Google Play Store
App Store

Son dönemde basına yansıyan haberlerde, Türkiye’de ebeveyn izni alanında büyük bir değişiklik yapılacağı yönünde manşetler dikkat çekiyor. Ancak tartışılan düzenlemelere bakıldığında, durumun köklü bir dönüşümden çok mevcut uygulamaların bazı yönlerinin revize edilmesi ve kamu özel sektör farkının giderilmesi niteliğinde olduğu görülüyor. Yani “yeni haklar geliyor” başlığıyla sunulan maddelerin pek çoğu, aslında halihazırda var olan izinlerin kapsamını genişletmeye yönelik.

Taslak çalışmalarda öne çıkan başlıklar ise şöyle:

Doğum izninin 16 haftadan 20 haftaya çıkarılması,

Babalık izninin özel sektörde 5 günden 10 güne yükseltilmesi,

İlk kez "ebeveyn izni" kavramının mevzuata ayrı bir başlık olarak girmesi,

Ebeveynlerin bakım sorumluluklarını paylaşmalarını teşvik eden, anne-baba arasında paylaştırılabilir izin modellerinin tartışılması,

Çalışan ebeveynlere yönelik esnek çalışma ve çocuğun bakımına uyumlu iş modellerinin güçlendirilmesi.

Bu düzenlemeler, Türkiye’nin AB standartlarına yaklaşması açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

MEVCUT DÜZENLEME NASIL

Türkiye’de bugün yürürlükte olan izin sistemi daha çok anne ağırlıklıdır ve ebeveyn izni kavramı henüz tam anlamıyla yerleşmiş değildir. Mevcut yapı kısaca şöyledir:

Anne için doğum izni: 16 hafta (8 hafta doğum öncesi + 8 hafta sonrası). Çoğul gebelikte ek süre verilir. Bu dönemde SGK geçici iş göremezlik ödeneği sağlar.

Doğum sonrası ücretsiz izin: Anne, analık izninin ardından 6 aya kadar ücretsiz izin talep edebilir.

Kısmi çalışma hakkı: Anne veya baba, çocuk ilkokula başlayana kadar kısmi süreli çalışma talep edebilir. İşverenin bunu reddetme hakkı yoktur.

Yarım çalışma ödeneği: Anne, analık izninden sonra belirli sürelerle yarı zamanlı çalışabilir; ücretin bir kısmı devlet tarafından karşılanır.

Babalık izni: Özel sektörde 5 gün, kamuda 10 gün.

Emzirme izni: Çocuk bir yaşına gelene kadar günde 1,5 saat.

Evlat edinme: 3 yaşından küçük çocuk için 8 haftalık izin hakkı.

Bu yapıya bakıldığında Türkiye, bakım yükünü büyük oranda annenin üzerinde toplayan geleneksel bir modele sahiptir.

KAMU-ÖZEL FARKI

Türkiye’de ebeveyn ve doğum izinlerinin uygulanması bakımından kamu ve özel sektör arasında belirgin farklar bulunuyor:

Kamu Sektörü (Memurlar):

Babalık izni 10 gün.

Anne için doğum izni özel sektörle aynı olmakla birlikte, uygulamada memurlar emzirme izni ve bazı ek sosyal haklardan daha rahat yararlanabiliyor.

En önemlisi, memur ebeveynler için 24 aya kadar aylıksız izin hakkı mevcut.

Esnek çalışma modelleri kamu tarafında daha yaygın ve düzenli uygulanabiliyor.

Özel Sektör: 

Babalık izni 5 gün.

Kadın işçiye 6 aylık ücretsiz izin teoride mevcut olsa da, iş güvencesi kaygıları nedeniyle pratikte daha sınırlı kullanılabiliyor.

Kısmi çalışmaya geçme hakkı mevcut ama özel sektörde işveren tutumu uygulamayı zorlaştırabiliyor.

