Ertuğrul benzerdi diriye

POLİTİKA KOLEKTİFİ
8 Haziran 1977 tarihinde Ertuğrul Karakaya, jandarma tarafından kurşunlanarak ve süngülenerek öldürüldü. ODTÜ Öğrenci Temsilciliği Konseyi Yönetim Kurulu üyesiydi. Ertuğrul, Danıştay kararıyla okula girme hakkını kazanan bazı öğrencilerin yurtlara gitmelerini sağlamak için Nizamiye Kapısı’na geldiğinde jandarmanın tehdidiyle karşılaşmıştı. Bir jandarma eri, Ertuğrul Karakaya’yı kovalamaya başlamış ve arkasından elindeki G-3 tüfeğiyle ateş etmiştir. Jandarma eri bununla da yetinmeyerek, sırtından vurulan Karakaya’yı hunharca süngülemiştir. Üstelik çağrılan ambulans bekletilerek Ertuğrul’un kan kaybından ölmesine göz yumulmuştur.
Ertuğrul Karakaya, ODTÜ öğrenci önderlerinden biriydi. 1975’te üniversitelerin faşistleştirilmesine karşı ve ODTÜ’nün özerk, demokratik bir karaktere sahip olması için başlatılan 6 aylık boykotun en önemli kazanımlarından biri ÖTK’nın kurulması olmuştu. ÖTK, öğrencilerin üniversite yönetiminde söz, yetki ve karar sahibi olduğu, tarihe doğrudan demokrasinin uygulanabilirliğinin göstergesi olarak geçen özgün bir örnekti. Ertuğrul Karakaya hem ÖTK temsilcisi hem de basın sözcüsüydü. Aynı zamanda Devrimci Gençliğin örgütlenmesi olan AYÖD’ün üyesi, fedakâr bir devrimciydi. Onun sahip olduğu bu nitelikler, MC hükümetinin üniversiteleri sivil faşist, polis ve jandarma işbirliğiyle faşistleştirme çabalarına karşı tehlike arz eden bir muhtevaya sahipti. Ertuğrul’un katledilmesinin temel nedeni de bu özellikleriydi.
***
DİRENİŞİN İÇİNDE BİR YİĞİT
Ertuğrul, ODTÜ bileşenlerinin –öğrenciler, akademisyenler, işçiler– ODTÜ Rektörü Hasan Tan’a karşı yürüttükleri mücadelenin içinde katledildi. ODTÜ, 1965’ten itibaren devrimci birikimiyle egemenlerin korkulu rüyası haline gelmişti. Bu bağlamda MC hükümeti, yukarıdan müdahalelerle ODTÜ’yü faşistleştirmeye çalışıyordu. MHP’li olduğu kamuoyu tarafından bilinen Hasan Tan, bu çabanın bir ayağı olarak 14 Şubat 1977’de ODTÜ’ye rektör olarak atandı. Buna karşı öğrencilerden öğretim üyelerine ve işçilere kadar tüm bileşenler “Hasan Tan ODTÜ’ye rektör olamaz” sloganı etrafında mücadeleye girişti.
Protestoları durdurmak için Hasan Tan, 23 Şubat 1977’de okulu kapatma kararı aldı. Jandarmaları okula sokarak yurtları zorla boşaltmaya çalıştı. Üniversite bileşenleri, Hasan Tan istifa edene kadar boykot ilan etti. 24 Şubat’ta 636 öğretim üyesi Hasan Tan’ı istifaya çağırdı. Kapatma kararına karşı öğretim üyeleri, öğrenciler ve öğrenci velileri Danıştay’a dava açtı. Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi. ODTÜ’de dersler yeniden başladı. Ancak Hasan Tan, Danıştay’ın kararını tanımayacağını açıkladı. Okulun kapalı olduğu dönemde 300 faşisti işçi olarak okula almıştı. Bu faşistler, ODTÜ bileşenlerinin can güvenliğini ve öğrenim özgürlüğünü uzun süre tehdit etti. Öğrencilere, öğretim üyelerine ve işçilere sürekli saldırılar düzenliyor, işgal kuvveti gibi davranıyorlardı.
Okulda öğretimin sürdürülmemesi ve sınavların yapılamaması üzerine, öğrenci temsilciliği adına Ertuğrul Karakaya imzasıyla bir bildiri yayınlandı. Bildiride şu ifadeler yer alıyordu: “Sınavlara girilmemesi şunu bir kez daha göstermiştir; ODTÜ’de düzenli eğitimin önündeki tek engel Hasan Tan ve onun atadığı faşistlerdir.”
ODTÜ bileşenlerinin ilan ettiği boykot pasif bir muhtevadan öteydi. “Hasan Tan ODTÜ’ye rektör olamaz” sloganı ve direniş, ülkenin dört bir yanına dalga dalga yayıldı. Her yerde forumlar, paneller ve toplantılar düzenlendi.
***
BAŞARMADAN ÖLMEK YOKTU; BÖYLE Mİ ETTİK KAVLİMİZİ?
Ertuğrul Karakaya, ODTÜ’nün faşistleştirilmesine karşı verilen kararlı mücadelenin içinde hunharca katledildi. Ertuğrul ve arkadaşlarının birlikte sürdürdüğü 9 aylık mücadele sonucu, 22 Haziran 1977 tarihinde Hasan Tan istifa etmek zorunda kaldı. Okul yönetimi, sivil faşistler ve jandarmanın işbirliğinin sonucunda, arkadaşlarının kazanmış olduğu okula geri dönüş hakkını savunmak için A-1 Kapısı’ndaydı. Orada arkasından ateş edilerek ve süngülenerek öldürüldü.
