“EYT bütçeye yük oldu” iddiası kof çıktı: Bir safsata daha çöktü!
Dillere pelesenk olan “EYT bütçeye yük oldu” iddiası bir kez daha kof çıktı. Emekli sayısındaki ciddi artışa rağmen SGK’ye yapılan bütçe transferlerinin oranı düştü. Emekli aylıklarının düşüklüğünün asıl sebebi budur. Asıl sebep, devleti şirket gibi yönetme zihniyetidir; sistemiktir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın Eylül 2025’te yaptığı açıklama ile yazıya başlayayım: “2023 - 2024 yılları içerisinde EYT’nin tam maliyeti 844 milyar TL. Bu yıl ise 1,2 trilyon. Her yıl katlanarak artacak…” EYT’nin yükü ve maliyeti üstüne sık sık benzer iddialar gündeme geliyor. Bu yazıda yeni yayımlanan resmî verilerle bu iddiaların ne kadar kof olduğunu ele alacağım.
Ancak sık tekrarlanan “EYT yük oldu” safsatası, resmî verilerle bir kez daha çöktü. Dillere pelesenk olan bu iddia, yeni yayımlanan Cumhurbaşkanlığı SBB verileriyle çürütüldü. Bilindiği gibi sosyal güvenlik alanında yıllardır pek çok hatalı ve geçersiz iddia tekrarlanıp durur. Geçmişte sosyal güvenliğin “kara delik” olduğu iddia edildi; emeklilik yaşının çok düşük olduğu ve Batı ülkelerinde dört çalışana bir emekli düştüğü iddia edildi.
Son zamanlarda en çok tekrarlanan safsatalardan biri de Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili 2023 yılında yapılmak zorunda kalınan düzenlemenin ekonomiye büyük maliyet olduğu, bütçe açıklarını artırdığı şeklindeki safsatadır. Bu gerçek dışı iddia, resmî verilerle bir kez daha çöktü. Bunun ayrıntılarını ele alacağım ama önce kısa bir özet: AKP yöneticileri EYT konusunda ne demişlerdi, sonra ne yaptılar?
EYT KONUSUNDA NE DEDİLER?
Bilindiği gibi AKP, yıllardır talep edilen EYT düzenlemesine şiddetle karşıydı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, 16 Kasım 2019’da yaptığı konuşmada EYT düzenlemesine şiddetle karşı çıkıyor ve şöyle diyordu:
“Tutturmuşlar EYT… Niçin erken emeklilik? Bırakalım, ne zaman emekli olması gerekiyorsa o zaman olsun.
İskandinav ülkelerinin hepsi erken emeklilik sistemiyle battı.
Bu hesap kitap işi, milletimin zararına olan bir şeye seçimi kaybetsek de yokum.
Arkadaşlarıma söylüyorum, beni bu işlere teşvik etmeyin. Biz popülizm yapmayacağız.”
AKP Sözcüsü Ömer Çelik de 18 Kasım 2019 tarihli açıklamasında “EYT’nin ülkeye maliyeti vardır… Altından kalkılacak bir maliyet değildir” diyordu.
Ancak Mayıs 2023 seçimleri yaklaştıkça işin rengi değişti. Artan EYT mücadelesi ve baskısı sonucunda AKP, seçimleri kazanmak için EYT düzenlemesini kabul etti. Erdoğan, 28 Aralık 2022’de yaptığı açıklamada “Yaklaşık 2 milyon 250 bin vatandaşımız emekli olacak… Emeklilik hakkının kullanılmasında yaş sınırı uygulanmayacak” diyerek EYT düzenlemesini duyurdu.
Dönemin ilgili bakanları çeşitli maliyet hesapları yaptılar. Bu maliyet hesapları giderek şehir efsanesi hâlini aldı.
Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, 14 Ocak 2023’te “EYT düzenlemesinin maliyetinin 120–200 milyar lira arasında…” olduğunu açıkladı. Kısa bir süre sonra dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, 2 Şubat 2023’te yaptığı açıklamada EYT ile ilgili maliyetin 2023 için 255 milyar TL olarak hesaplandığını, “31 Aralık’ta EYT’nin bu yılki yükünün kasaya konduğunu” söyledi.
EYT ile ilgili kanun, Mart 2023’te seçim öncesinde yürürlüğe girdi. Düzenlemeden yaklaşık 2,2 milyon kişi yararlandı. Bıçak sırtı olan Mayıs 2023 seçimlerinde EYT düzenlemesinin kritik rolü oldu. AKP yöneticileri, seçimi kazandıran bu düzenlemeyi sonra öcü olarak ilan ettiler.
Mehmet Şimşek (1 Temmuz 2024): “EYT’nin 2024 yılı yıllık maliyeti 724 milyar TL… Neredeyse millî gelirin %2’sine yakın.”
