Google Play Store
App Store

Bakanlığın NTE konusunda tek gözüne kestirdiği şehir Eskişehir de değil. Sivas, Bingöl ve Malatya’da da ÇED süreçlerinin başladığı Bakanlığın duyuruları kısmında mevcut. Şirketlere verilen ruhsat ve işletme kolaylıklarıyla Anadolu coğrafyasını emperyalistlerin çıkarları doğrultusunda delik deşik etme emelleri hız kesmeden devam edecek.

Eskişehir emperyalizme peşkeş çekilecek

Mert Yedek - Avukat

Eti Maden tarafından nadir toprak elementlerinin işletilmesi için pilot tesis olarak çok kısa zaman önce açılışı yapılan, şu an kamuoyunda sıklıkla meşgul eden rezerv tartışmaları, Erdoğan-Trump görüşmesi sonrası daha da alevlendi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açıklamasıyla Eskişehir’in Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasındaki sahada 694 milyon ton nadir toprak elementi (NTE) rezervi bulunuyor. Konu Amerikan parlamentosunda stratejik önem adı altında gündeme gelmesinden kısa bir süre sonra Zeytin Yasası olarak bilinen Torba Yasanın meclisten geçip yasalaşmasıyla bütün bir madencilik mevzuatımız köklü bir değişikliğe uğradı. Yeni yasaya göre süper yetkiyle donatılmış bir kurul çevresel etki değerlendirmesine tabi bir projeye dair nihai kararı verebilecek. “Stratejik ve kritik” maden tanımıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bakanların yer aldığı kurul üstün kamu yararı ve milli menfaat kılıfı altında yatırımlar için olağanüstü bir gücü, Beylikova’daki NTE rezervi tartışması öncesi kendinde topladı. Erdoğan’ın tartışmaya dahil olmasıyla milli yeraltı zenginliklerimiz söylemi stratejik iş birliği adı altında Beyaz Saray koridorlarına taşındığı kanıtlanmış oldu. ABD’nin Çin’le giriştiği rekabetle enerji, savunma, teknoloji gibi sektörler için hammadde kaynaklarına ulaşmanın yolları bir yönüyle Eskişehir’den geçiyor. Türkiye maden mevzuatında yapılan değişiklikle bu yeni sömürgecilik faaliyetleri için emperyalistlerin gözünü ülkemize çevirmek adına bir hayli gayretkeş.

İktidar tarafından ulusal kalkınmanın stratejisi bu rezervlerin çıkarılmasıyla paralelmiş gibi kamuoyunda pazarlanan NTE, aslında Erdoğan’ın açıklamalarının satır aralarında teknolojik yoksunluk gerekçesiyle hammaddenin ülkemizde kullanılmasından çok ihracat odaklı bir mantıkla projelendirileceği anlaşılıyor. Burası da bu projenin gerçek karakterini gün yüzüne çıkartıyor. Daha ortada başlatılan bir ÇED süreci bile bulunmadan devlet talimatıyla bu rezervlerin ne olursa olsun çıkaracağız anlayışı da bize bu devasa projenin Eskişehir’e olan etkileriyle ilgili demokratik herhangi bir katılım süreci işlemeyeceğini de gösteriyor.

SONUÇ EKOLOJİK VE TOPLUMSAL YIKIM

Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasında kurulan pilot tesisle beraber Sivrihisar ilçesinde de sondajlarla rezerv arandığı Bakanlık verilerinde mevcut. 694 milyon tonluk bir cevherle birlikte her ne kadar daha henüz proje olmasa da en az cevher miktarı kadar da bir pasa çıkartılacağı hesaba katıldığında iki ilçeyi kapsayan devasa bir proje olacağını tahmin etmek zor değil. Pilot tesisin işletme sahası olarak bilinen ÇED alanı bile 2.000 hektarken etkilerinin, proje hayata geçtiğinde sadece bu iki ilçeyle sınırlı kalmayacağı kesin. Bütün bir Eskişehir’i ilgilendiren konuya dair daha milli kalkınmadan başka bir bilgilendirme yapılmadı. Tarımla geçimini sağlayan bölgeye kurulacak tesisin tarıma ve iklime olan etkisi tartışılmaya değer bile görülmüyor. Kullanılacak devasa miktarda suyun Eskişehir’in kullandığı suyun yüzde kaçına tekabül edecek Eskişehirlilere anlatan bir yetkili şu ana kadar yok. Radyoaktif atıkların depolanması, güçlü asitler ve siyanürle ayrışmayla beraber Eskişehirlileri bekleyen kronik hastalıklar projenin toplumsal ve ekolojik yıkım yükünü Eskişehir’e bırakacak.

Milli kalkınma diye bahsedilen şeyin aslında katma değerinin yurt dışına çıkacağı ülkemize ise bunun çevresel ve toplumsal maliyetini bırakacağı görülmekte. Ulusal ve uluslararası sermayenin birikimi için topraklarımız yeni sömürgecilik suretleriyle karşı karşıya.

Yine çok kısa bir süre önce yasalaşan İklim Kanunu’nu, NTE’nin ABD’nin askeri üstünlüğü için kullanımından ziyade daha çok elektrikli arabalar, rüzgar tribünlerini ve teknoloji alanında kullanımını görünür kılarak yeşil dönüşüm adı altında bir fotoğraf gösterilmeye çalışıyor. Kapitalizmin sermaye birikimini, hammadde rekabetiyle ülkemiz topraklarını bir koz olarak kullanma anlayışıyla yeşil dönüşüm stratejilerini ve bu iki yüzlülüğü izah edemezler. Ülkemizin madencilik alanındaki şeffaflıktan uzak vukuatlı geçmişi, emperyalist-kapitalist düzen içerisinde bu yeşil dönüşüm hayalini gerçekleştirmeye özü itibariyle yeteneği olmadığı ortada.

ESKİŞEHİR BAŞLANGIÇ

Bakanlığın NTE konusunda tek gözüne kestirdiği şehir Eskişehir de değil. Sivas, Bingöl ve Malatya’da da ÇED süreçlerinin başladığı Bakanlığın duyuruları kısmında mevcut. Şirketlere verilen ruhsat ve işletme kolaylıklarıyla Anadolu coğrafyasını emperyalistlerin çıkarları doğrultusunda delik deşik etme emelleri hız kesmeden devam edecek.

Beylikova’daki rezervin ülke refahından ziyade, tek adam rejiminin çıkarları doğrultusunda emperyalistlere sunulduğu ortada. Haliyle bu zamana kadar gelişen ekoloji mücadelesinin doğa koruma yaklaşımı bu topyekun saldırıya karşı bir cephe örmesi oldukça zor. Ülkemizin yeraltı kaynaklarına el konulmasına karşı anti emperyalizm ve bağımsızlık mücadelesiyle iç içe geçmiş ulusal ölçekte bir mücadele ihtiyacı elzem. Bu sömürgeci anlayışla Eskişehir’in toprağının, suyunun, havasının korunmasıyla, küresel sermayenin birikimi çelişkilerini açığa çıkaran bir siyasal bilinçle, birleşik mücadele etme sorumluluğu önümüzde duruyor. NTE madenciliğinin yaratacağı ekolojik yıkıma karşı özelinde Eskişehir’de genelinde bütün yurda yayılmış doğa, insan, emek ve yaşam alanı mücadelemizin siyasal taleplerimizle birleşerek bütüncül bir savunusu ancak başarıya ulaşabilir.