Eğitime ‘özel sektör’ ayarı
Önümüzdeki üç yılı kapsayacak OVP’de eğitimin tamamen özel sektöre devredilmesi planlanıyor. Atıl işgücünün çözümünü çalışmayı özendirmekte bulan rejim böylece yoksullar için nitelikli eğitimi bitirmek istiyor.

Mustafa Kömüş
mustafa.k@birgun.netAKP’nin son yıllarda eğitimdeki en büyük hamlelerinin başında okulları özel sektöre açmak oldu. MESEM’ler bu çabanın en somut hali oldu. Ancak yapılanlar hâlâ yeterli gelmiyor. Önceki gün açıklanan Orta Vadeli Program’da (OVP) yine eğitimin piyasaya açılmasına ilişkin önemli başlıklar yer aldı. O kadar ki artık okulun başladığı ilk günden itibaren buna hazırlanacağı ifade edildi. Diğer bir deyişle özel sektörün yani patronların eğitimin ilk gününden son gününe kadar içinde olması hedeflendi.
OVP’de yer alan ve dikkat çeken bazı maddeler şöyle:
• Mesleki ve teknik eğitim müfredatı özel sektörle işbirliği içerisinde güncellenecek. Staj ve işbaşı eğitimi programlarının yaygınlaştırmasını sağlayacak şekilde yönetim ve finansman konuları da dâhil olmak üzere özel sektör katılımı artırılacak.
• Mesleki ve teknik eğitim içeriği sektör ihtiyaçları, başta yapay zekâ olmak üzere teknolojik gelişmeler ve stratejik öncelikler doğrultusunda şekillenecek, altyapı ve işbirlikleri güçlendirilecek ve öğrencilere uygun yönlendirme ile erişim imkânı sağlanacaktır.
• Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin mesleki eğitime erişimi artırılacaktır.
• Ortaokul ve lise düzeyinde geliştirilecek mesleki ilgi, değer ve beceri envanterleri yardımıyla öğrenciler kendilerine uygun mesleklere yönlendirilecektir.
• Ortaöğretim öğrencilerinin eğitim süresi içinde mesleki eğitim merkezlerine kayıt olarak mesleki beceriler edinmelerinin sağlanması amacıyla çerçeve öğretim programı hazırlanacak ve ilgili mevzuatta düzenleme yapılacaktır.
Tüm bu başlıkların özeti çok net: AKP eğitimi tamamen özel sektöre devretmenin yolunu yapıyor. Son günlerde açıklanan bazı raporlar ve yeni yönetmelikler de OVP ile uyumu gösteriyor. Artık yoksul halk çocukları için nitelikli eğitim yakında bir hayal olacak.
OECD’DE SONLARDAYIZ
Ne demek istediğimi biraz açayım. Türkiye kamu yatırımlarında tüm OECD ülkelerinde son sıralarda. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’dan (GSYİH) eğitime ayrılan payda da aynı şekilde. Tersine hanehalkının yani yurttaşın cebinden yapılan harcamalarda ise ilk sıralarda. Bu veriler de gösteriyor ki Türkiye’de eğitime harcamayı devlet değil aileler yapıyor.
MESEM’DEN MESLEK ORTAOKULLARINA
Devam edelim. Başkanlık sistemine geçildikten sonra bugüne kadar üç kişi Milli Eğitim Bakanlığı görevlerinde bulundu. Üçünün de ortak noktası özel sektörün eğitime dahil edilmesini sağlamak için çaba harcamak oldu. Bunun en somut hali ise mesleki eğitim merkezleri (MESEM) oldu. Her yıl sayıları artan MESEM’lerle öğrenciler atölyelerde, marketlerde, tamirhanelerde patronların insafına terk edildi. Bugün hangi tamirciye gitseniz yanında bir MESEM’li çocuk görebiliyorsunuz. Olay bundan da ibaret değil. Örneğin sınıf tekrarı yapması gereken çocuklar bile MEB eliyle MESEM’e yönlendiriliyor. Sonuç devasa oranda artan çocuk işçiliği.
MESEM’le yetinmeyen Bakanlık başka neler yapıyor bakalım. MEB 2024 Şubat ayında yayımladığı yönetmelikle 4 yeni okul projesi hayata geçirmişti. Bu 4 okul türü Türkiye’nin her bölgesinde eğitim alan meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması gerekçesiyle ‘bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre’ olarak belirlenmişti. Bunun ilk adımı da geçen yıl hayata geçirilmişti.
Bu kadarla da kalmadılar. Meslek okullarını ortaokullara indirdiler. Onun da ilk örnekleri geçen yıl hayata geçirildi. 7’nci ve 8’inci sınıftan itibaren öğrenciler işçileştirildi. Şimdi de bu ortaokulları kız-erkek diye ayırıyorlar. Bu yıl birçok kız meslek ortaokulu eğitim hayatına başladı.
Bir diğeri ise yine geçen yıl faaliyete geçen kampus okulları projesi. Eğitimde de şehir hastanelerine benzer bir model yaşama geçirildi. Bu projeye ilişkin hazırlanan yönergede temizlik, güvenlik, yemek, ulaşım gibi tüm kamu hizmetlerinin özel sektör eliyle yürütülebileceği ayrıca kampus okullar içinde yer alan alanların da işletme gibi çalıştırılabileceği ifade ediliyor. Bunun da ilk örneği İstanbul Esenyurt’ta faaliyete başladı. Kampus yaklaşık 68 bin metrekarelik alana inşa edildi. Sekiz liseden oluşan kampus okulun 12 bin 648 öğrenci kapasitesi ve 473 öğretmenin görev yapacağı açıklanmıştı.
Özetle 2026-2028 yıllarını kapsayan OVP’de de yer aldığı gibi eğitimin tamamen özel sektöre devri için uzun süredir adımlar atılıyor. Şimdi önümüzdeki üç yılda bu durumun tamamen hızlandırılması amaçlanıyor.
BULDUKLARI ÇÖZÜM ÇALIŞMAYI ÖZENDİRMEK
Yukarıdaki başlıklara eklemediğim ve bence en önemlisi olan maddeyle yazıyı bitireyim. Biliyorsunuz ki ülkenin çok ciddi bir atıl işgücü sorunu var. OVP’de de buna ilişkin bir başlık yer alıyor. Peki buna çözümleri ne dersiniz? Aynen OVP’nin içinden aktarıyorum: “Çalışmanın fazileti ve üretmenin toplumsal değeri, örgün eğitim sürecinin başlangıcından itibaren müfredata yansıtılacaktır.” Yani klasik patron bakış açısı: “İş beğenmiyorlar”ın farklı bir ifadesi. İşsiz kalanlar çalışmak istemiyor, çalışmayı sevmiyor zannediyorlar.
Daha önce de defalarca bu sayfalarda vurguladığımız gibi eğitimi bir hak olmaktan çıkarmak isteyen AKP esas kötülüğü de bu yolla memleketin geleceğine yapıyor. Gençlerin iş beğenmediğini düşünüp çocukluktan itibaren atölyelerde, tamirhanelerde sömürüp sözde iş hayatına dahil ediyor. Sonuç: Yüz binlerce çocuk işçi, onlarca yaralı ve 10’u aşkın iş inayetinde hayatını kaybeden çocuk.