Mustafa Elitaş (AKP Genel Başkanvekili) (22 - 23 Temmuz 2024): “EYT’nin 5 yıllık maliyeti 300 milyar dolar.”
Mehmet Şimşek (3 Ekim 2024): “Geçen sene depremin ve EYT’nin etkisiyle yükselen bir bütçe açığı vardı.”
Vedat Demiröz (AKP Genel Başkan Yardımcısı, 27 Ekim 2024): “EYT bütçeye büyük bir yük getirdi… 2024’te 785 milyar lira yük…”
Nihat Zeybekçi (AKP Genel Başkan Yardımcısı, 21 Ekim 2024): “EYT’nin bu yılki maliyeti 800 milyar lirayı aşmış durumda. 2025 yılında 1,2 trilyon TL civarında olacağı öngörülüyor.”
Mustafa Elitaş (AKP Genel Başkanvekili, 23 Temmuz 2024): “6 Şubat depreminin Türkiye’ye maliyeti 60 milyar dolar. EYT’nin 5 yıllık maliyeti 300 milyar dolar.”
EYT tartışmasına Bilal Erdoğan da katıldı ve 16 Eylül 2024’te şöyle dedi: “Gençler aldatıldı. EYT büyük bir felaketti… 42 - 45 yaşındakiler emekli oldu. Kim ödeyecek onların maaşını? Siz ödeyeceksiniz.”
Bu iddiaları son olarak Eylül 2025’te Bakan Işıkhan da tekrarladı.
EYT NEDEN GÜNAH KEÇİSİ?
AKP’nin 2023 seçimlerini alma manevrası olarak yapılan EYT düzenlemesi şimdi neden günah keçisi ilan ediliyor? EYT düzenlemesi, 1999’dan beri devam eden bir haksızlığın giderilmesiydi. EYT’lilerin talepleri haklıydı. Ancak düzenleme eksik ve yeni mağduriyetler yaratacak şekilde yapıldı.
EYT düzenlemesi seçim telaşıyla yapıldı. Detaylı tartışılmadı. Amaç sosyal güvenlikte köklü bir düzenleme değil, bir yama yapmak ve oy almaktı. Bu nedenle EYT düzenlemesi bir yandan bir sorunu çözdü, ancak öte yandan yeni sorunlara yol açtı. EYT’den bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl farkla yararlanamayanlar için 17 ile 20 yıllık adaletsizlikler ortaya çıktı.
EYT’lilerin sorunları kısmen çözüldü; ancak bu kez haklı olarak “emeklilikte adalet ve kademe” talebi ortaya çıktı. Öte yandan emekli aylıkları giderek kötüleşti. AKP kurmayları şimdi bir yandan “emeklilikte adalet ve kademe” tartışmalarının önünü kesmek, öte yandan düşük emekli aylıklarının gerçek sebebini örtmek için EYT yükü iddiasını tekrarlıyor.
Önce şu gerçeğin altını çizmek gerekir: 23 yıldır ülkeyi yöneten bir siyasi partinin kendi yaptığı düzenlemeyi günah keçisi ilan etmesi olacak iş değildir.
EYT düzenlemesi madem yük olacaktı, madem yanlıştı, o hâlde neden yaptınız? Madem yaptınız, tüm sorumluluk size aitken şimdi neden günah keçisi ilan ediyorsunuz!
Yanıt belli: AKP seçim korkusuyla EYT düzenlemesini yaptı. Şimdi “emeklilikte adalet” ve “insanca emekli aylığı” taleplerini bastırmak için EYT düzenlemesini günah keçisi ilan ediyor.

MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR!
Ancak EYT düzenlemesinin bütçeye ve ekonomiye yük olduğu iddiaları resmî verilerle yalanlanıyor. 2026 yılı bütçe hazırlıkları çerçevesinde yapılan resmî çalışmalar gerçeği bir kez daha ortaya koydu. Kesinleşen bütçe verilerine göre EYT düzenlemesi bütçeye ek “yük” getirmemiş. EYT nedeniyle bütçeden SGK’ye yapılan transferler oransal olarak artmamış. Kısaca halkı kandırmışlar. Gerçekleri çarpıtmışlar. Bütçeden SGK’ye ayrılan payların son 10 yıllık değişimi tabloda.

Tabloda yer alan SGK transferleri sadece SGK’ye yapılan Hazine yardımlarını değil, görevlendirme giderlerini de içerir. Dolayısıyla SGK’ye yapılan tüm transferler doğrudan emekliler için yapılmıyor. Bunlar içinde işveren teşvik ödemeleri ile ödeme gücü olmayanların GSS primleri de var. SGK Hazine yardımları bu oranın yaklaşık yarısı civarında.
