Google Play Store
App Store

27.04.2025 tarihinde BirGün Pazar'da yer alan "Peşkeş çekilen toplanma alanları" başlıklı yazıda, sehven Kürşad Zorlu'nun ismi yer almıştır. Okurlarımızdan ve Sayın Kürşat Zorlu'dan özür diler, karşı tarafın düzeltme ve cevap metnini paylaşırız.

Düzeltme ve cevap

27.04.2025 tarihinde BirGün Gazetesi tarafından "Peşkeş çekilen toplanma alanları" başlığı ve "İstanbul Planlama Ajansı'nın raporuna göre, 42 bin kişinin barınma ihtiyacını karşılayacak toplanma alanlarının yerine 95 adet alışveriş merkezi yapıldı." alt başlığıyla yayımlanan haber, tamamıyla asılsız, mesnetsiz ve gerçek dışıdır.

Haberde, Sayın Kürşad ZORLU'nun Zorlu Grup üyesi olduğu ve bu üyelik vasıtasıyla Zorlu Grup ile Adalet ve Kalkınma Partisi arasında bir yakınlaşmanın sağlandığı yönünde yalan ifadelere yer verilmiştir. Bu iddiaların hiçbirinin gerçeklik payı bulunmamakta olup, hukuki dayanaktan ve somut delilden yoksun şekilde kamuoyuna sunulmuştur. Sayın Kürşad ZORLU'nun Zorlu Grup şirketleriyle herhangi bir üyelik, ortaklık ya da temsilcilik ve hatta bir tanışıklık bağı dahi bulunmamaktadır.

BirGün Gazetesi tarafından yayımlanan haber, Basın Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenen "doğru, tarafsız ve gerçek bilgi verme yükümlülüğü"ne ve Basın Meslek İlkeleri'ne açıkça aykırıdır. Haberde kişilik haklarına saldırı niteliğinde ifadeler kullanılmış; araştırılmadan, doğruluğu teyit edilmeden, kamuoyunda yanlış algı oluşturmaya yönelik ithamlarda bulunulmuştur.

Bu bağlamda, BirGün Gazetesi'nin yaptığı yayın, T.C. Anayasası'nın 17. maddesi uyarınca korunan kişilik haklarına; aynca Türk Medeni Kanunu'nun 24. ve 25. maddeleri kapsamında düzenlenen kişilik haklarının korunması hükümlerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla, işbu tekzip metninin, Basın Kanunu'nun 14. ve devamı maddeleri gereğince, aynı sayfada, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlanmasını talep etmekteyiz.

Öte yandan, işbu asılsız ve hukuka aykırı habere ilişkin, sorumlular hakkında her türlü yasal haklarımızı kullanma ve yargı mercilerine başvurma hakkımızı saklı tuttuğumuzu kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.

Saygılarımızla

Kürşad ZORLU

vekili

Av. Sabire Meltem Banko

***

Peşkeş çekilen toplanma alanları

Aze Eylül Aytekin

23 Nisan'da İstanbul'da gerçekleşen 6.1 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Herhangi bir can kaybı olmamasına rağmen uzmanların yıllardır uyardığı "büyük İstanbul depremi" akıllara tekrar gelmiş oldu. Deprem sırasında yurttaşlar, afet toplanma bölgesi bulunmadığından Gezi Parkında toplanmak istediler ancak polis bu duruma bile izin vermedi. Bu yazıda "Büyük İstanbul Depremi" başta olmak üzere, uzmanların uyarılarını ve İstanbul'un bu depreme ne kadar hazır olduğunu konu edeceğim.

İstanbul'da beklenen depremle ilgili yıllardır uzmanlar çeşitli uyarılarda bulunuyorlar. Bu uyarılar; Kentteki riskleri ve olası etkileri anlamak açısından kritik öneme sahip. Maraş Depreminden bir sene önce bu depremin geldiğine dair çeşitli uyarılar yapan Prof. Dr. Naci Görür; İstanbul için de önemli uyarıları yıllardır yapmaktadır. İstanbul’da beklenen depremin büyüklüğünün 7.2 ile 7.6 arasında olacağını belirten Naci Görür, bu büyüklükte bir depremin, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerinden daha büyük zararlara yol açabileceğini ifade etmektedir.

