Eve dönenlerin masumiyeti
Akşamları iş çıkışı evlerine giden insanlara bakarım ve bana çok masum görünürler. Her zamankinden daha masum. İş hayatının, düzenin kirlerinden hızla arınıyorlardır ev yolunda. Ellerinde alışveriş torbaları, artık kırış kırış...
Akşamları iş çıkışı evlerine giden insanlara bakarım ve bana çok masum görünürler. Her zamankinden daha masum. İş hayatının, düzenin kirlerinden hızla arınıyorlardır ev yolunda. Ellerinde alışveriş torbaları, artık kırış kırış olmuş sabahın gazeteleri kollarının altında, bir kadeh rakı ya da kapağı kaldırılıp koklanan bir tencerenin sevinci, balkonda ya da oturma odasında içilecek çay, kahve, kesilecek karpuz, soyulup ayıklanıp diğerine uzatılacak yarım mandalina, sevişme, bunun gibi keyifler, bunlar için katlanılan trafik, tıkış tıkış otobüs. Bu kadarla yetinmeleri, bu kadarının ne kadar kıymetli olduğunu bilmeleri, bu kadarla dünyayı kurtarıyor olmaları ne güzel. Ne müthiş. Benim kahramanlarım onlar. Onlar bu haldeyken benim kahramanım olurlar.
Ve onları bu halde gördüğümde bombalardan, bombacılardan her zamankinden daha çok nefret ederim. Biricik hayatları, biricik olan insanların hayatlarını durduranlara öfkem büyür. Ve anlayışsızlığım. Asla anlayamam her ne amaçla olursa olsun, kendine her ne değeri atfediyorsa atfetsin birinin bir başkasının hayatını, hayatı bombalamasını.
Maalesef, son günlerde kentlerimizde daha fazla bomba patlamaya başladı.
PKK bu eylemlerin bazılarını (istemem yan cebime koy şeklinde olsa da) üstlenerek, bu ülkede barış için mücadele edenlerin, bu ülkedeki Kürtler"in kimlik mücadelesine sempati ile yaklaşanların, bunu genel Türkiye Özgürleşmesi ile ilintilendirenlerin çabalarını ve çağrılarını açığa düşürüyor.
Kongra-Gel Başkanı Zübeyir Aydar"ın son açıklamaları, çatışmaların şiddetleneceğine dair "öngörü"sü beni korkuttu. Korktum evinden işe giden insanlar için. Korktum kendim için. Ben sabahları balkonundaki çiçekleri sulamak isteyen biriyim. Ve beni korkutuyor böylesi açıklamalar.
Çünkü çatışmanın bir tarafı olan bir güç odağının sözcüsünün bu sözü "öngörü" olamaz. Öngörüde bir yorumcu olsa, çatışmayı dışarıdan izleyen birisi olsa bulunabilirdi. Aydar"ın bu yaptığı bir tür deklarasyon. Bir meydan okuma.
PKK neden şu son haftalarda şiddetin dozunu artırdı? Neden büyük şehirlere kaydırdı şiddeti?
İstenen kitlesel bir hareketlenme, kitlesel bir çatışma, bir nüfus kayması mı?
Bütün bir yıl boyunca özellikle Güneydo-ğu"da yapılmış bazı kitlesel eylemlerle Kürt halkı üzerindeki etki ve nüfuz gücünü denemiş olan PKK, şimdi büyük kentlerdeki Kürt yurttaşlarımızı zor durumda bırakarak bir kitlesel çatışma ortamı mı hazırlıyor?
Sorunu Türkiye toplumunun kendi dinamikleriyle çözmesi için çabalayanları açığa düşürerek, uluslararası güçlerin devreye girmesini mi amaçlıyor?
DTP neden susuyor?
DTP neden Türkiye toplumunun en dinamik unsurlarının, Türkiye Solu"nun, aydınların, barış girişimcilerinin, insan hakları savunucularının ve elbette kendisinin devre dışı bırakılma çabalarına sessiz kalıyor?
Şiddetten mümkün mertebe arınmış bir ülkede yaşayamayacak mıyız bir gün?
Çok yoruldum.