Ancak toplam SGK transferlerini de esas alsak ortaya çıkan tablo iddiaların tam tersi. Önceki yıllarda yüzde 18 civarında seyreden bütçeden SGK’ye yapılan transferlerin oranı, 2022 ve sonrasında 13,3’e (yaklaşık 5 puan) düşmüş. “SGK transferlerinin bütçeye yük oldu” iddiası safsatadır. Dahası, 2,2 milyon yeni emeklinin sisteme girdiği 2023 yılında (EYT yılı) bütçe transferleri 2022 yılı ile oran olarak aynı kalmış.
Aynı şekilde, aylık bağlama oranlarının değişecek olması nedeniyle 2024 yılı sonunda olağan sayıdan çok fazla emekli oldu. Buna rağmen de bütçeden SGK’ye yapılan transferlerin payı aynı kalmış.
2014 - 2024 arasında emekli sayısı yüzde 53 artmışken, bütçeden emeklilere yapılan transferler yüzde 17,2’den yüzde 13,3’e gerilemiş. Oysa SGK transferlerinin de emekli artışına uygun şekilde artması gerekirdi. Tam tersi olmuş: Emekli sayısı artmış ama emeklilere ayrılan pay düşmüş.
Şimdi soruyorum: Nerede bu EYT’nin bütçeye yükü? EYT nasıl bütçe açığı yaratmış? Neredeymiş bu yük? Halkı kandırmayın. Çarpıtmayın. EYT nedeniyle bütçeden SGK’ye ek bir kaynak ayrılmadı. Nokta!
Gerçek ne? EYT nedeniyle hükümet ek kaynak ayırmamış. Bir önceki yılın transfer oranı aynı kalmış. Oysa yapılması gereken, bütçeden yapılan transferleri artırmaktı. Bunu yapmadılar. Bunun yerine faturayı emeklilere kestiler.
Emekli aylıkları EYT düzenlemesi öncesinde de düşüktü. EYT sonrası sisteme giren yeni emekliler için SGK’ye ek transfer yapmadılar, böylece SGK’nin mevcut kaynakları daha fazla emekliye aylık olarak bölündü. Zaten düşük olan emekli aylıkları daha da düştü.
TUZAĞA DİKKAT!
Burada emekliler ciddi bir tuzakla karşı karşıya. Bu durumun sorumlusu olduğu hâlde AKP faturayı EYT’lilere çıkarmaya çalışıyor. EYT’lilerin diğer emeklilere ödenecek aylıkları aldığı algısı yaratılmaya çalışılıyor. Bu doğru değildir. EYT’liler de yıllarca prim ödedi. Dolayısıyla onlara ödenen emekli aylıkları onların kendi haklarıdır. Diğer emeklilerin payı onlara ödenmiyor.
Burada asıl mesele toplam kaynakların artmamasıdır. Hükümet SGK’ye yapması gereken kamu transferlerini düşürüyor. Milyonlarca yeni emekli sisteme girerken bütçe payını aynı tutuyor. Asıl mesele budur. SGK bütçe transferleri 2020 öncesi düzeyde olsaydı, emekli aylıklarının çok daha yüksek olması elbette mümkündü.
Burada emeklilerin yanlış yöne bakmaması ve EYT’lileri günah keçisi ilan etmemesi gerekir. Hükümet kendi sorumluluğu ve siyasi tercihlerinin faturasını emeklilere kesiyor. Bu tuzağa düşmemek lazım.
Sosyal güvenlikte EYT gibi, kademe gibi, sefalet aylıkları gibi ciddi adaletsizlikler var. Ama bunlar sonuç. Hepsinin sebebi, sosyal güvenlik sistemini bir şirket gibi gören neoliberal zihniyet.
Hükümet bu zihniyete sıkı sıkıya bağlı. Sosyal güvenliğe daha az kamu kaynağı ayırmak istiyor ve o yüzden sosyal güvenlik sisteminin giderlerini ve kamu katkısını kısıyor.
Asıl mesele, devleti ve SGK’yi birer sosyal kurum olarak değil de bir şirket gibi yönetme zihniyeti. Sebep bu, sebep sistemik! Bu sebep ortadan kalkmadan, bu zihniyet değişmeden sosyal güvenlikteki adaletsizlikler çözülemez.
Ekonomi ve sosyal politikada güçlü bir zihniyet değişikliği şart. Sosyal hukuk devleti ve sosyal güvenliği güçlendirme anlayışı şart. Sosyal güvenlikteki adaletsizliklerin kaynağı “devleti şirket gibi yönetme” zihniyeti. Sorun tekil değil, sistemik. Bunu görmeden, ormanı görmeden tek tek ağaçlarla uğraşmak çözüm değil. Eski emeklileri yeni emeklilerle, çalışanlarla emeklileri karşı karşıya getirmek, sorumluluğu birbirine yüklemek, asıl sorumlu olan hükümeti aklamak olur.


