Haftanın kazançlı takımı Fenerbahçe. Tekrar liderliği ele geçirdi. Galatasaray'ı ensesinde hissettiğ

Haftanın kazançlı takımı Fenerbahçe. Tekrar liderliği ele geçirdi. Galatasaray'ı ensesinde hissettiği andan itibaren, Fenerbahçe de anlayış değişikliği kendini gösterdi.

Daum, daha önceleri yaptığı hataları tekrar etmekten mümkün oldukça kaçınıyor. Golü düşünen bir oyun tarzı, herkesi memnun etmekle kalmadı, sonuca farklı bir skora ulaşmayı da getirdi.

Konyaspor'a karşı kazanılan galibiyeti, lig de artık "pabucun pahalı" olduğunu anlamalarının getirdiği sonuç olsa gerek!..

Haftanın derbisi olan Trabzonspor-Galatasaray karşılaşmasında oynanan oyun, herkese "büyük keyif" verdi. Doğrusunu söylemek gerekirse, Galatasaray, Ligin başından beri futbolun "seyirlik" oyun olduğunu göstermeye çalışıyor. Deplasman ya da iç saha demeden, "oyun felsefesini"hücuma dönük futbolu ile gol yapmak üzerine oturtmuş. Ne pahasına olursa olsun, en kestirme yoldan gole gitme anlayışı, izleyenlere futbolun heyecanıyla birlikte güzelliklerini de gösteriyor. Öyle zannediyorum ki, herkes bu tarz maçlardan keyif alıyor.

3 forvetle maça başlamak 4.hatta 5. forvetleri de sokmak sadece bir cesaret işi değil, aynı zamanda oyunun süratlenmesine de sebep oluyor. Aslında,bu oyun düzeninde, daha hızlı "hücuma" katılabilen ve oyun kurabilen orta saha oyuncuları da bulunabilse, maçlar doyumsuz geçecek!..

Dikkat edin, şimdi Avrupa bu tarz futbol oynuyor. Tigana da geldiği günden beri, aynı düzeni Beşiktaş'a yerleştirmeye çalışıyor.

Gerek Gerets,gerek se Tigana biliyor ki, bu oyun anlayışı, oyuncuların giderek futbol oynama "şevklerini" artırmakla kalmayacak, aynı zamanda oynana bu güzel futbol seyircinin statları doldurmasına neden olacak!.. Böylece maç keyfi "doruğa" çıkacak!..

Trabzonspor da Galatasaray'la çok iyi mücadele etti. Maç, baştan sona kadar, son derece "centilmence" geçti. Ayrıca, Gökdeniz'in golü yapması,futbolumuz adına bir kazanç. Böyle bir yeteneğin sönmesini istemezdim. Ancak, yaptığını hiç de "ahlâki" bulmuyorum!.. Af edilmesi yanlıştır. Çünkü af.bu tip suçların çiğ gibi büyümesine neden olacaktır!.. Bahis ve şike, bir "kanser" gibi futbolcuları, hakemleri ve yöneticileri sararsa, spor hepten yok olur!... Ve de en önemlisi, "toplumsal ahlak yozlaşır!." Gökdeniz'in yeri artık, Trabzon gibi birinci lig takımları içinde olamamalı!.. Gökdeniz'i bırakalım, bundan

böyle yolunu kendisi seçsin!.

***

Türkiye de ilginç bir gelişme yaşanıyor. Liderle "at başı" giden Galatasaray, keyif veren futboluna rağmen yerden yere vuruluyor. Her türlü zorluğa rağmen "onurluca" mücadele eden kulüp taraftarlara farklı anlatılıyor. Onlara, moralsizlik ve güvensizlik aşılanmaya çalışılıyor. Başarıların göz ardı edilmesi için büyük bir "zorlama" var.

Sebebi nedir?!. Çok basit ve klasik!.. 25 Martta "yönetim seçimi" var!.. Seçim bekleyişi, Galatasaray'a ne verebiliriz anlayışı için değil, "Galatasaray'dan nasıl faydalanabiliriz!.."çıkarcılığına dayanıyor!..

Aslında bilinmeyen zenginler, futbol sayesinde toplumda yer almaya çalışmaktalar. Galatasaray ya da diğer büyük takımları kullanarak "statü" kazanma hırsları, bir zaman sonra "savaşa" dönüşüyor!..

Ancak, Galatasaray da durum biraz farklı.Galatasaray da, çok zengin olmak ya da güçlü ilişkiler içinde bulunmak veya siyasetin desteğini almak "avantaj" sağlamaz, aksine ters teper!.. Galatasaray'ı kimse satın alamaz ya da alma girişimlerinde bulunamaz!. Çünkü, Galatasaray, sadece bir "spor kulübü" değildir. Galatasaray'ın dayandığı çok köklü bir gelenek vardır.Galatasaray'ın tarihinde "şehzadelerle seyisler arasında fark yoktur. Birlikte okumuşlar ve aynı koşullarda eşit bir şekilde yaşamışlardır!.."

Bu bilindiği için, hep farklı yollar denenir!.. Özelikle yeni zenginler, bir hevesle Galatasa-ray'aoooooo saldırır,"etiketlerini" güçlendirmek isterler. Daha önce bunu Cem Uzan, Ka-ramehmet denedi!.. Şimdi de Yiğit Şardanlar, vs.. denemeğe çalışıyorlar!..Bu yol yanlıştır!..

Olması gereken; herkesin bir tek listede birleşmesi!.. Galatasaray iyi yolda!.. Futbolumuza hizmet etmek için heyecanla gidilen bu yola bazıları "engel" olmamalı!.."