bu konuda beni aradı. Albüm çalışmasına başlamıştık. Hakan’a bir albüm hazırladık. Son zamanlarından bahsetmek gerekirse, bu albümü için çok heyecanlıydı. O kadar sık telefon trafiği yaşıyorduk ki, “Hakan dedim, ilk defa albüm yapan insanı anlarım. Heyecanı vardır. Bunu anlarım da biz seninle 5-6 albüm çalıştık. Bunun yolunu yordamını biliyorsun. Profesyonel bir müzisyensin. Beni çok şaşırtıyorsun, sanki ilk albümünü yapan birisi imajı çiziyorsun” dedim. Biz de bu albümü 1,5-2 ay önce çıkardık. Çok mutlu ve sevinçliydi. Bu da onu çok mutlu ediyordu. İlk önce albümü yayımlayalım, insanların ilgisine göre klip çekeriz dedim. Biraz yorgun görünüyordu son zamanlarda. Bir sıkıntın var mı diye de sormuştum. Hakan benim ağabeyimdir. Arkadaşımdır. Neşeli günlerimiz, ilişkilerimiz vardı. Her ölüm erkendir ama Hakan’ın çok erken oldu. Tam bir halk sanatçısıydı, mütevazı bir kişilik ve hayatı şakaya alan bir adamdı.
Ölüp gidiyoruz işte

Yasemin Göksu: Bizim toplum, sağlığında ihmal ettiği değerleri, öldüğünde seviyor. Gidenlerin hepsi çok kıymetli. Methiyeler düzülüyor peşlerinden. Kocaman, gösterişli çelenkler gönderiliyor.
O çelenkleri yollayan, kişiler, kurumlar, siyasi partiler, dernekler, sendikalar, siyasiler… Facebook’lara, Twitter’lara yaldızlı, büyük laflar dizenler… Biraz sahiplenselerdi, biraz…Dünya güzeli bir adamdı o. Yetenekli bir müzisyen, üretmenin, yüreğindekini söylemenin derdinde. Ülkesi için kaygı duyan… Elini taşın altından hiç çekmeyen… Ama bir kusuru vardı, popüler olmayı beceremedi.
Hakan, o dayanışmadan, bu yardımlaşmaya koşarken, bir yerlerden bir konser çıkar belki diye beklerken, beş kuruşsuz, işsiz, borçlarıyla ve yüreğini durduran ağrılarıyla öldü.
Yaşarken hiç kıymeti yoktur bizim gibi müzisyenlerin, yorumcuların… Bir yandan kuyruğu dik tutmaya; bir yandan doymaya, doyurmaya, kirayı ödemeye, kredi kartı nerede patlayacak diye yüreğimiz ağzımızda yaşamaya çalışırken…
Koca koca sendikaların, partilerin, derneklerin, kurumların dayanışma konserlerine çağrılırız hep. Bizden esirgenen ödeme, gündeme dair bir cümle kurmaktan köşe bucak kaçan ama daima en demokrat geçinen popüler isimlere verilir.
Sistem karşıtı görünenlerin bile sistemin taktikleriyle yol yürüdüğü ve farklı olana yaşam hakkı tanımadığı bir düzende yaşıyoruz. Savrulduğumuz, sığındığımız yerlerde, birbirimize destek bile olamadan, bin türlü stres ve sıkıntıyla ölüp gidiyoruz işte.
İçimden öyle şeyler söylemek geçiyor ki… Yenlerimiz, yüzlerce yerden kırık kollarla dolu. Ne diyeyim ki başka? Çok ama çok üzgünüm.


