Emeğin yağı Ege’de eridi
Ege Bölgesi’nde zeytin hasadı başladı ama üreticilerin yüzü gülmüyor. Kuraklık, mazot, gübre ve işçilik maliyetleri her geçen gün artarken, zeytinyağı fiyatları hâlâ tüccarın insafına kalmış durumda.

Aycan KARADAĞ
Ege Bölgesi’ndeki zeytinliklerde mahsul olgunlaşırken, zeytin hasadı da başladı. Son beş yıldır etkisini artıran kuraklık, bu sezon afete dönüştü ve Ege’nin tamamında tarımsal üretimi vurdu. Küresel iklim krizinin ağır sonuçları, zeytin üretimini de derinden sarstı. Kamusal destekten yoksun kalan üretici, kuraklık karşısında kendi kaderine bırakıldı. Yerli üretimin göz ardı edilmesi, bugün çiftçiye geçim derdi, tüketiciye ise fahiş fiyat olarak geri dönüyor. Aynı zamanda gübre, enerji ve işçilik maliyetlerinin aşırı yükselmesi ve tüccar ile aracılar baskısı, üreticileri giderek daha kırılgan bir konuma itiyor.
Ege Bölgesi’nde sofralık zeytin hasadı bu ay ortasında, yağlık zeytin toplama dönemi ise genellikle kasım başı itibarıyla başlıyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin bölge analizleri, Kuzey, Orta ve Güney Ege havzalarında farklı çeşitlerle üretim yapıldığını gösteriyor. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, 2024-2025 sezonunda toplam 3,6 milyon ton zeytin üretimi, bunun 2,85 milyon tonunun yağlık, 750 bin tonunun sofralık olarak ayrılacağı ve 475 bin ton zeytinyağı üretimi beklediğini açıkladı.
Ancak bazı üreticiler ve gözlemciler bu rakamların “ideal şartlara dayalı tahminler” olduğunu söylüyor. Gerçekleşecek kuru dönem, don, yağış dengesizliği gibi değişkenler rekolteyi ciddi oranda aşağı çekebilir. Denizli’deki üretim bölgelerinde bazı alanlarda geçen yıl şartlarına göre meyve tutumunun iyi olduğu bildirilse de sulanamayan bölgelerde kalite ve kalibre düşüklüğü bekleniyor.
Edremit Ticaret Borsası verilerine göre sızma zeytinyağı kilogram fiyatları 280 lira düzeylerinde işlem gördü. Zeytinyağı ham fiyatı 110 lira - 143 lira arasında, yemeklik zeytin fiyatı ise 180 lira - 204 lira seviyelerinde yansıdı. Girdi maliyetlerinde yaşanan keskin artış, üreticilerin gelir marjlarını daralttı. Ayrıca, zeytinliklerin küçük ölçekli olması, kooperatifleşmenin yeterince yaygın olmaması, aracılar ve pazarlama zincirindeki yoğun komisyonlar üreticilerin pazarlık gücünü zayıflatıyor.
MALİYET SÜREKLİ ARTIYOR
Üreticiler, devletin müdahale alımları yapmasını, girdi maliyetlerinde sübvansiyon uygulanmasını, düşük faizli kredi olanaklarının artırılmasını talep etti. Manisa Akhisar’da üreticilik yapan Doğukan Arıca, “Biz bu işi yıllardır dededen kalma yöntemlerle yapıyoruz ama artık masraflar belimizi büküyor. Mazot olmuş altın, işçi bulmak imkânsız, gübreye her ay zam geliyor. Ağaçta zeytin var ama toplamak bile zarar. Kuraklık da cabası; bu sene yağmur geç geldi, meyve küçük kaldı. Devlet destek verse de yetmiyor, çünkü maliyet sürekli artıyor. Ürettiğimiz yağın litresini 300 liraya bile satamıyoruz ama markette 600 liraya görüyoruz. Aradaki fark bizi değil, aracıları büyütüyor. Biz sadece toprağın yükünü taşıyoruz, kazancını değil” dedi. Balıkesir Ayvalık’ta üreticilik yapan Uğur Cihan da şunları dile getirdi: “Bizim buralarda zeytin ağacı sadece geçim değil, kimliktir. Ama artık bu kimliği yaşatmak zorlaştı. Geçen yıl 10 işçiyle topladığım bahçeyi bu sene beş kişiyle bile zor bitiriyorum, çünkü kimse bu ücretlerle çalışmak istemiyor. Kuraklık hem verimi düşürdü hem de yağ kalitesini etkiledi. Eskiden ağaç başı 25-30 kilo toplardık, şimdi 10 kiloyu zor buluyoruz. Mazot, ilaç, gübre… Hepsi ithal, hepsi dövize bağlı. Yağ fiyatı artıyor ama kazanan biz değiliz. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Üretici artık ayakta kalmak için değil, var olmak için mücadele ediyor.”


