Google Play Store
App Store

Dünkü basın bir haberi hak ettiği titizlikle olmasa da öne çıkardı.



Bazı duyarlı gazeteler işin vahametinin farkındaydılar.



Aslında yıllardır tekrarlanan ve ülkedeki faşist anlayışların başvurduğu bu “tehlikeli oyun”, yine sahneye konmaya çalışılıyor…



AleviSünni Çatışması!



Geçen yıldan beri “bu oyunun” provaları küçük küçük yapılıyor!...



****



Dünkü haber;



“ Malatya’nın Doğanşehir İlçesine bağlı Sürgü Beldesinde “Ramazan Davulcusu” ile tartışan bir “Alevi aileye” yapılan tekbirli saldırıydı!..”



Kapısının önünde tahrik edercesine davul çalanları,rahatsız olduğu gerekçesiyle uyaran aileye mahalleli saldırmış!..



insanlar, Alevi ailenin evini taşlamış!..Ahırlarını yakmışlar!..



****



İlginçtir!..



Taşlanan evin kimliği biliniyor.



Oturumların dağınık olduğu mahallede  bu ev, dışlara doğru ve bahçe içinde yer alıyor!..



Yani davulcu yoldan geçmiyor,münhasıran o avluya giriyor!..



Olayın içinde tahrik olduğu belli!..



Belde sancılı!..



Ve Klasik AKP Valisinin beyanı da belli!..”Önemli değil!”



****



Oysa olay duyulur duyulmaz Beldeye CHP Malatya MV. Veli Ağbaba, Tunceli MV. Hüseyin Aygün, Eskişehir MV. Kazım Kurt ile İstanbul MV. Müslim Sarı’dan oluşan bir heyet gitmiş...



AKP Malatya MV’leri de beldeye ulaşmış.



Aile ve mahallelilerle konuşmuşlar.



Halkı sakinleştirmeye çalışmışlar!...



Burada Veli Ağbaba önemli bir vurgu yapıyor! “Belde de ciddi bir güvenlik zafiyeti var!”.



****



Anımsarsanız!.



Bundan birkaç zaman önce Adıyaman Merkeze bağlı Karapınar Mahallesinde “Alevi evlerinin” kapılarına bir takım işaretler konmuştu.



Ev sahipleri Çorum, Kahramanmaraş ve Sivas’ı hatırlayarak çok tedirgin olduklarını söylemişler, Adıyaman Valiliğine “suç duyurusunda” bulunmuşlardı.



Daha sonra Başbakan meydanlara çıktı, “olayın abartıldığını ve çok önemli bir olay olmadığını” söyledi.



İç İşleri Bakanı olayı  “bir takım çocukların yaptığı işler” olarak niteledi!.



Vali soruşturma açacağını beyan etti.



Aradan 8-9 ay geçti, ama hala ne sonuç alındı kimse bilmiyor!?::



****



Benzeri şikâyetler Türkiye’nin her yanından geliyor.



AKP iktidarına karşı Alevi yurttaşların “güveni kalmadığına” dair açıklamalara daha sık rastlanıyor.



 “Alevi Örgütleri”; Cem evi Cümbüş yeri!” diyen zihniyeti her vesileyle kınıyor!…



Hükümetin yaptığı göstermelik “Alevi Açılımının” bittiğini herkes biliyor!...



“Dindar ve kindar Gençlik” yetiştirmeyi hedefleyen İktidarın, Alevileri yok saydığı anlaşılıyor!.



Çünkü Alevilerin hakları olan “Alevi İnancının ve ibadetinin sürdürülmesi” için öne çıkardıkları isteklerini karşılamak istemiyor!



Mesela; Aleviler, “zorunlu din dersine” karşı tüm uluslar arası ve iç hukuk yolarını kullanarak kazandıkları haklarını AKP’den alamıyorlar.



Üstelik, okullarda çocuklarına daha da yoğun Sünni öğretisi verilmesi yönünde hazırlıklar yapıldığını görüyorlar!.



****



En son TBMM’de  “Cem evi açılmasını” isteyenlere Meclis Başkanı, Diyanet Başkanlığının fetvası gereğince, izin vermeyeceğini açıklaması,



Daha sonra ,Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin “Alevilerin ibadet yerinin Cem evleri” olmadığına dair karar vermesi, bardağı taşıran son damla oldu!..



