Google Play Store
App Store

Yandaş medya, Cumhurbaşkanı’yla Türkmenistan dönüşü yapılan uçak sohbetinden ortak manşet çıkaramadı. İletişim Başkanlığı’nın tercihi mi, yoksa son dönemde her konuda anlaşmazlığa düşen iktidar içi klik kavgası mı?

Erdoğan'ı herkes farklı gördü: Kafalar mı karışık yeni bir taktik mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçak sohbetleri her dönem çok konuşulur. Uçaktaki gazetecilere, İletişim Başkanlığı tarafından soruların önceden verildiği; yanıtların ve öne çıkarılacak başlıkların da birlikte belirlendiği artık saklanmıyor bile. Bu değerlendirmenin doğru olup olmadığını test etmek için ertesi günün gazete manşetlerine bakmak yeterli olurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Uluslararası Barış ve Güven Forumu’na katılmak üzere gittiği Türkmenistan dönüşünde de benzer bir manzarayla karşılaşıldı. Bildik yayın kuruluşlarının muhabirleri Erdoğan’a ülke ve dünya gündemine dair sorular yöneltti. Erdoğan da yanıt verdi. Bu yanıtlar, ertesi gün iktidara yakın medya organlarının birinci sayfalarında yer buldu.

Buraya kadar her şey normal. Ancak bundan sonrasına dair bazı gariplikler var. Birincisi, gazetelerin tamamı bu açıklamaları manşetten görmedi; ama yukarıda küçük verenler oldu. İkincisi ise her gazete konuşmanın farklı bir yönünü öne çıkardı.

Tüm gazeteleri okuma fırsatı olmayan okurlarımız için başlıkları hatırlatalım:

Akşam: Rusya’ya Karadeniz uyarısı (Manşet)

Hürriyet: Milyonları var, bahise nasıl bulaşıyorlar

Milliyet: Mutabakat tuzakları bozulacak

Sabah: Temiz futbol için mücadele edeceğiz

Türkgün: Karadeniz hesaplaşma alanı değil (Manşet)

Türkiye: Anayasa bu dönem olacak

Akit: Suriye’de mutabakata uyulması hayırlı olur (Sürmanşet)

Yeni Şafak: Suriye’de tuzak kuranların oyunu bozulacak (Manşet)

Yukarıda görüldüğü gibi Erdoğan’ın ağzından sunulmuş üç-dört farklı konuda başlık var. Eğer öne çıkarılacak başlık İletişim Başkanlığı tarafından medya kuruluşlarıyla önceden konuşulmadıysa bu ayrı bir konu. Ancak sanırım bu en ihtimal dışı olasılık.

Öyleyse geriye iki seçenek kalıyor. Birincisi, İletişim Başkanlığı’nın yeni bir taktik olarak - medya kuruluşlarının okur kitlesini de hesaba katarak - gazetelere farklı başlık önerileri iletmesi. Diğer ihtimal ise medya kuruluşlarının - bir seferliğine - İletişim Başkanlığı’nı dinlemeyip kendi bildiğini okuması. Biz bu seçeneği de devreden çıkarıp, iktidar cenahında ne olup bittiğini medya üzerinden okumaya çalışalım.

HERKESİ MEMNUN ETME STRATEJİSİ

Ortaya çıkan tablo, basit bir editoryal dağınıklıkla açıklanamayacak kadar anlamlıdır. Aynı uçak sohbetinden çıkan sözlerin, iktidara yakın medya evreninde bu denli farklı başlıklara bölünmesi, tek merkezli bir iletişim hattının artık eskisi kadar işlevsel olmadığını gösteriyor. Daha doğrusu merkez hâlâ var; ancak tek ses üretme kapasitesi zayıflamış ya da tercih edilmez hâle gelmiş durumda.

İktidar bloku uzun süredir yalnızca muhalefetle değil, kendi içindeki farklı klikler arasında da denge kurmak zorunda. Dış politika, anayasa tartışmaları, Kürt meselesi, Suriye, Rusya, medyanın dizaynı (Habertürk vakası) ve hatta futbol gibi başlıklarda bile ortak ve net bir siyasal çerçeve üretmek giderek zorlaşıyor. Bilerek ya da bilmeyerek atılan her adım, iktidar klikleri içinde başka birinin ayağına basılmasıyla sonuçlanıyor.

Bu parçalı yapı, İletişim Başkanlığı’nın klasik “tek manşet, tek vurgu” modelini sürdürmesini de riskli hâle getiriyor. Çünkü öne çıkarılacak her başlık, aynı zamanda başka bir iktidar bileşeninin itirazını ya da rahatsızlığını tetikleme potansiyeli taşıyor.

Bu nedenle devreye giren yeni yaklaşım, bir tür “herkese göz kırpan” iletişim stratejisi olarak okunabilir. Milliyetçi hassasiyetleri olanlar Karadeniz ve Rusya başlığını görürken; güvenlikçi çizgide olanlar Suriye vurgusunu, reform ve sistem tartışmasına yatırım yapanlar anayasa mesajını, spor üzerinden toplumsal meşruiyet arayanlar ise “temiz futbol” söylemini öne çıkaran manşetlerle karşılaşıyor.

Bu tablo, güçlü bir siyasal koordinasyondan çok, derinleşen bir uyumsuzluğun yönetilmesi çabasına işaret ediyor. Netlik yerine çoğulluk, açıklık yerine muğlaklık tercih ediliyor. Erdoğan’ın sözleri herkes tarafından duyuluyor ama herkes başka bir Erdoğan görüyor. Tam da bu yüzden, manşetlerdeki dağınıklığı bir zayıflık değil; iktidarın mevcut iç gerilimlerini perdelemeye dönük bilinçli bir tercihin sonucu olarak okunmalı.

İktidarın bugün yaşadığı temel sorun, hangi başlığın doğru olduğu değil; hangisinin daha az kriz yaratacağıdır. Görünen o ki bu soruya verilen yanıt artık tek bir manşette değil, birçok manşetin yan yana dizilmesinde aranıyor.

KAZIYINCA ‘ERDOĞAN SONRASI KAVGA’ ÇIKAR

Halkın rızası olmadan iktidarda kalma çabası herkesi, her kurumu ve ülkeyi zehirliyor. Bu zehir, iktidar içi çekişmeler marifetiyle toplumun en kılcal damarlarına kadar şırınga ediliyor. Hiçbir kuralın, değerin olmadığı bu kirli kavga tüm yapıyı çürütüyor.

Açık ki bu kavganın tek nedeni bugün ortaya çıkan rantın paylaşımı değil. Aynı zamanda “Erdoğan sonrası dönem” olarak ifade edilen ülkenin geleceğine el koyma çabasıdır. Hal böyle olunca kavga çok daha acımasız ve sert geçiyor.

Rejim artık bu güç odaklarının yalnızca “iktidarda kalmak” paydasında buluştukları bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu yüzden bunlardan kurtulmak, rejimden kurtulmakla mümkün. Rejimden kurtulmak ise bir arada durmak, örgütlenmek ve mücadele etmekle olacak.