İstanbul'da yaklaşık 2,5 milyon kişinin doğrudan deprem riski altında olduğunu ve bu kişilerin hayatını kaybetme riskinin çok yüksek olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca, İstanbul'daki 1,1 milyon yapının 60 bininin olası bir depremde çok ağır hasar alacağını ve bu binalarda yaşayanların hayatını kaybetme riskinin bulunduğunu belirtmektedir. Prof. Dr. Görür, İstanbul'un deprem hazırlığının yetersiz olduğunu ve 1999'dan bu yana yapılan çalışmaların yeterli olmadığını ifade etmektedir. Yapı stokunun kalitesizliği, nüfus yoğunluğu ve altyapı eksiklikleri gibi faktörlerin, şehrin deprem riskini artırdığını vurgulamaktadır. İstanbul'daki 14 barajın 7'sinin çok tehlikeli olduğunu ve bu barajların olası bir depremde büyük risk oluşturduğunu belirtmektedir. Ayrıca, deprem sonrası en az 100 milyon ton atık çıkacağını ve bu atıkların geri dönüşümünün planlanması gerektiğini ifade etmektedir. Naci Görür, İmar affı ve kaçak yapılaşmanın, deprem riskini artıran faktörler arasında yer aldığını belirtmektedir.

Maalesef ki tüm bu uyarılara rağmen AKP iktidarından depreme karşı herhangi bir hazırlık göremedik. Aksine bütün uyarıları görmezden gelerek imar affı yasaları çıkardılar, bu yasalar kaçak yapıların yasallaşmasına ve depreme dayanıksız binaların varlığının artmasına neden olmuştur. Deprem toplanma alanlarını dahi imara açmış, halkın güvenliğini bir kez daha göz ardı etmiştir. Gelin hep birlikte İstanbul'daki afet sonrası toplanma alanlarını inceleyelim.

1999 Gölcük Depremi'nin ardından İstanbul'da afet sonrası toplanma alanları belirlenmişti. Ancak, bu alanların büyük bir kısmı zamanla imara açıldı ve yerine alışveriş merkezleri, rezidanslar ve gökdelenler inşa edildi. Örneğin, İstanbul Planlama Ajansı'nın raporuna göre, 42 bin kişinin barınma ihtiyacını karşılayacak toplanma alanlarının yerine 95 adet alışveriş merkezi yapıldı. Benzer şekilde, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Cemal Gökçe, 1999 depremi sonrası belirlenen 470 alandan çoğunun imara açıldığını ve üzerine gökdelenler ya da alışveriş merkezleri inşa edildiğini belirtmişti. Şimdi deprem toplanma alanı olarak belirlenen ancak imara açılan bazı önemli alanları inceleyelim:

Ali Sami Yen Stadı (Torun Center): Eski stadyumun yerine yapılan bu yüksek katlı bina, deprem toplanma alanı olarak belirlenmişti. Ali Sami Yen Stadı'nın arazisi, 2010 yılında TOKİ tarafından ihale edilerek Aşçıoğlu İnşaat'a verilmiştir. Aşçıoğlu İnşaat, daha sonra Torunlar GYO ve Kapıcıoğlu İnşaat ile ortaklık kurarak projeyi hayata geçirmiştir. Ancak, projeye ilişkin yargı kararlarına rağmen inşaat devam etmiştir. Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu, bu süreci "hukuksuzluk ve yağma süreci" olarak nitelendirmiştir. Torunlar GYO'nun AKP ile yakın ilişkileri olduğu ise bilinen bir gerçektir.

Zincirlikuyu Karayolları Arazisi (Zorlu AVM): Bu alan da deprem toplanma alanı olarak ayrılmışken, alışveriş merkezi inşa edilmiştir. Zorlu Center, Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait arazide inşa edilmiştir. Bu proje de, AKP döneminde hız kazanmış ve yüksek yoğunluklu yapılarla bölgeye önemli bir betonlaşma getirilmiştir. Bu arazi 2007 yılında 800 milyon dolara satın alınarak Zorlu Center projesi inşa edilmiştir. Bu tür büyük ölçekli projeler, genellikle kamu-özel sektör işbirlikleri çerçevesinde gerçekleşmektedir ve siyasi iktidarlarla olan ilişkileri, bu projelerin hayata geçirilmesinde büyük önem arz etmektedir. Zorlu Grubu'nun kurucusu Ahmet Nazif Zorlu, AKP'nin iktidara gelmesinin ardından iş dünyasında önemli adımlar atmış, AKP ile ilişkisini gizlemekten hiç çekinmemiştir. Ayrıca Zorlu'nun dünürü Turgut Aydın ve damadı Ahmet Yaşar Aydın FETÖ operasyonları sırasında gözaltına alınmıştır. AKP, FETÖ ilişkilerini göz önünde bulundurursak bu durum hiç de şaşırtıcı değildir. Son süreçte ise Zorlu Holding, 7 Ekim'de başlayan Filistin’deki katliama rağmen İsrail'deki santral projesinden vazgeçmemiş açık bir şekilde İsrail destekçisi ve katliamın da ortağı konumunda yer almıştır.