Ertuğrul’un öldürülmesi, geniş kesimlerin vicdanında büyük bir öfkeye yol açtı. Bundan çekinen egemenler, olayı örtbas etmek için olmadık yalan ve tertiplere başvurdu. Valilik, Ertuğrul’un jandarma ile çatıştığı ve bu sırada ona ateş edilmek zorunda kalındığı yalanını ileri sürdü. Otopsi raporunu değiştirmek için doktorlara baskı yapıldı.
Ertuğrul Karakaya’nın cenazesinin kaçırılma girişimleri boşa çıkarıldı. Memleketi olan Salihli’de, ODTÜ’den ve çevre illerden gelenlerin katılımıyla binlerce kişinin oluşturduğu kortej, evinden mezarlığa kadar faşizmi lanetleyen sloganlarla Ertuğrul’u uğurladı. Katledilmesinin ardından Ankara Valiliği önünde binlerin katıldığı bir miting yapıldı. Ülkenin dört bir yanında faşizmi teşhir eden ve faşizme karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesini konu alan afişler, toplantılar yapıldı.
***
ODTÜ’DE VE ÜLKEDE MÜCADELESİNİN SEMBOLÜ
Ertuğrul Karakaya, ODTÜ mücadelesinin bir sembolü oldu. 8 Haziran 1978 tarihinde, ölüm yıldönümünde arkadaşları vurulduğu A-1 Kapısı’nın ismini “Ertuğrul Karakaya Kapısı” olarak değiştirdi. Geçmişten bugüne, A-1 Kapısı devrimci gençliğin mücadelesinde toplumsal bellekte Karakaya Kapısı olarak bilinmektedir.
Ankara Keçiören Şentepe Mahallesi’nde, 12 Eylül öncesi barınma hakkı için devrimcilerin ve halkın imece usulüyle inşa ettikleri gecekondu mahallesine, Ertuğrul’un anısına halk kesimleri Karakaya ismini verdi. Gülten Akın, Ertuğrul’un anısına “Ertuğrul’a Ağıt” şiirini kaleme aldı. Bu şiir, o günlerden bugünlere gençliğin ve halkın dilinde bir türkü oldu. Ertuğrul Karakaya, 48 yıldır unutulmadı. Gençliğin geleceksizliğe, faşizme karşı mücadelesinde bilinçte yaşamaya devam ediyor.
***
MUKTEDİRLERİN BİTMEYEN KORKUSU: ERTUĞRUL KARAKAYA
Muktedirler de korkusunu unutmadı. 2007 yılında devrimci gençlerin gerçekleştirdiği anma sonrası, aralarında Ertuğrul Karakaya’nın annesi Ayşe Karakaya’nın da bulunduğu 19 kişi hakkında “suç ve suçluyu övmek” suçlamasıyla dava açıldı ve 2 yıl hapis cezası istemiyle yargılandılar.
Ayşe Ana, davada savcıya ifade verirken "Senin hiç akraban öldü mü?" diye sordu. 30 senedir nasıl ağladığını anlattı. Kocasının acıya dayanamayıp vefat ettiğini, kendisinin de 6-7 senedir kör olduğunu söyledi. “Arkadaşları her sene geliyorlar mezarına. Bir şey yapıp etmiyorlar. Şimdi bu beni rezil etmek değil mi?” dedi. Ayşe Ana bu davadan beraat etti. 2021 yılında Ayşe Ana’yı kaybettik. Şimdi Ertuğrul’un yanında yatıyor.
***
ERTUĞRUL ANILACAK
ODTÜ’de sırtından vurularak öldürülen Ertuğrul Karakaya, ölümünün 48’inci yılında mezarı başında anılacak.
Salihli Asri Mezarlığı’ndaki anma töreni Salihli’deki tüm sol partiler, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla yarın (8 Haziran Pazar) saat 18.00’de gerçekleşecek.
***
ERTUĞRUL’A AĞIT
Gökte bulut yan yan gider
Yaralarından kan gider
Töresi batası dünya
Kahpe kalır, şahan gider
Ortadoğu’nun dumanı
Jandarma bilmez amanı
Ertuğrul’a düğün ettik
Ot biçim orak zamanı
Osman seni, Osman seni
Yoz eğitmiş ustan seni
Vururlar mı arkasından
Sizde arkadaş diyeni
Halkın bağrından biçtiler
Birer birer hepimizi
Başarmadan ölmek yoktu
Böyle mi ettik kavlimizi
Hasına canım, hasına
Haber salın babasına
ODTÜ’de bir yiğit ölmüş
Kuşlar dönüyor yasına
Yavan yerdi, yavan değil
Sabırlıydı, söven değil
Hayata tümüyle tutkun
Bir şey seçip seven değil
Kapılara faşist gelmiş
Var mı demiş, sor mu demiş
Ankara’nın kanlıları
Ertuğrul’u vur mu demiş
Salihli’den çağrılıyor
Kazma kürek deriliyor
Düğününe varacakken
Ölüsüne varılıyor
Yumasalar, yumasalar
Yol üstüne komasalar
Bilen olur, bilmez olur
“Garip öldü” demeseler
Doğru ya yiğit, doğru ya
Canavar girdi sürüye
Ölür mü yiğit olanlar
Ertuğrul benzer diriye


