Gazeteci kim?
Değerli ve nitelikli olarak yerine getirilmesi çok zor bir mesleği; kendilerine çıkar kapısı, tehdit malzemesi ve kalkan yapanlar cirit atıyor. Etik değerleri hiçe sayarak insan haysiyetiyle oynayan, haberciliği bıçaklayan bir anlayış çığ gibi yükseldi, yükseliyor.

Dilek Gappi - İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda gazetecilik; basın özgürlüğü ve düşünceyi açıklama/yayma özgürlüğü kapsamında korunur. Bu özgürlükler, halkın haber alma hakkını destekleyen temel haklar olarak düzenlenmektedir.
• Anayasa Madde 26 (Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti) bu kapsamda gazetecilik faaliyetlerini (haber toplama, yorumlama, yayımlama) korur.
• Madde 28 ise basın özgürlüğünü net bir şekilde tanımlar: Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirler alır.
Gazeteciler, toplumun doğru bilgi edinme hakkı adına hareket eder; bu nedenle basın, demokraside “dördüncü güç” olarak nitelendirilir. Böylesine kamusal bir işlev gören gazeteciliği günümüzde kimler yapıyor? Bir mesleği icra etmek için dijital platformlarda yazı yazmak yeterli mi? El değiştirmelerle medya kurumları, karanlık ellerin maşası haline gelirken daha ne kadar izleyeceğiz?
***
Son dönemin yeni bir tanımı var: “Türedi gazetecilik”.
Değerli ve nitelikli olarak yerine getirilmesi çok zor bir mesleği; kendilerine çıkar kapısı, tehdit malzemesi ve kalkan yapanlar cirit atıyor. Etik değerleri hiçe sayarak insan haysiyetiyle oynayan, haberciliği bıçaklayan bir anlayış çığ gibi yükseldi, yükseliyor.
Bu tür ‘sözde’ gazetecilerin gerçeklik ile yalan bilgi arasında yarattığı kaos; yalnızca gazetecilik mesleğini değil, tüm etik değerleri kirletiyor. Hakikatin peşinde koşan gerçek gazeteciler –kalemini satmamak için direnen onurlu meslektaşlarım– etraflarındaki iftiracı, sahtekâr, ikbal peşinde koşan ‘sözde gazetecilerden’ utanır hale geldi.
***
Bir büyük tehlike de medya sahipliği yapısında yaşanıyor.
Paranın hızla el değiştirdiği, yasadışı gücün siyasi erke dayanarak legalleşmeye çalıştığı, sanal kumardan uyuşturucuya kadar kirli paranın çeper çeper yayıldığı Türkiye panoramasında medya, önde gelen ‘aklama’ aracı artık.
Habercilik ve gazetecilikle ilgisi olmayan son yılların “türedi şirketleri”, medya alanında yatırım yaparak para aklıyor ve bu yolla saygınlık kazanmaya çalışıyor. Tabii ki itibara giden en kısa yol medya!
***
İsyanımız büyük. Bu gidişat durdurulmak zorunda.
• Basın meslek örgütlerinin önerileriyle yeni bir basın kanunu hazırlanması,
• Basın kartına değer kazandırılarak meslek örgütleri tarafından verilmesi,
• Medya sahipliği yapısında ortak çerçeve formülü getirilerek medyanın diğer ticari işlere kalkan yapılmasının önlenmesi,
• Odak şeffaflık ve çoğulculuk yaratılarak medya sahipliğinde yoğunlaşmanın engellenmesi,
• Dijital medya ağında gazetecilik derdi ve hedefi olanların sahiplik yapısında önlerinin açılması,
• Etik değerlerin öncüllenmesi adına “Etik Standartlar” getirilmesi ve sözde gazetecilerin meslek koridorundan çıkarılması öncelikli beklentilerimiz ve çağrımızdır.
***
Kamuoyunu aydınlatmakla yükümlü bir mesleğin temsilcileri olarak elimizdeki fenerin ışığı sönüyor.
Bir ülkenin demokratik kalitesini büyük ölçüde basınının kalitesi belirlediği düşünülürse, yaşanan kalitesizlik sadece bir sonuç.
Gazeteciliği aptallığa, cehalete, zorbalığa ve yalana karşı bir araç olarak gören gerçek gazeteciler cezaevlerine atılıp, gözaltı ve işsizlikle gözdağı verildikçe; ortalık uyuşturucuya, mafyaya, kara paraya, sanal kumara bulanmış tiplere, trollere, kediciklere kalır.
Acı ama sürpriz değil elbette…


