Google Play Store
App Store

Durgun suları dalgalandırır! Bundandır festivalleri sevmem! Bundandır işte!

Yaz mevsimiyle festivaller ses vermeye başlar.
Çağrı aldığım bazı festivallerde ses vermeye koşarım.
Festivalleri önemserim.
Festivaller yapıldığı yörede, kasabada, kentte yaşamları fırtınalar.
Durgun suları dalgalandırır.
Durgun suları dalgalandıranlar bilir o dalganın geçici olduğunu yine de yaşamları fırtınalamak, durgun suları dalgalandırmak az mı?
Bir yaşamda sadece rüzgâr neye yarar ki, fırtına olmalı, kasırga olmalı hatta tsunami kendini göstermeli yoksa o yaşam yaşam olur mu?
Durgun sular dalgalanmalı. Yoksa seyri bile yormaz mı? Durgun suları dalgalamayı, fırtınasız yaşamları fırtınalamayı seviyorum. İşte bundandır çağrı aldığım saygın bulduğum festivallere koşmam! Bundandır dostlar!
3. DATÇA EDEBİYAT GÜNLERİ
Tarih: 12 - 14 Ağustos 2011
Düzenleyenler: Datça Belediyesi - Edebiyatçılar Derneği
3. GÜN: 14 AĞUSTOS 2011, PAZAR
Saat: 18.00
Yer: Kent Park
"Gündem Türkiye; Yargılanan Kitaplar, Yıkılan Heykeller"
Katılımcılar: Tarık Günersel, Yaşar Seyman, İbrahim Çiftçioğlu
Saat: 19.00
Yer: Kent Park
"Günbatımında Şiirler"
Şiir Dinletisi
Katılımcılar: Özkan Mert, Gökhan Cengizhan, Tarık Günersel, Şadan Gökovalı, Hilal Karahan, Güzin Oralkan, Adnan Gerger, İsa İnan, Coşkun
Karabulut’la taçlanan festival finali yapılıyor…
12-14 Ağustos tarihlerinde Hopa-Kemalpaşa’da da festival yapılıyor.
O festivalde de final ‘Horon isyandır!’ eylemiyle taçlanacak kim bilir.
Selam olsun Hopa ve Kemalpaşa’daki dostlara!
Aynı tarihlerde başka coğrafyalarda başka festivallerde yaşamları fırtınalar, durgun suları dalgalandırır. Güzel olan ses vermektir. Yaşama karşı direnmektir. Bir de festivallerin içeriğini doldurmak, derinlik kazandırmak, özgünlüğünü korumaktır. Yoksa ne yaşamlar fırtınalanır ne de durgun sular dalgalanır.

***
Edebiyatçılar Derneği Genel Sekreteri Ayça Bilgin bir mektup gönderdi:
Can Yücel'in sevgili eşi GülerYücel'den mektup var. 3. Datça Edebiyat Günleri'nde, Can Baba'yı anarken okuyalım diye...
Mektuptan bir bölüm paylaşmak adına…

CAN'IN VASİYETİ

Yine Ağustos geldi, yine incir sıcağı, toprak güneş kokuyor, yine bademler çatladı, yine çırçır böcekleri caz yapıyor, yediveren limon salkım salkım, Taşçı Mehmet yerli tohumdan on dönüm karpuz ekmiş yine... Hani vasiyet etmiştin ya ona "yerli tohum bankası kurun" diye... Sözünü unutmamış... Muhtar yine seni anlatıp duruyor; yaşadığımız yeri görmek için insanlar akın akın evimize geliyor. Hasan geldi, Güzel ve Su geldiler, bir sen yoksun...
Güç geliyor, zor geliyor kırk yılı aşmış bir yaşanmışlık hakkında bir şeyler anlatmam. Tenimin sıyrıldığını hissediyorum Zaten yaşam kendi başına bir yumak. İpin ucunu kaçırmamak için öyle bir dolanıyorsun ki yaşamın alıp götürüyor, savuruyor, dolanıyor; sen de ipin ucunu tutmak için çabalayıp duruyorsun. "Yaşam" dediğimiz bu yumağı çözmesi zor.
Son zamanlarda dikkatimi çeken bir diğer husus da şu: hangi kesimden olursa olsun insanlar her türlü herzeyi yedikten sonra bir şairin mısralarına sığınıyorlar kendilerini aklamak için. Kolaysa  eğer, şairler gibi yaşayın. Korkusuz, akıllı, dolambaçsız ve kıvırtmasız!
Bak Ağustos geldi yine. Yine incir sıcağı kavuracak ortalığı, yine ufuk kızıllaşacak, yine ağustos böcekleri cazlayacaklar, yine
alakargalar bademi çıtır çıtır kıracak, yine Taşçı Mehmet yerli karpuzları dökecek avluya. Yine, yine de... AMA...
 
GÜLER YÜCEL
 
***
GEÇEN HAFTADAN KALAN ACI TÜMCE:
Hiroşima'da konuşan Japonya Başbakanı Naoto Kan: "Nükleer enerjinin güvenli olduğu efsanesine inandığım için derin bir üzüntü duyuyorum."