Google Play Store
App Store

Bir karış bile olsa ekecek toprağı olan şanslı. Yeşil biber, domates, maydonoz… Belki bir iki zeytin ve limon ağacı… Dallardan dökülen erikler, kayısılar… Yaza da kışa da yeter. Peki ya, değil ekip biçecek, şehirde ayağını basacak toprağı bile bulmakta zorlanan milyonlar? Markette pazarda cebine uygun meyve sebze arayacak. İktidarın henüz üzerinden dozerle geçmediği ağaçlardan toplanabilen zeytine bakacak. Evet, belki sadece bakacak. Peynirin yanından geçecek. Eti unuttu zaten. Alabildiklerini de sirkeli karbonatlı sularda bekletecek. İçine sinmeyecek çünkü. Ya üzerlerinde sağlığını bozacak tarım ilacı kalıntıları varsa?

***

2024 yılında Türkiye, Avrupa Birliği’nin (AB) gıda güvenliği kontrol sistemi olan Rapid Alert System for Food and Feed (RASFF) üzerinden en çok bildirim alan ülke oldu. Pestisit kalıntıları ve aflatoksin seviyesindeki fazlalıklar gibi nedenlerle pek çok ihracat ürünü sınır kontrolünden geri döndü. Sınır reddetme bildirimi, AB sınırında yapılan kontrollerde bir ürünün güvenlik standartlarına uymaması nedeniyle reddedilmesi demek. AB pazarına girmeyen ürünler, genellikle ihracatçı ülkeye geri gönderiliyor.

***

doğrulukpayı.com'da yer alan Eylül Büyüktunca’nın “2025'te Türkiye’nin Sınırda Geri Çevrilen İhraç Ürünleri” başlıklı yazısında RASFF verilerini yer verilmiş. Buna göre, 2025 yılının ilk yedi ayında toplamda 2932 bildirimin yapıldığı ve bunlardan 241’inin Türkiye menşeli ürünler olduğu görülüyor. Bunun 130’u sınır reddini içeriyor. 2024’te Türkiye’den ihraç edilen ürünlerde bildirilen sorunların başında aşırı aflatoksin ve pestisit geliyor. Okratoksin, toksik alkaloid ve biyolojik tehlikeler de diğer bildirilen tehlikeler arasında. Biyolojik tehlikeler büyük ölçüde salmonella kaynaklı olup, genellikle baharatlarda tespit edilmiş.

***

Nisan ayında Greenpeace Türkiye, “Pestisitler ve Çocuklar” başlıklı bir rapor yayımladı. Buna göre, markette satılan birçok sebze ve meyvede tehlikeli düzeyde pestisit kalıntısı bulunmuştu. Sonuçlar, İstanbul’daki beş zincir marketin ve semt pazarlarının raflarından alınan 155 örnekten 51’inin mevzuata uygunsuz olduğunu gösteriyordu. Gıda mühendisi Dr. Bülent Şık tarafından hazırlanan raporda, pestisit kalıntılarının özellikle çocuk sağlığı için ciddi risk oluşturduğu vurgulanıyordu.

***

Greenpeace’in, pestisit analizlerinin halka açıklanması için Tarım ve Orman Bakanlığı’na açtığı dava 18 Kasım’da sonuçlandı. Ankara 5. İdare Mahkemesi, pestisit kalıntı sonuçlarının gizlenmesini hukuka aykırı bularak işlemin iptaline hükmetti. Bakanlık, ‘analiz sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasının kamuya bir faydasının olmayacağını ve bunun iç ve dış ticarette olumsuz sonuçlara neden olabileceğini savunmuştu. Kamu yararı denince, adı üstünde toplumda ortak refah ve faydanın en üst düzeye çıkarılması akla gelmelidir. Bu başlık altında yapılan düzenlemeler de temel hak niteliğindedir ki bunun da en başında sağlık gelir. Dolayısıyla, öncelikli çocuklar olmak üzere hepimizin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek gerçekleri öğrenmemiz, ülkenin iç ve dış ticaretinin geleceğinden daha önemli.

***

Tarım ve Orman Bakanlığı, pestisit limitlerini güncelleyerek AB standardının getirildiğini açıklasa da, ürünler sınırdan geri çevrilmeye devam ediyor. diken.com'dan Ayşegül Kasap’ın 3 Aralık tarihli kapsamlı haberinde, son iki haftada Türkiye’den Avrupa’ya gönderişen 31 ürünün ‘zehir’ ve ‘kansorejen’ madde tespiti gerekçesiyle iade edildiğine yer verilmiş. Lider kuru incir. Polonya, Türkiye’den aldığı kuru incirlerde izin verilen limitin beş katı Aflatoksin B1 tespit etmiş. Total aflatoksin miktarıysa güvenli limitin üç katı fazla çıkmış. Kasap, tespit edilen maddelerle ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı sitesinde yer alan tanımları da aktarmış: “Aflatoksinler, kuvvetli zehir ve kanserojen maddelerdir. En zehir etkili olanı hem kanser hem de gen yapısını değiştirebilen Aflatoksin B1’dir.”

***

Gıda güvenliğimiz konusunda endişelenmemek imkânsız. Diyeceksiniz ki ne için endişe etmiyoruz ki zaten? Gıdaya ulaşmak konusunda yoksulluk bir meseleyken, ulaştıklarımızın da sağlığımızı tehdit edip etmeyeceğinden emin olamamamız diğer bir mesele. Tarım arazilerinin pestisitle zehirlenmesi bir meseleyken, adım adıma imara açılmaları diğer mesele. Gıda kıtlığına doğru sürükleniyor olmamız bir meseleyken, zeytin ve meyve ağaçlarının yüzer biner kesilip bağ bahçenin maden şirketlerine peşkeş çekilmesi diğer mesele. Migros İcra Kurulu Başkanı Ömer Özgür Tort, “üretici kazanamadığı için üretmek istemiyor. Gıdasız kalma riski çok ciddi” diye uyarıyor. Üretici mağdur, tüketici mağdur. İktidar ise, çocuklar için sağlıklı bir gelecek inşa etmekle ilgilenmediği gibi, haklarını arayan öğrencileri tutuklamakla meşgul.