Fikirsizler krallığında bir kum tanesi
Çok uzaklardaki bir ülkede, çok da bilinmeyen bir zamanda seçilen belediye başkanlarının tek tek tutuklanması gibi bir varmış bir yokmuş. Cahillerin yetki sahibi olduğu, adını yazamayanların, iki kelimeyi bir araya getiremeyenlerin, kendi dillerine uzak olanların vekil olduğu, halk fakirlikten çatlarken şatafatın ve lüksün görgüsüzce makam odalarına ve kıçları ısıtan, tüm vücuda masaj yapan makam arabalarına harcandığı, bir varmış bir yokmuş… Fakire hep yokmuş, zengine ise hep varmış.
Bu ülkede neler varmış, neler mi yokmuş? Mesela ormanlar varmış, çok güzel yeşilin her renginin olduğu, bin bir türlü canlısıyla, kuşuyla, böceğiyle, kirpisiyle, ceylanıyla, domuzuyla milyonlarca hayvana yuva olan ekosistemiyle dev ormanlar, o ormanların beslediği dereler, derelerin beslediği balıklar ve türlü türlü adını bile bilmediğimiz canlılar varmış. Sonra bu ülkeye her şeyi bildiğini zanneden ama nasıl oluyorsa sadece kendi cebindeki paranın hesabını bilen birileri gelmiş.
“Yahu bu ormanlar niye var?” diye kendi kendilerine sormuşlar. Tabii çeşitli bilim insanları ve mühendisler bu insanlara ormanların ne işe yaradığını tek tek anlatmaya çalışmış. Haliyle bu fikirsizler soruyu kendi kendilerine sordukları için, onlara anlatılan cevapları dinlememiş, kendi fikirlerini kendileri yaratmışlar. Fikirsiz tayfadan kendini nimetten sanan bir tanesi demiş ki “Bu ormanları komple satalım, odun yapar keser keser satarız. En olmadı, üzerlerine turizm tesisleri yaparız, altlarındaki madenleri çıkarırız, paramıza para katarız. Sonra da ne kadar ağaç kestiysek o kadarını başka bir yere dikeriz. Böylelikle ormanımızdan da olmayız.”
Tabii fikirsiz olduğu için sanıyor ki fidanı ekince şak diye orman oluşacak. Fikirsiz olduğu için sanıyor ki fidanı diktiği anda topraktan karıncalar, çeşitli böcekler çıkacak, o kestikleri, yaktıkları ormanların içindeki hayvanlar da aniden o fidanların arasında var olacak… Ne yaparsın, o gariban ülkenin de gariban kaderi buymuş. Fıtrat.
Adeta “Altın beyinli adam” masalındaki gibi (Bilmeyenler için beyni yerine altın olan bir adamın, hayatını ve beynini harcaya harcaya bitirmesini konu alır) ülkedeki tüm yeşillikleri tek tek satmaya, altlarındaki madenleri de yabancılara pazarlamaya, gerekirse bazı arazileri de başka ülkelerden çöp satın alıp, çöplük olarak kullanmaya başlamışlar.
Herkesin bildiği en basit gerçeklerden biri, sobaya dokunan elin yanacağını bildiğiniz gibi, bir fikirsizin yapabileceği en büyük kötülük tabii ki kendisine değil çevresinedir. Her fikirsiz gibi bunlar da birbirinden lüks arabalarına binip, birbirinden anlamsız, faydasız işlere girip sadece kendi ceplerini doldurmuşlar. Bir zamanlar yemyeşil olan ülke giderek sararmış, sararmış ve neredeyse çöle dönmüş. Ülkenin çölleştiğini gören bir fikirsiz: “Ülkemiz dev bir kedi kumu oldu, bunu pazarlamalıyız” diye feryat etmiş.
Bir zamanlar kuşların cıvıldadığı, tosbağaların tosbağalıklarını yaşadığı, baykuşların kendilerine bireykuş dediği, derelerinden tombul tombul alabalıkların zıpladığı bir memleket işte o günden sonra da güzelim ülke, tüm dünyanın hayretle izlediği bir şekilde dev bir kedi kumuna dönüşmüş. Dünyadaki diğer ülkelerin de zerre umurunda olmamış tabii.
Ülkeyi bu hale getiren fikirsizler ise ülkenin suyu havası patatese bağladığında, ceplerindeki paralarla başka ülkelerdeki görgüsüzce tasarlanmış evlerine gitmiş.
Masal bu kadar. Biraz da gerçekler: Orman Kanunu’na 2018 yılında eklenen 16. maddenin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 26 milyon metrekare ormanlık alan orman statüsünü kaybetti. Hükümsüzdür, hayrını görün.