Uzun süreli ebeveyn izni anlamında kamuya göre daha dar bir çerçeve var.

Bu tablo, Türkiye’de ebeveynlik haklarının kamuda daha korunaklı, özel sektörde ise daha kırılgan olduğunu gösteriyor. Peki bu konuda Avrupa ve OECD örnekleri nasıl?

DÜNYA’DA NASIL

  • İsveç: Ebeveynler toplam 480 gün izin alabiliyor, önemli bir kısmına maaşın yaklaşık yüzde 80’iyle ödeniyor. İznin bir bölümü babaya devredilemiyor; böylece babanın aktif katılımı teşvik ediliyor.
  • Almanya: 36 ay ebeveyn zamanı ile çocuk 3 yaşına gelene kadar anne ve baba çalışma hayatından ayrılabiliyor. 12–14 ay gelir desteği sağlanıyor.
  • Hollanda: Ücretli ve ücretsiz izin kombinasyonu ile 9 hafta ücretli, toplamda 26 haftaya kadar ebeveyn izni var. Esnek çalışma son derece yaygın.
  • Fransa: Çeşitli kısa doğum ve babalık İzinleri ile uzun ebeveyn bakım süreleri bir arada. Doğum izni yaklaşık 16 hafta; babalık izni 25 gün. Çocuk 3 yaşına gelene kadar ebeveynler ücretsiz izin alabiliyor.
  • Avustralya: 26 haftalık ücretli ebeveyn izni var. 2024 reformuyla birlikte, ebeveynlere yarım yıla yakın ücretli ebeveyn izni tanındı.
  • Japonya: Anne veya baba için toplamda 1 yıl izin, maaşın bir kısmı ödeniyor, babanın kullanımı teşvik ediliyor.
  • Kanada: Toplam ebeveyn izni 18 ay, anne ve baba arasında paylaşılabiliyor; devlet tarafından belirli gelir desteği sağlanıyor.
  • Norveç: 49–59 hafta ebeveyn izni, maaşın %100’ü veya %80’i ödeniyor; babaya ayrılmış belirli günler mevcut.
  • Güney Kore: Ebeveyn izni 1 yıl, maaşın bir kısmı ödeniyor, babalar için teşvik edici ek haklar sunuluyor.

Bu örneklere baktığımızda genel olarak gerek Dünya, gerek Avrupa ve OECD ülkelerinde eğilim, ebeveyn iznini anne-baba arasında dengeli dağıtmak ve babayı da bakım sürecinin aktif bir aktörü haline getirmek yönündedir.

Bu örneklerden sonra arttırılan ebeveyn izinlerinin ülkemizde çalışma hayatına ne şekilde yansıyacağı konusunu da değinmeliyiz. Düzenlemenin, kamu ile özel sektör ayrımını azaltmaya yönelik olması ve çalışan eşlere, özellikle annelere, çocuk sahibi olduktan sonra destek sağlaması olumlu bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak ülkemizde işverenlerin kadın çalışanların doğum ve doğum sonrası izinlerine olumsuz yaklaşımını görmezden gelmek mümkün değil. Hamile kadın işçilerin güvencesiz işyerlerinde işten çıkarılması, küçük çocuk sahibi kadınların işe alınmaması, doğum sonrası işe dönenlerin görev yerlerinin değiştirilmesi, terfi ve ek imkânlardan mahrum bırakılması veya mobbing gibi uygulamalar, çalışma hayatının gerçekleri olarak karşımızda duruyor. Bu nedenle, getirilecek ilave izin haklarının etkili olabilmesi için iş güvencesi ve koruma mekanizmalarının eş zamanlı hayata geçirilmesi, yaptırımların somut ve uygulanabilir olması şarttır. Aksi halde, izin haklarını artıran yeni düzenlemeler, işverenlerin kadın çalışanlara yönelik olumsuz uygulamalarını artırma riskini de beraberinde getirebilir.