Semra Kardeşoğlu
semrakardesoglu@birgun.netEski Fenerliler’in tüm izleri burada
Günümüzde fotoğraf gezilerinin üssü olarak anılan Fener semtinin 300 yıllık geçmişi ‘Cümle Fener Burada’ sergisinde bir araya geldi.

Yüzlerce yıl İstanbul’un en zenginlerinin oturduğu semtler zamanla şehrin en yoksullarına ev sahipliği yapıyor. Bunun en bildik örneği Fener. Hafta sonu fotoğraf gezileri, Instagram çekimleri ya da kahve turları için sıkça ziyaret edilen semt, Fener Rum Patrikhanesi, Fener Rum Lisesi binaları ile derin bir geçmişin izlerini sunuyor. Bir dönem kentin en varlıklı Rumlarının yaşadığı semt uzunca süredir yoksulluğun merkez üslerinden biri olarak duruyor.
Merkezdeki bu semtin geçmişi, insanları, tarihteki önemi, güç, hırs, iktidar yarışında nasıl bir yer tuttu? Nereye gittiler? Tüm bu soruların peşine düşen Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED), sonuçları bir sergide bir araya getirdi. Osmanlı dünyasında Fenerli Rumların çok katmanlı tarihini ve kültürlerarası yaşam pratiklerini odağına alan sergi “Cümle Fener Burada: Hane, Mahalle, Saray ve Şehir” başlığını taşıyor.
FENER’DEN ‘ROMANYA’ VOYVADILIĞINA
Küratörler Namık Günay Erkal, Firuzan Melike Sümertaş ve Haris Theodorelis-Rigas tarafından hazırlanan sergi, 18. yüzyılın siyasi ve kültürel dönüşüm atmosferinde Fener’den Eflak ve Boğdan’a, oradan Boğaz kıyılarına uzanan geniş bir coğrafyada kurulan ilişki ağlarını ele alıyor. Sergide arşiv belgeleri, nadir kitaplar, haritalar, mimari çizimler ve üç boyutlu modeller aracılığıyla inceleniyor.
1719 yılında Bükreş’te yaşayan bir âlimin mektubunda dile getirdiği “Cümle Fener burada; artık İstanbul’u hatırlamıyorum” ifadesinden ilham alan sergi, İstanbul’un Haliç kıyısındaki Fener mahallesi ile Eflak ve Boğdan beylikleri arasındaki karşılıklı geçişkenliği ele alıyor. 10 ayrı bölümden oluşan sergide dışı sade içi ihtişamlı evlerin modelleri de dikkat çekiyor. Fenerlilerin, imparatorluk içinde kurdukları ilişki ağının ve güç dengelerinin yükselişi, çöküşünü adım adım heyecanlı bir iz sürerek takip edebiliyorsunuz.
Yabancı dil bilgileri ile Osmanlı Sarayı’na nasıl girdiklerini okuyor, bir tercümanın ailesinin burada nasıl yaşadığını bir tabloda görebiliyorsunuz. Fener’den Boğaz’ın en ucuna doğru yayılmalarını, resimlerden yapılan canlandırma ile takip ediyorsunuz. Fener’deki güzelim binaların yol için nasıl ortadan ikiye bölündüğüne içiniz sızlayarak bakıyorsunuz.