Kadıköy Meteoroloji Binası ve Arazisi (Taşyapı Gökdelenleri): Meteoroloji binasının bulunduğu bu alan, imara açılarak konut ve ticaret alanına dönüştürülmüştür. 2004 yılında, Hazine'ye ait 44.783 metrekarelik bu kamu arazisi, kat karşılığı ihale usulüyle özelleştirildi. İhaleyi kazanan Taşyapı firması, bu arsaya 45’er katlı 4 kule inşa etti. Projenin imar planları, AKP iktidarı tarafından onaylandı ve inşaat süreci hızla ilerledi. Ancak, Kadıköy Belediyesi ve Mimarlar Odası, projenin çevre düzeni ve yeşil alanlar üzerindeki olumsuz etkilerini gerekçe göstererek yargıya başvurdu. 2008 yılında, yürütmeyi durdurma kararı alınmasına rağmen inşaat devam etti. Sonrasında, Taşyapı, Kadıköy Belediyesi'ne karşı 101 milyon TL'lik tazminat davası açtı ve mahkeme, belediyenin inşaatı durdurma eylemlerini "hukuka aykırı ve keyfî" olarak değerlendirerek, belediyenin tazminat ödemesine karar verdi. Ayrıca Taşyapı'nın sahibi Emrullah Turanlı'nın, 17-25 Aralık 2013 tarihli yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarında ismi geçen firmalar arasında yer alması bir kez daha gerçeği bizlere göstermişti.

Acıbadem Otosan Fabrikası Arazisi (Akasya AVM): Eski fabrika alanı, alışveriş merkezi olarak kullanılmak üzere imara açılmıştır. Projede, kamuya terk edilmesi gereken alanların özel sektöre devredilmesi, yeşil alanların azalması ve kentsel dönüşüm politikaları kapsamı değerlendirildiğinde AKP'nin bu politikalarının toplum yararını ne ölçüde gözettiğini de açıkça görüyoruz. Akasya Acıbadem, SAF Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) tarafından geliştirilmiştir. SAF GYO'nun ortakları arasında Akkök Grubu, Sinpaş GYO, Yıldız Holding ve Doğu Batı Grubu bulunmaktadır. Bu ortaklık, AKP iktidarı vesilesiyle önemli iş dünyası figürlerinin bir araya gelmesi sonucu oluşmuştu. Sinpaş GYO Şirketin eski yönetim kurulu üyeleri arasında, AKP'nin eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin babası Ekrem Pakdemirli yer almaktadır. Ayrıca, Sinpaş GYO'nun ortağı olduğu Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş.'nin yönetim kurulunda da AKP ile bağlantılı isimlerin bulunduğunu da zaten bilmekteyiz. Yıldız Holding'e baktığımızda holdingin kurucusu Sebahattin Yıldız, AKP döneminde özelleştirme süreçlerinden faydalanarak önemli yatırımlar gerçekleştirmiştir. Özellikle, Eti Gümüş ve Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş. gibi kamu şirketlerinin özelleştirilmesinde Yıldızlar Holding'in adı geçmektedir. Bu şirketlerin, AKP ile geliştirdikleri siyasi ve ekonomik ilişkiler, Türkiye'nin kentsel dönüşüm ve özelleştirme süreçlerinde belirleyici bir rol oynadığını söylemek gerekir.