Diyanet İşleri Başkanlığı  “Cami ve mescit dışındaki yerlerin ibadethane olarak kabul edilmesi mümkün değildir” diyerek noktayı koydu!.



****



Bu kararlar kabul edilemez!



Nitekim açıklanan bu tavır, tüm yurtta, Alevi örgütlerince kitlesel gösterilerle protesto edildi.



ABF Örgütlenme Sekreteri Atilla Önder, “yargı kararının vicdanlarda ve gönüllerde kabul görmediğini” belirtti.



Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Kemal Bülbül ise; “AKP tipi şeriatın Türkiye’ye geldiğini kaydetti”.



Hacı Bektaşi Veli Anadolu  Kültür Vakfı ( HBVAKV )Genel Başkanı Ercan Geçmez, “Yargıtay’ın kararını tanımadıklarını, çünkü yargının insanların inanç merkezini belirleyecek seviyede olmadığını ve böyle bir görevinin de bulunmadığını” belirtti!...



Haklılar!



Yargı insanın neye inanacağına,nasıl ve nerede ibadet edeceğine karışamaz!.



Aksine Laik ve hukukun üstünlüğüne inanan ülkelerde Devletin asıl görevi,” inanç ve ibadet özgürlüğünü güvence altına alma zorunluluğudur!”....



****



Şayet Alevi inancı;” Cem evi bizim ibadethanemizdir.” diyorsa,



demokratik bir ülkede söylenecek başka söz olamaz!..



Bu durumda siyasi yönetim ve hukuk düzeni, “yurttaşlarının inanç özgürlüğü ve ibadet hakkını kullanabilmeleri” adına yasal düzenlemeler yapar.



Oysa AKP anlayışı kendi gibi inanmayana , gerek yasama organında gerekse yargıda sahip çıkmıyor!.



Aksine bazen sinsice,bazen alenen o inanç üzerinde  baskı kurmaya çalışıyor!..



Hatta onlara düşman gibi davranıyor!



****



Tek tipleşmek için yapılan “baskı anlayışı” demokrasiye inanılmadığını gösterir!..



Ondan da öte “Sünni İslami” ülkede tek egemen inanç sistemi olarak yerleştirmek,farklı inançları dışlamak olacaktır ki bu da, çatışma ve bölünme sonucunu getirir!..



****



AKP kendinden önceki düzeni hep, ne giyeceğimize, ne düşüneceğimize karışıyorlar!” diye eleştirdi!



Şimdi AKP neye inanacağımıza ve nasıl ibadet edileceğine karışıyor!..



İnsanların doğrudan yaşam biçimine müdahale ediyor!..



****



Bu tehlikeli gayretkeşlik bu güne kadar ülkede çok büyük olaylara neden olmuştur.



Bırakın ülke bütünlüğünü, ya da demokrasiyi,insan için en temel hak olan “inanma hakkını” yok saymak, insanlığı hepten silmek demektir!...



İnsanın en hassas ve en değerli niteliği olan inancına “baskı” uygulamak o insanı dışlamak demektir!..



Faşist zihniyetinin vahşi uygulamalarına, işkence ve türlü kötü muameleye rağmen insanlar, inançlarını değiştirmemişlerdir!..,



İbadethanelerini canları pahasına korumuşlardır!.



Anadolu’da asırlardır hüküm süren alevi katliamlarına rağmen Aleviler, ne inancını ne de Cem evini bırakmamaışlardır!..



****



Son söz olarak;



Bir insanın neye inanacağına ve ibadetini nasıl ve nerede yapacağına devletin kurumları karar veremez!. Buna faşizm denir!



Diyanet, Sünni toplumun bütününü dahi kontrol altında tutamaz iken, Aleviler için  fetva vermesi vahimdir!..



Yargının ise “bu  fetvayı” temel alarak “Cem evini tanımaması” çağımızda utanç vericidir!..



****



Bugün ülkeyi baskıcı ve hegomanik tek parti anlayışını yönetiyor!.



Böyle bir  anlayışın olduğu yerde demokrasi,hak,özgürlük ve eşitlik oluşamaz!..



Bu toplumun en can alıcı değerleriyle oynayanlar, altından kalkamayacakları bir çatışmayla karşı karşıya kalırlar!..



Sınır komşularımızda gelişen olaylar ışığından bakıldığında, görülen o ki,” yakın bir tehlike kapımıza dayanmak üzeredir!”