Google Play Store
App Store

Geçtiğimiz Cuma günü TTB ve İstanbul Tabip Odası’nın eski Genel Sekreteri Dr. Şükrü Güner’i kaybettik. Hepimizin Şükrü Abi’sini.

İlk ve orta öğrenimini 1949 yılında doğduğu Konya’da tamamladıktan sonra 1966 yılında İstanbul Tıp Fakültesine girmişti Şükrü Abi. Öğrencilik yıllarında 1968 öğrenci eylemlerinin ön saflarında yer almış, Öğrenci Temsilciliği, Öğrenci Cemiyeti Başkanlığı görevlerinde bulunmuştu. Bu eylemler sonucunda öğrencilerin fakülte yönetimine katılma kararının kabulüyle, şimdilerde hayal gibi geliyor, Fakülte Yönetim Kurulu üyeliği de yapmıştı.

Tıp fakültesini bitirdikten sonra SSK Samatya Hastanesi’nde ortopedi ihtisasına başlamıştı. İhtisasını bitirdikten sonra da emekli oluncaya kadar SSK Eyüp Hastanesi’nde ve Eyüp’teki muayenehanesinde çalışmıştı.

***

TTB’de on sekiz yıl Başkanlık yapan Dr. Erdal Atabek’le tanışıklıkları SSK Samatya Hastanesi zamanlarındandı.

O yıllarda TTB’nin merkezi İstanbul’daydı. Erdal Atabek ve arkadaşları 1960’ların ikinci yarısında TTB yönetimine gelmişlerdi. O zamana kadar TTB daha çok Bakanlık bürokratlarının, klinik şeflerinin yöneticilik yaptığı, ağırlıklı olarak da serbest hekimler arası rekabet, doktorların simsar kullanması gibi meselelerle uğraşan yarı resmi bir devlet dairesi gibiydi.

Erdal Atabek’in Başkanlığıyla birlikte TTB korporatist bir meslek örgütünden toplumcu bir mücadele örgütüne dönüşmüştü. Yürüyüşler, boykotlar, iş bırakmalar, grevler, eylemler birbirini takip etmişti.

Erdal Atabek’in TTB Başkanlığı yaptığı 1966–1984 yıllarında Şükrü Abi de 1977’de TTB Genel Sekreteri olmuştu. TTB’nin muhalif bir mücadele örgütü olmasından rahatsız olan 12 Eylül’cülerin TTB’nin merkezini Ankara’ya taşıdığı 1984 yılına kadar da devam etmişti.

O yıllar aynı zamanda faşist terörün yoğun olduğu zamanlardı. İstanbul’da faşistlerin cinayetlerinin en yoğunlaştığı bölgelerden biri de Mecidiyeköy’dü. Nitekim TTB Merkez Konseyi üyesi diş hekimi Sevinç Özgüner de Mecidiyeköy civarında konuşlanan faşistler tarafından bir sabaha karşı evini basılarak vahşice öldürülmüştü. TTB’de yıllarca birlikte çalıştıkları Sevinç Abla için yıllar sonra yaptığımız anma toplantılarında konuşurken hala gözleri yaşarırdı Şükrü Abi’nin.

***

İstanbul 1 No’lu Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından TTB Merkez Konseyi üyelerine açılan ceza davasının da sanıkları arasındaydı Şükrü Abi. O dönemde hakkında arama kararı da çıkarıldığını, ancak bir ara Devlet Bakanlığı da yapacak olan Şükrü Sina Gürel ile isim karışıklığı sayesinde kurtulduğunu anlatırdı sonraki yıllarda.

TTB merkezi Ankara’ya taşındıktan sonra da meslek örgütü için çalışmaktan vazgeçmemiş, İstanbul Tabip Odası’nda 1986-1990 arası Genel Sekreterlik, 1992-1994 arasında da Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştı Şükrü Abi. Sonrasında on yıl TTB Yüksek Onur Kurulu üyeliği ve TTB delegeliği ile devam etmişti.

TTB örgütünün canlı hafızası gibiydi. TTB tarihinin elli yılında bizzat yer almış, özellikle de seksenlerden sonra meslek örgütünde çalışmaya başlayan genç kuşak için tecrübe aktarımı ve geleneğin sürmesinde yol gösterici olmuştu.

Zamanında Erdal Atabek ve diğer TTB Merkez Konsey üyeleriyle Haydarpaşa Gar Lokantası’nda başlayıp, yataklı trenin yemekli vagonunda devam eden yolculuklarından anıları hepimiz için öğretici birer sohbet olurdu.

O geleneği de hiç bozmamıştı Şükrü Abi. Ankara’ya hep trenle giderdi. Bir keresinde bir TTB Kongresine hep birlikte gitmiş, öncesinde gene Gar Lokantası’nda buluşmuş, yol boyunca da yemekli vagonda anılarını dinlemiştik. Anlatırken hep o eski günlerin, o eski arkadaşlıkların özlemi yansıyordu sesine.

***

Meslek örgütünde geçirdiği elli yıllık tecrübesiyle her zaman sakin ve soğukkanlıydı. En katılmadığı görüşleri bile sükunetle dinler, sakin sakin cevap verirdi.

Toplantılarda, TTB ya da İstanbul Tabip Odası Genel Kurullarında kürsüye çıktığında, bir elinde yakın okuma gözlüğü, tane tane konuşur, o konuşurken herkes dikkatle dinlerdi.

İstanbul Tabip Odası seçimlerine zaman zaman birlikte, bazen de ayrı listelerde girsek de abiliğini hiç esirgemezdi bizden. Biz de her zaman saygılı davranırdık. Sadece tecrübesiyle değil bu olgun tutumuyla da hepimiz için iyi bir abi, iyi bir öğretmedi.

Güle güle Şükrü Abi. Işıklar içinde uyu.