Google Play Store
App Store

Hafta başından bu yana kesintisiz kürsü kullanıp saatlerce konuşan Erdoğan, halkı ilgilendiren konulara dair tek cümle kurmadı. Ülke insanını bunaltan, hayatı yaşanmaz kılan meselelerin etrafından dolaştı.

Erdoğan, muhalefete yol haritası sunuyor!
Fotoğraf: ANKA

Cumhurbaşkanı bu haftayı hiç boş geçmedi. Pazartesi kabine sonrası, Salı Genişletilmiş İl Başkanları, Çarşamba Kadın Kolları toplantısında konuşma yaptı. Toplamda üç saate yakın kürsüde kaldı. Binlerce kelime, yüzlerce cümle kurdu.

Tüm bu konuşmaları taradım. İçinde yurttaşın merak edip beklediği konuları listelemeye çalıştım. Benim için sonuç tam bir hüsran oldu. Çünkü Erdoğan’ın prompter’ına yansıtılan tüm bu konuşma metinlerini okuduktan sonra yalnızca bir madde var. O da beş farklı akıllı kanser ilacının SGK geri ödeme kapsamına alınması. Gerisi, dört beş yıldır tekrarladığı vaatler dizisi ve içinden çıkılamayacak bolca rakam. Muhalefetin kulaklarını çınlattığı anları saymıyoruz tabii.

Sonra yurttaşın can kulağıyla beklediği ama Erdoğan’ın bir türlü mevzuyu oraya getirmediği başlıkları alt alta yazdım. Ortada muazzam bir fotoğraf var:

Yurttaşın bekledikleri: Temmuzda asgari ücrete ara zam yapılacak mı? Emeklilere ve kamu çalışanlarına TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranının üstünde bir iyileştirme yapılacak mı? Emeklilerin kök ücretinde nasıl bir iyileştirme olacak? Tarımsal donla ilgili üreticiye, faizle kredi dışında bir katkı verilecek mi? (Krediler de bir dizi müeyyideye bağlı.) Kamu işçilerinin zam talebine ilişkin yüzde 17 gibi “sefalet zammı” önerisinden başka bir teklif gelecek mi? Ataması yapılmayan, sözleşmeli ve mülakat mağduru öğretmenlerin taleplerine kulak verilecek mi? Ormanları, zeytinlikleri yok edecek düzenlemenin torbadan çıkması için talimat verecek mi? Eğitimde, sağlıkta yaşanan çöküşle ilgili bir düzenleme ihtimali var mı? Çözüm sürecinde yaşananlar, yargıya güvensizlik ve operasyonlara girmiyoruz bile.

Çok açık ki Erdoğan, üç gün boyunca halkı ilgilendiren, ona iyi gelecek hiçbir şeyi söylemedi/söyleyemedi. Son üç gün bile, tükenmiş bir iktidar portresi daha iyi resmedilemezdi.

ANKARA İŞARETİ

Erdoğan’ın üç gündür devam eden konuşma maratonunun içinde akılda kalan diğer başlık da CHP’ye “Ankara’ya dön” çağrısı oldu. Bahçeli’den sonra Erdoğan da muhalefetin izlediği siyasi rotadan rahatsız olduğunu söyleyerek Özel’e “Ankara’ya dön” dedi.

İktidarın bu çağrısı, 19 Mart’la birlikte muhalefetle girdiği bilek güreşinde mutlak bir sonuç alamasa da yeterince hırpaladığını düşünerek bir uzlaşma çağrısı olarak da algılanabilir. Ama yine anladığımız kadarıyla bu uzlaşının ilk koşulu, rejimin geldiği noktanın tüm yönleriyle kabul edilmesi. Diğer koşul da iktidarı talep eden bir siyaset izlenmemesi. Saray’dan gelen “Şehir şehir dolaşmayı bırak, Ankara’ya dön” çağrısının arkasında bu talep yatıyor. Erdoğan ve Bahçeli, tüm toplumun olan biteni televizyondan izlediği, salı grup toplantılarındaki atışmalara göre taraf olduğu, çaresizce başına geleni onayladığı, kimsenin bir şey talep etmediği o “güzel günleri” özlüyor. Yargı eliyle yürütülen baskı ve şiddeti sonlandırma koşulunu da oraya bağlıyorlar.

Erdoğan-Bahçeli ikilisinin söyledikleri, söylemedikleri ve sakladıkları alt alta yazıldığında muhalefet güçleri için küçümsenmeyecek bir yol haritası ortaya çıkıyor.

Saray ve şürekâsı, “Rejim kalıcılaştı, oraya dokunma” diyor. Bu, aynı zamanda toplumsal muhalefetin ilk talebinin rejimi değiştirmek olması gerektiğini gösteriyor.

Yoksulluktan, hayat pahalılığından bahsedilmiyor. Şimşek’in faiz-enflasyon hesabıyla ekonominin takip edilmesi isteniyor. Bu yağma düzenini, zengini koruyan sistemi karşısına alan; bununla mücadele eden, eylemli bir ekonomi politikası gerekiyor. Memuru, işçisi, üreticisi, emeklisi hayatının biraz daha iyileşmesi için çözüm ararken en büyük uğraş bu olmalı.

Doğanın talanına yol verecek yasaya karşı verilen mücadeleyle, mülakat mağdurlarının taleplerinin sorumlusunun bir ve aynı şey olduğu, bitmek tükenmek bilmeyen bir sabırla anlatılmalı. Saraygillerin konuşmadığı ne kadar başlık varsa hepsi için seferber olunmalı. İktidarın güç gösterisini boşa çıkaracak, güçsüzlüğünü yüzüne vuracak olan da budur.

Toplanan büyük kalabalıkların enerjisine ve cesaretine karşı iktidar, hayatın olağan akışına ve hakikate karşı kürek çekmeye devam ediyor. Tekrar etmekte fayda var: Trump ve yargı barutuyla gidilecek menzil kalmamıştır.