Google Play Store
App Store

Galler’de Plaid Cymru’nin Caerphilly zaferi, yalnızca yerel bir şok değil. Bu sonuç, İşçi Partisi’nin ahlaki hayal gücünün tükendiğini ve Britanya’daki daha derin bir amaç krizini açığa çıkarıyor.

Galler’deki çöküş daha büyük kaybın habercisi
Plaid Cymru'nun adayı Lindsay Whittle, 14'üncü denemesinde Galler senatosu Senedd'in Caerphilly milletvekili oldu.

Caerphilly’deki ara seçim, temsil ettiği şeyi görmezden gelirseniz yerel bir mesele gibi görünür: demokratik dünyanın en çok seçim kazanan partisinin sessizce çözülüşü. Yüzyılı aşkın süredir İşçi Partisi, Galler’in baskın gücüydü. Bu hâkimiyet, sanayisizleşmeden, Margaret Thatcher döneminden ve işçi sınıfı kurumlarının yavaş ölümünden sağ çıkmıştı. Şimdi bu dönem sona eriyor gibi görünüyor; ama bu, skandallar ya da büyük krizler yüzünden değil, ahlaki hayalgücünün yitimi yüzünden.

AYNI DİLİ KONUŞMUYOR

İşçi Partisi’nin bir dönem kalesi olan bu küçük vadiler bölgesinde Plaid Cymru’ya kaybetmesi, aşırı sağdan da Reform UK’in baskı kurması, Downing Street’in “ehliyet”i inançla, “ihtiyat”ı stratejiyle karıştıran siyaset anlayışının sonucudur. Galler İşçi Partisi de kendine pek yardım etmedi. Zira sert iç çekişmeler örgütü parçalanmış ve moralsiz bıraktı. Üstelik İşçi Partisi hem Galler hem Britanya parlamentosunu kontrol ederken saklanacak yer de kalmadı. Sorun şu ki, Keir Starmer değişim sözü verdi ama düzeni sürdürdü. Caerphilly, bu çelişkinin faturası gibi görünüyor.

Cardiff’in güneyindeki banliyölerle, sanayi sonrası vadiler ve Galce konuşulan batı arasında yer alan Senedd seçim bölgesi, uzun süredir “İşçi Partisi'nin güvenli bölgesi” olarak kabul ediliyordu. Bu nedenle kaybedilmesi büyük bir sembolik anlam taşıyor. Bu sonuç, Galler İşçi Partisi’ni bir arada tutan coğrafya, sınıf ve topluluk bağlarının kuruyup çatladığını gösteriyor.

Plaid’in zaferi, Galler siyasetinin hâlâ ahlaki bir enerji üretebildiğini gösteriyor. Ama artık bu enerji İşçi Partisi’nin mekanizmasından çıkmıyor. Plaid’in temsil ettiği siyaset tarzı, ilk kez, nostaljiye kapılmadan adalet isteyen; Westminster’a değil Galler’e dönük; popülist değil ilerici seçmenler için bir araç haline geldi. Bu anlamda Caerphilly seçmenleri artık İşçi Partisi’nin dilini konuşmuyor, çünkü İşçi Partisi onların dilini konuşmayı bıraktı.

Guardian yazarı Will Hayward, birçok insanın “göçmenlerden çok, göçmen karşıtlarından korktuğunu” gözlemledi. Onun vurguladığı bu nokta, kamuoyunun “sağduyusunun” artık salt ekonomiden ziyade etik değerlerin etrafında yeniden şekillendiği yönündeydi. Bu durum Keir Starmer için endişe verici olmalı, çünkü o ne kalbe hitap eden siyaseti ne de cebe hitap edeni kavrayabildi. Reform UK’in yükselişi, ahlaki bir hayal kırıklığının ne kadar kolayca nihilizme dönüşebileceğini gösteriyor.

Ancak Caerphilly’deki sınırlı etkisi, Galler’de sağ popülizmin hâlâ bir “vicdan duygusu” tarafından frenlendiğini de ortaya koyuyor. Yerel ve insani bir siyaset alternatifi sunulduğunda, Galler seçmeni hâlâ kini değil, vicdanı tercih ediyor. Yine de yetki devrimi sisteminin aritmetiği Reform UK’e 96 Senedd sandalyesinin 30’unu kazandırabilir — bu da Britanya genelindeki öfkeye Galler merkezli bir zemin oluşturabilir.

Galler’deki koşullar, Britanya’daki krizin küçük bir yansıması gibi görünüyor, tıpkı geçen yüzyılın başında olduğu gibi. O dönemde ülke, sanayi kapitalizmiyle, muhalif ahlakçılıkla ve işçi sınıfı isyanıyla şekillenen bir mücadeleye sahne olmuştu. Yüz yıldan biraz fazla zaman önce Galli madenciler, kilise merkezli liberalizmden sosyalizme yönelmiş; Britanya’yı bütünüyle dönüştürecek, ahlakçı radikalizmden materyalist radikalizme geçişin simgesi olmuşlardı.

İşçi Partisi'nin yeni Başkan Yardımcısı seçilen Lucy Powell, partinin "sol değerlere odaklanması gerektiğini" söyledi.

SOLUN YENİDEN DOĞUŞU

Bugün Britanya’yı tanımlayan meşruiyet, üretim ve kimlik krizlerinin tümü Galler’de de mevcut. Yıkılmış bir sanayi ekonomisinin yerini düşük ücretli, sendikasız hizmet işleri almış durumda; iktidarda ise yöneticilikle sınırlı bir siyaset anlayışına saplanmış bir parti var. Seçmenlerin İşçi Partisi’nden Plaid’e yönelmesi yalnızca parti değiştirmek değildi; hem maddi yaşamlarını koruyacak hem de ahlaki bir dil sunacak bir siyaset arayışını yansıtıyordu. Plaid’in geleceği — ve belki de Britanya solunun yeniden doğuşu — tam da bu zeminde belirlenecek.

Kaynak: The Guardian

Çeviren: Atahan UĞUR