Google Play Store
App Store

Heyecanlı bekleyiş sona eremedi... İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in açıklamaları, yürekleri çarparak dünü bekleyenleri meraktan kurtarmadı. Engin; iddianamenin...

Heyecanlı bekleyiş sona eremedi... İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in açıklamaları, yürekleri çarparak dünü bekleyenleri meraktan kurtarmadı. Engin; iddianamenin sayfa sayısı, tutuklu tutuksuz sanık sayısı, silahlı bir terör örgütü kurup cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini yıkmaya kalkmak gibi bilinenleri “açıkladı”. İddianame mahkemeye gönderildiğinden ve henüz kabul edilip edilmeyeceği de belli olmadığından detaya girmedi.

Anlaşılan bir süre daha bekleyeceğiz. Ben beklerim... Nasıl olsa; bir, iki, üç, dört diyerek sürece nasıl baktığımı açıkladım. Darbe planları yapıldığından kuşkum olmadığını, yaşananın ordu içinde de yansıması olan iktidar içi bir çatışma olduğunu, yine de sonuna kadar gidilip memleketin demokrasisi açısından maksimum fayda için çabalamak gerektiğini, bunu yaparken Ergenekon’dan bir demokratik devrim çıkacağını sanıp iktidarın kuyruğuna yapışmamak gerektiğini belirttim.

İddianame mahkemeye gönderildikten sonra da, Ergenekon’da tutulan ipucuna tüm gücümüzle asılmak gerektiğini yinelerim. Ama, öncelikle Savcı Engin’in açıklamasındaki iki noktanın altını çizmek gerek.

Bir; “Yayın ve yorumların pekçoğu gerçek dışı. Bilgi kirliliğine yol açtı. Kamuoyu yanlış yönlendirildi”. İki; “Bir dergide yayınlanan darbe günlükleri ile bir soruşturma yapılmamıştır”.

Birinci saptamadan sonra bir soruşturma açmamışsa, bu, Sayın Savcı’nın kendisi hakkında soruşturma açmayı gerektirecek bir durum. Bu noktayı hukukçulara bırakıp şunu söyleyeyim: Açıklamadaki iki nokta, Ergenekon iddianamesi ile ilgili beklentileri büyük ölçüde aşağı çekecek nitelikte. Süreç, keşke, “iktidar içi çatışma” diyenlerin düşündükleri gibi, bir uzlaşma ve sistem restorasyonu ile sonuçlanmasa. Keşke, kim olurlarsa olsunlar darbe heveslilerinin yakasına yapışılabiliyor düşüncesi yaygınlaşsa!

Savcı’nın “pekçoğu gerçek dışı” dediği “bilgiler”in neredeyse tümünü iktidar yanlısı medya  pompaladı. Onlara dayanılarak, Ergenekon’un henüz dokunulmamış bir “1 numara”sı olduğu, çetenin Hrant Dink cinayetinden Malatya katliamına kadar bir dolu pis işe bulaştığı söylendi. Savcının açıklaması “bütün bunlar gerçek dışı” demekse, yazık!

Darbe günlükleri, dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök’ün “suskun”luğuyla da onaylanan bir öneme sahipti. Şimdi, o günlüklerle ilgili de bir soruşturma yapılmamış olduğunu öğrenmek, “dağ fare doğuracak” düşüncesini pekiştirecek.

Savcının sözleri, bugüne kadar medya üzerinden kapsamlı bir manipülasyon kampanyası yürütüldüğünün altını çizdi. İddianamenin mahkemeye gönderilmesi ile birlikte bu kampanyanın da yeni bir aşamaya gireceğini kestirmek mümkün. Şimdi, iddianamede yazılabilenlerin bile “fasa fiso” olduğunu, herşeyin Atatürkçülere karşı bir AKP komplosu olduğunu “kanıtlamaya” dönük yayınlar yaygınlaşacak! Düne kadar salvo atışı yapanlar, artık bu yayınları “boşa çıkarıcı” bir çizgi izleyecek.

Bunlar bizden uzak. Biz, Ergenekon’un iyice deşilmesini talep edelim. Tabii, iktidarın gündelik hayatın İslamileştirimesine dönük adımlarına, bu doğrultudaki kadrolaşmaya, yalnızca yüksek bürokasi ve polisi değil, “ayak takımını” bile fethetmeye dönük çabalarına (Bkz: Aziz Çelik’in 10 Temmuz tarihli ‘İşte sendikacılık mucizesi’ yazısı), Ergenekon sarhoşluğuyla gözümüzü yummadan!

İktidara, yargı süreci sürerken, onun da yapacağı şeyler olduğunu anımsatmak gerek. Ufuk Uras’ın darbeler soruşturulsun önergesine neden imza vermediklerini, karakolda kaybedilenleri anımsatan S. Sakık’a neden tepki gösterdiklerini sormak; Ergenekon’la tutulan ipucunu “JİTEM’i, korucu ve özel timlerin bulaştığı kirli işleri, Güneydoğu’da ve onun uzantısı olarak Batı’da işlenen cinayetleri, işkence ve yargısız infazları, Susurluk’u, Şemdinli’yi, Hablemitoğlu’dan Hrant Dink cinayetine ve Malatya vahşetine kadar, tetikçisi bulunan ve bulunmayan, bir dizi olay”ı aydınlatmak için kullanmaları için zorlamak gerek.   

Bunlardan uzak duran iktidara demokrasi madalyası takılmaz!