Google Play Store
App Store

New York Üniversitesi Sosyal Medya ve Siyasal Katılım Merkezi’nin hazırladığı bir bilimsel raporun yardımıyla Türkiye’deki eylemler sırasındaki Twitter kullanımına ilişkin bazı özellikleri ele almaya başlamıştık. “A Breakout Role for Twitter? The Role of Social Media in the Turkish Protests” başlıklı raporun ilk 2 güne ilişkin verilerini geçen hafta sergilemiştik.

Özet olarak ilk 2 günde Türkiye’ye ilişkin bazı verilerle Mısır’daki eylemlerdeki Twitter’ın rolüne ilişkin farklılıklar yer alıyordu. Bu farklılıklardan belki de en önemlisi, Türkiye’de ilk 2 günde yollanan yaklaşık 2 Milyon mesajın yüzde 90’den fazlasının Türkiye coğrafyasından, yüzde 50’sinin de İstanbul’dan çıkmış olmasıydı. İletilerin yüzde 88’i Türkçeydi ki, bu da Twitter’ın temel olarak Türkiye’deki kullanıcılar için kullanılması anlamında geliyordu. Raporun sonraki haftasına ilişkin verilerin çözümlenmesinde, İngilizce iletilerde bir yükselme görülüyordu ki, bu durum uluslararası kamuoyunu bilgilendirme ve destek alma çabası olarak yorumlanıyordu.

***

Türkiye’deki kullanım özelliklerine ilişkin merkezin yaptığı çözümlemede dikkat çekilen unsur dağılımın merkezilliğinin oldukça hiyerarşık olması. Çünkü kullanıcıların sadece yüzde 1’i, yeniden göndermelerin (retweet) yüzde 80’ini almış. Genel olarak eylemlere katılan eylemcilerden dörtte üçü hiç yeniden gönderme iletisi almamışlar. Bu asimetrik durumun ne gösterdiğine ilişkin yorum da şöyle: kullanıcıların azınlıkta olan bölümü ana bilgi kaynağını oluşturuyor. Rapor, diğer kullanıcılarda titreşimler yaratan iletilerin yazarları bağlamında, bu kişilere “otoriteler” diyor ve Rapor, değerli içerik yaratanlarla, bu içeriği dağıtımını sağlayanlar arasında bir çevrimiçi işbölümü geliştiği sonucuna varıyor.

Raporun ikinci yorumu, bu içerik üreticilerinin çok sayıda izleyici olmasına karşın Twitter ağında merkezi bir konum almayan kişiler. Bunun anlamı her ne kadar çok sayıda izleyicileri olsa da, bu değerli içerik üreticileri meşhurların ve tanınmış kişilerin sahip olduğuna benzer bir özellik taşımakla birlikte, bunların yüzde 37’si birbirlerine yakın izleyici sayısına sahipler ve simetrik bir yapıdalar.

Merkiz bu kullanıcıları “gizli etkililer” olarak tanımlıyor. Çünkü bunlar küresel Twitter ağında görülemezken, protestolarla ilgili bilgiler akışı içinde görünür duruma geliyorlar. Rapora göre bu kişiler, izleyiciler ağında merkezi olmamakla birlikte, protesto iletişiminin tam kalbinde yer alıyorlar.

Raporda “sıradan kullanıcılar” ve “yayıncılar” olarak tanımlanan iki kesim daha yer alıyor. Yayıncılar arasında meşhurlar, tanınmış kamu kişileri, gazeteciler, sanatçılar ve siyasetçiler yer alıyor. Türkiye ile İspanya’daki eylemler karşılaştırıldığında bu noktada önemli bir farklılık ortaya çıkıyor. Türkiye’de “etkililerin” merkezi yapısı İspanya’ya kıyasla daha yüksek. Ancak Türkiye’de yayıncılar olarak tanımlanan kesim yüzde 31’ken bu oran İspanya’da yüzde 7 olarak ortaya çıkıyor.

Yapılan çözümlemeye göre, 15 binden fazla kullanıcı Gezi Parkı’ndan kendi izleyicilerine en az bir ileti göndermiş. Bu kadar çevrimiçi mesajın nasıl bir sokak (offline) etkisi gösterdiği, yani onbirlerce kişiyi devasa protestolara yönlendirdiği konusundaysa daha çok araştırma yapılmasının gerekliliği vurgulanıyor. Bu konuda genel olarak geleneksel medyanın, merak edilen bir konuyla ilgili bilgi vermemesine bağlanıyor (SON).