Bakırköy Marmara ve İstanbul Forum AVM Alanları: Bu bölgeler de deprem toplanma alanı olarak belirlenmişken, alışveriş merkezleri inşa edilmiştir. Marmara Forum AVM, Multi Otuzbeş İnşaat A.Ş. tarafından Bakırköy Osmaniye Mahallesi'nde inşa edilmiştir. 2008 yılında temeli atılan proje, imar planlarına aykırılıkları nedeniyle 2011 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından mühürlenmiştir. Ancak, 2013 yılında açılışı yapılmıştır. 2014 yılında İBB, 250 bin metrekarelik AVM'nin 60 bin metrekarelik kısmının kaçak olduğunu belirlemiş ve iskân iznini iptal etmiştir. 2016 yılında, İBB ile Multi Otuzbeş İnşaat A.Ş. arasında yapılan protokolle, kaçak alanların yasallaştırılması için bağış karşılığı imar planı değişikliği yapılmıştır. Bu protokol, İBB Meclisi'nde AKP'li üyelerin oylarıyla kabul edilmiştir. CHP'li meclis üyeleri, bu uygulamanın "kurumsal rüşvet" olduğunu ve İstanbul'daki diğer kaçak yapılar için emsal teşkil edeceğini ifade etmişlerdi. 2019 yılında, Marmara Forum AVM'nin imar planları için yapılan değişiklikler mahkemeye taşınmış ve Danıştay tarafından iptal edilmiştir. 2024 yılında, İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Marmara Forum arazisinin de içinde bulunduğu 1/5000'lik planları bir kez daha iptal etmiştir. Forum İstanbul AVM, Multi Türkiye ve Doğuş Grubu ortaklığında Bayrampaşa ilçesinde inşa edilmiştir. Proje, 2006 yılında başlamış ve 2009 yılında açılışı yapılmıştır. İnşaat sürecinde, çevre düzeni ve ulaşım altyapısı için İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından önemli yatırımlar yapılmıştır. Doğuş Grubu'nun medya şirketlerinden NTV ve Star TV, AKP'nin medyası haline gelmiştir. Ayrıca, Doğuş İnşaat, çeşitli altyapı projelerinde AKP ile işbirliği yapmıştır. 2021 yılında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk'le yakın görüşmeler yapmıştır.

Zeytinburnu 16.9 Kuleleri: Bu alan da deprem toplanma alanı olarak ayrılmışken, yüksek katlı konutlar yapılmıştır. 16/9 Kuleleri, Astay İnşaat tarafından Zeytinburnu Kazlıçeşme’de inşa edilmiştir. Proje, 37, 32 ve 27 katlı üç rezidanstan oluşmaktadır. İlk olarak 2009 yılında Zeytinburnu Belediyesi tarafından verilen yapı ruhsatı ve imar planı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Zeytinburnu Belediyesi aleyhine açılan davalar sonucunda iptal edilmiştir. Danıştay da bu iptal kararını onamıştır. Ancak, Zeytinburnu Belediyesi tarafından açılan tıraşlama ihalesine hiçbir şirketin katılmaması nedeniyle yıkım gerçekleşmemiştir. 16/9 Kuleleri'nin inşa sürecinde ve sonrasında, AKP ile yakın ilişkileri olan birçok kişinin daire sahibi olduğu belirtilmektedir. Bu kişiler arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski genel sekreteri Adem Baştürk, eski genel sekreter yardımcısı Köksal Tandıroğlu, İmar Komisyonu Başkanı Sefer Kocabaş, Zeytinburnu Belediyesi İmar Komisyonu Başkanı Hasan Albayrak ve eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah yer almaktadır. Ayrıca, 16/9 Kuleleri'nin inşa edildiği arsa, Halil Bezmen'den alacaklı olan Yapı Kredi Bankası ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) geçmiştir. TMSF'de çoğunluk hissesi bulunan bu arazi, 45 milyon dolara Erdoğan'ın imam hatipten arkadaşı Mesut Toprak'a satılmıştır.

Deprem toplanma alanı olarak belirlenen ancak imara açılan alanları araştırırken uzayan bir listeyle karşılaştığımı söylemeliyim. 23 yılda AKP; rant, talan ve yağma politikalarıyla hem kendini hem de yandaşlarını zengin etmiş, halkı ise açık bir şekilde ölüme sürüklemiştir. Bu yukarıda bahsettiklerim yalnızca deprem toplanma alanı olarak belirlenen yerler. Bunun bir de denetlemenin olmadığı kaçak yapıları var. Yalnızca deprem toplanma alanlarını konuşurken durumun İstanbul için ne kadar vahim olduğunu görmekteyiz.